Astar nedir, Astar ne demek

Astar; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

  • Giyecek, perde, çanta, ayakkabı vb. şeylerde, kumaşın veya derinin iç tarafına geçirilen ince kat
  • Sıvanacak, boyanacak yerlere boyadan önce sürülen kat.
  • Gemicilikte bir şeyi sağlamlaştırmak için kullanılan bez, halat, ağaç vb.

"Astar" ile ilgili cümleler

  • "Siz hiç eski tahtalara yağlı boya yaptınız mı? / Bütün iş ilk çekilen boyadadır, astarda" - B. Necatigil

Yerel Türkçe anlamı:

[Bakınız: arıstak]

Yassı altın parçası.

Tavan.

Tavan.

Alt.

Pencere ve kapı gibi yerlerin tahtasız direklenmiş tavanı.

Yapılarda toprak ile ağaç arasındaki açıklık.

Tavanın ince alt tahtası.

Tavanın ince, alt tahtası.

Halı ve kilim dokumaya yarıyan, ikisi yanda, ikisi altta ve üstte dört ağaç, tezgâh.

Tavan (Ç. Çiftliği)

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Duyarkatın tabana sağlamca yapışmasını sağlamak amacıyla tabana çekilen yapışkan kat.

Bilimsel terim anlamı:

II) Temel boya ya da metal örtme işlemi uygulanmadan önce, yapılmış olan örtme işlemi ile yüzeyin kazandığı örtü.

(I) Özel tuğla ya da özel plastik özdeklerden yapılmış, fırın ve yunaklarda yalıtkan olarak kullanılan kat.

İngilizce'de Astar ne demek? Astar ingilizcesi nedir?:

lining, undercoating, substratum, adhesive substratum

 

Osmanlıca Astar ne demek? Astar Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

astar

Astar hakkında bilgiler

Astar, tekstil ve giyim sektöründeki ürünlerin vücuda temas eden yerlerinde kumaş ya da kullanılan derinin üzerindeki kimyasalların deri ile temas etmesini önlemek ve olası sürtünmeden ötürü vücut derisinin tahriş olmaması için kullanılan ara malzeme.

Astar ile ilgili Cümleler

  • Tüh, ceketimin astarı söküldü.
  • İşin aslını astarını bilmeden beni hapse koydunuz değil mi?
  • Bu ceket kürkle astarlanmıştır.
  • Bu iddianın aslı astarı yok.

Astar kısaca anlamı, tanımı:

Kumaş : Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma. Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme.

Derin : Uzun süren. Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan. Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan. İçten gelen. Yoğun. Ayrıntılı. Yüzeyden içeri inen. Dip.

Astarı yüzünden pahalı olmak : Bir işin ayrıntılarına harcanılan para veya emek, elde edilen sonucun değerini aşmak.

Astar bol olmayınca yüze gelmez : "bir iş yapmak için gerekli olan şeyler, ölçü biraz geniş tutularak hazırlanmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Astar sürmek : Astar boyası ile boyamak.

Astar boyası : Boyacılıkta asıl boyadan önce sürülen, kiri kapatmak ve sürülecek boyanın dayanıklılığını artırmak için kullanılan boya. Üzerine resim yapılacak bezin veya duvarın yağlı boyayı emmesi için resim yapılmadan önce sürülen boya.

Astar kaplama : Kontratablalarda körağacın biçim değiştirmesini önlemek amacıyla iki yüzüne yapıştırılan kaplama katı.

Aslı astarı : İçyüzü, gerçek şekli, aslı faslı.

 

Astarlama : Astarlamak işi.

Astarlamak : Boyacılıkta, astar vurmak, astar sürmek. Astar geçirmek.

Astarlanmak : Astar geçirilmek.

Astarlatmak : Astar yaptırmak veya geçirtmek.

Astarlı : Astar geçirilmiş, astarlanmış.

Astarlı zarf : İç yüzüne ince bir kâğıt geçirilmiş zarf.

Astarlık : Astar olmaya elverişli (kumaş vb.).

Astarya : Bir gemiye yükleme veya boşaltma için tanınan süre.

Aslı astarı olmamak : Gerçekliği, doğruluğu bulunmamak.

Yüz bulunca astar istemek : Yüz verince astar istemek.

Yüz verince astar istemek : Kendisine gösterilen küçük bir ilgiden şımararak geniş yetki elde etmeye, daha çok yarar sağlamaya çalışmak.

Giyecek : Giysi.

Perde : Doğruyu görmeye engel olan şey. Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar. İki yeri birbirinden ayıran bölme. Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer. Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey. Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü. Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri. Seste pes perde. Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi. Katarakt.

Çanta : Kösele, meşin, kumaş vb. hafif malzemeden yapılıp büyüklüğüne göre para, evrak, yiyecek vb. koyup taşımaya yarayan kap.

Ayakkabı : Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılmış olan giyecek, başmak, pabuç.

Taraf : Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Yön, yan, doğrultu. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Yöre, yer.

İnce : Hafif, gücü az. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Tiz (ses), pes karşıtı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Zayıf. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Taneleri ufak, iri karşıtı. Ayrıntılı.

Boyana : Boyna.

Tekstil : Dokumacılık. Dokuma.

Astar kurdu : Evlerde bulunan bir çeşit böcek.

Astar sürmek : astar boyası ile boyamak.

Astar vurma : [Bakınız: astarlama]

Astarak : Tavan arası. Tavan ağaçlarının sonundaki aralık. bk. arıstak (I)- bk. arıstak (I)- Yüksek yer.

Astarı yüzünden pahalı olmak : bir işin ayrıntılarına harcanılan para veya emek, elde edilen sonucun değerini aşmak.

Astarlanma : Astarlanmak işi.

Astarlatma : Astarlatmak işi.

Astarsız : Astarı olmayan.

Diğer dillerde Astar anlamı nedir?

İngilizce'de Astar ne demek? : [A* search algorithm] n. lining, undercoat, foundation, coating on an inside surface

Fransızca'da Astar : doublure [la]

Almanca'da Astar : n. Futterstoff

Rusça'da Astar : n. подкладка (F)