Melanure türkçesi Melanure nedir

  • Melanurya balığı.

Melanure ingilizcede ne demek, Melanure nerede nasıl kullanılır?

Melanuria : Melanüri. Melanuri. İdrarda melanin bulunması. idrar siyahımsı görünümdedir.

Melancholia : Karaduygu. Karasevda. Melankoli.

Melancholiac : Hüzünlü. Karasevdalı. Melankolili. Melankolik.

Melancholiacs : Melankolili.

Melancholic : Hüzün verici. Melankolik. Bunalımlı. Karasevdalı. Mahzun. Hüzünlü.

Melanesian : Malanezya'ya ait (pasifik okyanusu'nda adalar grubu, avustralya'nın kuzeydoğusu). Melanezya. Melanezya'ya özgü. Melanezyalı.

Melancholy : Kasvet. Hüzünlü. Karasevda. Efkar. Melankoli. Karasevdalı. Karaduygu. Hüzün. Melankolik. Bunalım.

Melange yarn : Melanj iplik.

Melanesia : Ekvatorun güneyinde. Güney pasifik'te yeni gine'nin dahil olduğu ada grubu. Avustralya'nın da kuzeydoğusunda kalan güneybatı pasifik adaları. Pasifik okyanusu'nda üç ana ada grubundan biri. Melanesia adaları. Melanezya.

Melanges : Ivır zıvır. Karışık şey. Melanj. Ufak tefek şeyler. Karışım. Döküntüler.

İngilizce Melanure Türkçe anlamı, Melanure eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Melanure ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Calibrate : Çaplamak. Düzeltmek. Ayarlanmış. Kalibrasyon yapmak. Kalibresini bulmak. Ayarlamak. Derecelendirmek. Çapını ölçmek. Ayar etmek.

 

Triangulate : Nirengi yapmak. Üçgenlere bölmek. Üç kenarlı poligonlara bölmek. Üçgenlerden oluşan. Üçgen. Üçgenler kullanarak ölçmek veya incelemek. Üçgenlere ayırmak.

Sound : Söylemek. Sondalamak. Etki bırakmak. Emin. Genel anlamı içinde, insan sesi olmayan herhangi bir ses. bir nesnenin titreşimlerinin havada dalgalar halinde işitme duyumuza etki yapmasıyla ortaya çıkan ses. Bir tiyatroda, işitsel etmenlerin üretildiği ve yayımlandığı selen aygıtlarıyla donatılmış yer. Sağlam. Oturaklı. Bilgisayar, fizik, gramer, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Yerinde.

Time : Ayarlamak. Tempo tutmak. Zamanlamak. Süre tutmak. Bilgisayar, hukuk, uzay, jeoloji alanlarında kullanılır. -in zamanını ölçmek. Müddet. Kere. Zaman. Zamanlama yapmak.

Clock : Zamanı gösteren araç. Masa saati. Taksimetre. Saat. Düzenli zaman aralıklarında vuruşlar üreten elektronik çevrimi. zamanuyumlu bilgisayarda her bir temel işlem saat vuruşlarına uygun biçimde gerçekleştirilir. Çorabın iki yanındaki ajur. Bilgisayar, bilişim, uzay alanlarında kullanılır. Duvar saati. Kronometre. Ölçmek.

Fathom : Derinine inmek. Doğru anlamını anlamak. Kulaç. 1 kulaç = 1. Derinliğini ölçmek. Kavramak. İdrak etmek. 83 m. İçyüzünü araştırmak. Anlama.

Determine : Karar vermek. Kesmek. Karara bağlamak. Azmetmek. Amaçlamak. Karara bağlanmak. Neden olmak. Karara varmak. Kararlaştırmak. Belirlemek.

Measure out : Ölçüsünü almak. Ölçüp ayırmak.

Step : Adımlamak. Kademe. Basamak. Seyyar merdiven. Girişim. Ayak sesi. Tüze önlemi. Basamaklı yapmak. Girmek. Önlem.

 

Titrate : Titrasyon yapmak. Titrilemek. Titre etmek.

Melanure synonyms : mensurate, make up one's mind, carry, gauge, shoot, caliper, decide, weigh, meter, quantify, pace, convey, express, plumb, scale, calliper, librate.

Melanure zıt anlamlı kelimeler, Melanure kelime anlamı

Criticize : Kritiğini yapmak. Eleştirmek. Tenkit etmek. Yermek. Eleştiri getirmek. Kritik etmek. Kusur bulmak. Eleştiri yöneltmek. Değerini belirtmek için (birşeyi) incelemek. Ayıplamak.

Nonstandard : Standardın üstünde. Normal dışı. Standard olmayan. Sıradan olmayan. Standard dışı. Standartdışı. Normal dilde kullanılmayan. Tipik olmayan. Normal olmayan. Standart dışı.

Standard : Atlama çatkısı. Ölçün örnek. Aygıtların ve çözeltilerin ayarlanmasında ya da kimi hesaplamaların yürütülmesinde temel seçilen ölçü. Sancak. Atletizm, eğitim, fizik, kimya, ekonomi alanlarında kullanılır. Bir ölçmeyi, karşılaştırmayı yapmaya yarayan belirli nesne. Bayrak. Standart. Yüksek atlamalarda kullanılan ayak, çıta ve çıta dayanağından kurulu atlama aracı. Ölçün.

Melanure ingilizce tanımı, definition of Melanure

Melanure kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A gilthead. [Bakınız: Gilthead] (a). A small fish of the Mediterranean.