Local time türkçesi Local time nedir

  • Yerel saat.
  • Mahalli saat.
  • Uzay alanında kullanılır.
  • Yerel ya da lokal saat.
  • Lokal saat.
  • Belirli bir coğrafi bölge içindeki zaman.
  • Yerel zaman.
  • Yerel sögen.
  • Gözlem yerine, daha doğrusu gözlem yapılan noktaya ilişkin zaman.

Local time ile ilgili cümleler

English: What's the local time in Tokyo now?
Turkish: Tokyo'da şimdi yerel saat nedir?

Local time ingilizcede ne demek, Local time nerede nasıl kullanılır?

Local : Banliyö treni. Yerli. Sakin. Odaksal. Lokal. Bar. Yerel gazete. Şehir içi. Yerel haber. Bölgenin yerlisi.

Time : Müddet. Süre tutmak. Akıp giden olayların tekrar eden gök olaylarına göre sıralanmasından doğan bir kavram. güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına (saat açısına) karşılık bir ölçü. Önel. Süre. Bilgisayar, hukuk, uzay, jeoloji alanlarında kullanılır. Zamanlama yapmak. Kere. Kez. Kurmak.

Local address : Yerel adres.

Local administration : Mahalli idareler. Mahalli idare. Yerel yönetimler. Yerel yönetim.

Local amyloidosis : Yerel amiloidozis. Bir organ veya dokuda sınırlı bir alanda amiloid maddesinin hücre dışı birikimi. kedilerde şeker hastalığında pankreasın langerhans adacıklarında, medullar tiroit adenokarsinomu ve feokromositom gibi tümörlerde görülür.

Local anaesthetic : Lokal anestetik. Lokal anestezi. Lokal anestezik. Lokal anestezide kullanılan ilaç.

 

İngilizce Local time Türkçe anlamı, Local time eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Local time ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Airglow : Gece boyunca gökyüzünde gördüğümüz donuk ışık; gece aydınlığı. Gök aydınlığı.

Albedo : Beyazlık derecesi. Aklık (astronomi terimi). Aklık derecesi (astronomi terimi). Albedo. Işınım yapmayan bir gökcisminin yansıttığı ışığın aldığı ışığa oranı. Turunçgillerde kabuğun beyaz iç bölümü. Aklık dercesi. Kendi ışık yaymayan göcisimlerinin yansıttığı ışık oranı. Aklık derecesi.

Absorptive power : Emme veya soğurma eğilimi. Soğurma gücü. Bir ortamda, bir cisme giren ışığın çıktıktan sonraki yeğinlik azalma niceliğinin giren ışık niceliğine oranı. Emici güç. Boya alış gücü. Emebilme gücü veya kapasitesi.

Aerolite : Aerolit. Taşımsı göktaşı. Demire göre taş oranı yüksek olan göktaşı türü. Havataşı. Göktaşı. Meteorit veya meteor taşı. Meteorit.

Altair : Kartal'ın a yıldızı. Aquila (kartal) takımyıldızı'nın en parlak yıldızı. Uçucu (a aql). Eltair.

Absolute parallax : Salt ıraklık açısı. Başka yıldızlarla bağlantı kurmadan üçgenölçümsel olarak belirlenen ıraklık açısı.

Absolute orbit : İki cisimden her birinin kütle merkezine göre çizdiği yörünge. Salt yörünge.

Accidental error : Rasgele yanılgı. Rasgele hata. Tesadüfi hata. İstemeyerek yapılan hata. Dizgeli herhangi bir etki dışında, kurala ve düzene bağlı olmadan yapılan ölçü yanılgısı. Rastlantısal hata. Arızi hata.

Adhara : Büyükköpek'in e yıldızı. Adhara (cma).

Almak : Andromeda'nın y yıldızı. Elmak (yand).

Local time synonyms : acceleration due to gravity, achondrite, absolute brightness, absolute value, accuracy, absorption line.