Mızı nedir, Mızı ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Pişmeyen et ve benzerleri şeyler.

Çıra.

Mızı ile ilgili Cümleler

  • Ali mızıkasını cebine koydu.
  • Ali mızıkayı iyi çalar.
  • Ali sadece mızıka çalmaz, gitar da çalar.
  • Ali çöp kutusunun üzerine oturdu ve mızıkasını çaldı.
  • Onun doğum günü için Tom'a bir mızıka hediye etmelisin.
  • Ali bir mızıka satın almak için ona para vermemi istiyor.
  • Ali böyle bir mızıkçıdır.
  • “Seninki mızıkçılık etmeye kalkıyor da onun için münakaşasını yapıyoruz.”

Mızı ile ilgili Atasözü veya Deyim

mızıkçılık etmek : mızıklanmak, oyunbozanlık etmek.

Mızı anlamı, kısaca tanımı

Mızıgamak : İçi geçmek, kestirmek, uyuklamak

Mızıhçılıh : Oyunbozanlık.

Mızıhçi : Dedikoducu.

Mızık : Sözünde durmayan, cayan. Ufak kalmış, büyüyememiş meyve. Cılız kalmış tahıl. Dölü iri ve iyi olmayan erkek hayvan. Zayıf hayvan. Arıların en son olan cansız yavruları. Cıvık. İyi pişmemiş ekmeğin hamur kalmış yeri. Çinkodan yapılmış su kabı. Gönül, can. Oyunbozan.

Mızık mızık : Canı yanan köpeğin acı acı inlemesi, bağırması için. Köpek yavrularının çokluk ve küçüklüğünü belirtmek için.

Mızıkacılık : Mızıkacı olma durumu.

Mızıklamak : İçi geçmek, kestirmek, uyuklamak. [Bakınız: mızganmak]. Canı yanan köpek acı acı bağırmak, inlemek.

 

Mızıklı : Mızmız, uyuşuk kişi.

Mızıkmak : Mızıkçılık etmek.

Mızıl mızıl : Kendi kendine söylenme için.

Mızılamak : Çocuk ağlamaya başlamak. Sızlanmak.

Mızılanmak : Kavga çıkarmak. Sızlanmak.

Mızıldamağ : Çok yavaş şarkı ya da türkü söylemek.

Mızıldamak : Kendi kendine ve anlaşılmaz bir biçimde söylenmek, mırıldanmak. Sızlanmak; ağlamak.

Mızıllamak : Kendi kendine ve anlaşılmaz bir biçimde söylenmek, mırıldanmak.

Mızır mızır : Kendi kendine söylenme için.

Mızırah : Mızrak.

Mızıramak : Acı acı ağlamak.

Mızırdamak : Kendi kendine ve anlaşılmaz bir biçimde söylenmek, mırıldanmak. [Bakınız: mızırdanmak]. [Bakınız: mızıldamak]. Homurdanmak.

Mızırga çalmak : Mızıka, düdük çalmak.

Mızırganmak : Çocuk mızmızlanmak, bir şeyi sürekli istemek, çok söylenmek.

Mızırgat : Hardal tohumu.

Mızırık : Yavaş yavaş iş yapan, uyuşuk.

Mızırkanmak : Çocuk mızmızlanmak, bir şeyi sürekli istemek, çok söylenmek.

Mızırtı : Yavaş ve gizli konuşma.

Mızırtı etmek : Mızmızlanmak.

Mızıka : Bando. Armonika.

Mızıkacı : Bandocu. Armonika çalan kimse.

Mızıkalı : Mızıkası olan. Sarayın müzik takımında çalışan kimse.

Mızıkçı : Oyunbozan.

Mızıkçılık : Mızıkçı olma durumu, ordubozanlık, oyunbozanlık.

Mızıklanma : Mızıklanmak işi.

Mızıklanmak : Çeşitli sebeplerle oyun bozmak, yenilgiyi kabul etmemek, oyunbozanlık etmek, mızıkçılık etmek.

Mızıldanma : Mızırdanma.

Mızıldanmak : Mızırdanmak.

Mızıma : Mızımak durumu.

Mızımak : Mızıkçılık etmek.

Mızırdanma : Mızırdanma.

Mızırdanmak : Yakınarak konuşmak, sızlanmak, mızıldanmak, sızıldanmak. Ağrımak.

Diğer dillerde Mızganma anlamı nedir?

İngilizce'de Mızganma ne demek ? : hypnagogic