Müre nedir, Müre ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Demircilerin demir delmek için kullandıkları bir araç.

Müre ile ilgili Cümleler

  • Bazı mürekkep balıklarının kabukları vardır.
  • Mürekkep hala ıslak.
  • Mürettabat büyüktür.
  • Mürekkep kullanmak zorunda mıyım?
  • Ali masanın üzerine mürekkep döktü.
  • Kaptan emir verdiğinde, mürettebat uymalıdır.
  • Mürekkebi sıçratmamaya çalışın.
  • Dolma kalemimin mürekkebi tükendi.
  • Mürekkeple mi yazmak zorundayım?
  • Siz balık pazarında mürekkepbalığı satın alabilirsiniz.
  • Mürettebatında kaç kişi var?
  • Mürettebat takıp çıkartılabilen modül kullanarak su altı aracına girebilir.
  • Mürettebat gergin.
  • “Şöyle az buçuk mürekkep yalamış bir insanı böylesine üç nutuk çılgına döndürür.”
  • “Herhâlde aile terbiyemin, görgümün ve az buçuk mürekkep yalamış olmamın da bu Tanrı vergisini beslemekte tesiri olacaktır.”

Müre ile ilgili Atasözü veya Deyim

mürekkebi kurumadan bozmak : kararı, sözleşmeyi, anlaşmayı yazılmasından çok kısa süre sonra bozmak.

mürekkep olmak : -den oluşmak.

mürekkep yalamak : çok okumuş, yazmış olmak.

mürekkep yalamış : öğrenim görmüş, kültürlü.

Müre anlamı, kısaca tanımı

Kestane mürekkep hastalığı : Kestane ağaçlarını sarartıp kurutan ve kabuk altındaki mürekkebimsi sızıntılarla tanınan ilkel mantar hastalığı

 

Mürebbe : Salça.

Mürefte : Tekirdağ şehri, Mürefte nahiyesine bağlı bir bölge.

Mürekkep balıkları : [Bakınız: kafadan ayaklılar]. Yumuşakçalar (Mollusca) şubesinden, ağızları etrafında üzerinde vantuzlar bulunan 8 veya 10 koldan oluşmuş bir çelenk bulunan, kabukları körelmiş veya hiç bulunmayan, çoğu mürekkep bezine sahip olan türleri içeren bir alt sınıf.

Mürekkep kesesi : Mürekkep balığı gibi kafadan ayaklı yumuşakçalarda savunmaya yarayan kara bir madde salgılayan kese. Mürekkep balığı gibi kafadan ayaklı yumuşakçalarda savunmaya yarayan siyah bir madde salgılayan kese. Kafadan-ayaklılarda savunmaya yarayan kara bir madde salan bir kese.

Mürekkep lekesi ölçeri : Üzerinde türlü renklerdeki mürekkep lekelerinin bulunduğu bir dizi karttan oluşan, kişiliğin yapısını ve uyumunu değerlendirmeye yarayan ölçer.

Mürekkep yumağı : (Resim) Oymabaskı resimde, maden plaklarının yüzeyindeki kazınmış yerlere mürekkep yedirmek için kullanılan bez yumak. a. bk. oymabaskı.

Mürekkepçilik : Mürekkepçinin yaptığı iş.

Mürekkepsiz : Mürekkebi olmayan.

Müreks : Dikenli salyangoz.

Müren : Güzel. Irmak, nehir, akarsu.

Müren balığı : Kemikli balıklardan, müren balıkları (Muraenidae) familyasından, vücudu çıplak, derisi oldukça kalın, sivri dişlerin dip kısımlarında zehir bezleri bulunan, boyu 2 m olabilen bir tür.

Örtme mürekkebi : Filmin bazı yerlerini, özellikle ses yolundaki ek yerlerini örtmekte kullanılan çabuk kurur, ışık geçirmez, siyah mürekkep.

Sivri dişli müren : Boyu 120 cm olabilen, Akdeniz’de dağılım gösteren, göğüs ve karın yüzgeçleri olmayan, 1–10 m arasında kayalık zeminlerde yaşayan demersal tür.

 

Tuşe mürekkebi : Taşbaskıda kullanılan, içinde yağ bulunan bir çeşit mürekkep.

Çini mürekkebi : Simsiyah, ince ve solmaz bir is mürekkebi.

Kopya mürekkebi : Yazısı, üzerine konulan kâğıda ancak ıslatıldığında çıkan mürekkep.

Mürebbi : Bir çocuğun eğitim ve bakımıyla görevlendirilmiş erkek.

Mürebbiye : Bir çocuğun eğitim ve bakımıyla görevlendirilmiş kadın.

Mürebbiyelik : Mürebbiye olma durumu. Mürebbiyenin görevi.

Müreccah : Yeğ.

Müreffeh : Gönençli.

Müreffehen : Gönençle, sıkıntısız bir biçimde, bolluk içinde.

Mürekkep : Yazı yazmak, desen çizmek veya basmak için kullanılan, türlü renklerde sıvı madde. Birleşmiş, birleşik. -den oluşmuş.

Mürekkep balığı : Kafadan bacaklılardan, ılıman ve sıcak denizlerde yaşayan, eti yenen, kendini korumak için siyah renkli bir sıvı salarak suyu bulandıran bir yumuşakça, sübye (Sepia officinalis).

Mürekkepçi : Mürekkep yapan veya satan kimse.

Mürekkepleme : Mürekkeplemek işi.

Mürekkeplemek : Mürekkep sürmek, mürekkep dökerek veya damlatarak bir yüzeyi lekelemek.

Mürekkeplenme : Mürekkeplenmek işi.

Mürekkeplenmek : Mürekkep sürülmek, dökülmek veya damlatılmak.

Mürekkepli : Mürekkep sürülmüş, dökülmüş veya damlatılmış olan. İçine mürekkep konularak kullanılan.

Mürettebat : Gemi, uçak vb. taşıtlardaki görevlilerin tümü. Bir iş için görevlendirilmiş özel birlik.

Mürettep : Dizilmiş, dizili. Gizli bir amaçla düzenlenmiş, yapılmış (iş). Sonradan düzenlenmiş, derlenmiş.

Mürettip : Dizgici. Düzenleyen, hazırlayan, sıraya koyan.

Mürettiphane : Bir basımevinde dizgicilerin çalıştığı bölüm.

Mürettiplik : Dizgicilik.

Mürevviç : Bir düşüncenin taraftarı veya yayıcısı.

Diğer dillerde Müon anlamı nedir?

İngilizce'de Müon ne demek ? : muon