Luckier türkçesi Luckier nedir
Luckier ile ilgili cümleler
English: You've been luckier than most people.
Turkish: Birçok insandan daha şanslısın.
English: My friend was luckier than me.
Turkish: Arkadaşım benden daha şanslıydı.
English: Edgar Degas was luckier than many painters.
Turkish: Edgar Degas birçok ressamlardan daha şanslı idi.
English: You've been luckier than me.
Turkish: Benden daha şanslısın.
Luckier ingilizcede ne demek, Luckier nerede nasıl kullanılır?
Pluckier : Yiğit. Acar. Gözü pek. Yürekli. Atılgan. Yılmaz. Cesur. Azimli. Koçak.
Unluckier : Uğursuz. Meymenetsiz. Aksi. Başarısız. Talihsiz. Şanssız.
Luckiest : Talihli. Uğurlu. Şanslı.
Pluckiest : Yılmaz. Azimli. Yiğit. Yürekli. Gözü pek. Koçak. Acar. Cesur. Atılgan.
Unluckiest : Aksi. Şanssız. Uğursuz. Talihsiz. Meymenetsiz. Başarısız.
Clucking : Gıdaklamak. Aptal kimse. Gıdıklamak. Avanak. Gıdaklama.
Unluckiness : Kötü şansa sahip olma durumu. Talihsizlik. Başarısızlık. Şanssızlık.
Pluckiness : Yiğitlik. Atılganlık. Cesurluk.
Luckily : Rastlantı eseri. Tesadüfen. Şansa bak ki. Şans eseri. Neyse ki. Talihine. Allah'tan. Allahtan. Bereket versin ki. İyi ki.
Clucking hen : Cork tavuk. Kuluçka tavuk.
İngilizce Luckier Türkçe anlamı, Luckier eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Luckier ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Dexter : Sağda olan. Sağa ilişkin. Sağa sarmal. New mexico eyaletinde yerleşim yeri. Sağ, sağ taraf, sağda olan. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Maine eyaletinde yerleşim yeri. İowa eyaletinde şehir. Sağ.
Scrunch : Kırışmak. Çömelmek. Buruşmak. Çatırdatmak. Çatırdamak. Sığıştırmak. Hışırdatmak. Çıtırdamak. Sığışmak. Çatır çutur yemek.
Crease : Pot. Kat. Kırışıklık. Kırıştırmak. Pli. Buruşturmak. Buruşmak. Kırışmak. Buruşukluk. Donatılan ağlarda yakalara geçirilen ağa verilen fazlalık.
Crinkle : Kırışık. Hışırdatmak. Büzüşmek. Kırıştırmak. Buruşmak. Buruşturmak. Kırışmak. Katlamak. Hışırdamak. Karıştırmak.
Blessed : Bereketli. Huzurlu. Allah'ın. Mübarek. Kutsanmış. Mutlu. Kutsal. Mutluluk veren.
Locker room : Dolaplı sporcu odası. Soyunma giyinme odası. Sporcuların elbiselerini bıraktığı dolaplı oda. Soyunma odası.
Jammy : Şans. Ballı. Birinci sınıf. Kaliteli.
Fortunate : Mesut. Bahtı açık. Hayırlı. Kısmeti açık. Bahtiyar.
Draw : Kura. Berabere biten oyun. Bir çek veya poliçenin düzenlenerek imza edilmesi ve ilgiliye gösterilmek üzere lehtara veya hamile verilmesi işlemi. Çekiliş. Çekim. İlgi çekici şey. Devam etmek. Çizmek. Yem. Bir oyunu takımların golsüz ya da eşit sayıda gol atarak bitirmesi.
Rumple : Buruşmak. Dağıtmak. Darmadağın etmek. Karıştırmak (saçı). Karmakarışık etmek. Karman çorman etmek. Kırışık. Örselemek. Kırıştırmak. Buruşturmak.
Luckier synonyms : glory hole, storage locker, ruckle, fortuitous, knit, well, wrinkle, propitious, auspicial, born under a lucky star, sonsy, happy, auspicious, crisp, luckiest, cabinet, in luck, lucky dog, chanciest, providential, prosperous, well off, cockle, compartment, chancier, lucky, lazaretto, crumple, chancy, scrunch up, happiest, happier.
Luckier zıt anlamlı kelimeler, Luckier kelime anlamı
Unluckily : Aksi tesadüf. Ne yazık ki. Talihsizlikle. Maalesef. Şanssızlık eseri.
Unfortunately : Ne yazık ki. Aksi gibi. Maalesef.

Bu kısımda Luckier kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Luckier ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Luckier anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Luckier ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.