Clock türkçesi Clock nedir

  • Düzenli zaman aralıklarında vuruşlar üreten elektronik çevrimi. zamanuyumlu bilgisayarda her bir temel işlem saat vuruşlarına uygun biçimde gerçekleştirilir.
  • Ölçmek.
  • Bilgisayar, bilişim, uzay alanlarında kullanılır.
  • Çorabın iki yanındaki ajur.
  • Duvar saati.
  • Saat tutmak.
  • Kronometre.
  • Zamanı gösteren araç.
  • Hız göstergesi.
  • Saat.
  • Masa saati.
  • Duvar veya masa saati.
  • Taksimetre.

Clock ile ilgili cümleler

English: Ali glanced at the clock on the wall.
Turkish: Ali duvardaki saate baktı.

English: Ali found this clock at a garage sale.
Turkish: Ali bu saati bir garaj satışında buldu.

English: Ali looked at the clock on the mantelpiece.
Turkish: Ali şöminenin üzerindeki saate baktı.

English: A clock stopped.
Turkish: Bir saat durdu.

English: A clock has two hands.
Turkish: Bir saatin, iki eli vardır.

Clock ingilizcede ne demek, Clock nerede nasıl kullanılır?

Clock case : Saat kutusu. İçerisinde saat konulan kutu.

Clock circuit : Saat devresi.

Clock counter : Saat sayacı.

Clock cycle : Saat çevrimi. Bilgisayar saatinin iki tıkırtısı arasındaki zaman.

Clock doubling : Saatin süratini iki katına çıkarma. Cpu'nun frekansını ikiye katlama.

Clock out : Birisinin işten çıkış saatini kaydetmek. (iş çıkışında) kart basmak. İşten çıkış sögenini kaydetmek. İşten çıkmak. Çıkış zamanını yazmak. Puantöre kaydettirerek paydos etmek. İşten çıkış saatini kaydetmek. Kart basmak.

 

Clock frequency : Saat sıklığı. Saat frekansı.

Clock generator : Saat üreteci.

Clock off : Kart basmak. Çıkış zamanını yazmak. Birisinin işten çıkış saatini kaydetmek. (iş çıkışında) kart basmak.

Clock face : Kadran. Saat kadranı.

İngilizce Clock Türkçe anlamı, Clock eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Clock ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ticker : Kalp. Kayan yazı bandı. Borsa fiyatlarını şeride kaydeden aygıt. Vade defteri. Cesaret. Borsaya kote firmanın borsa ekranındaki kısaltma adı. Tıkırdayan. Borsa fiyatlarını kağıt şeride kaydeden cihaz. Borsa fiyatlarını şeride kaydeden alet.

Water glass : Sıvıcam. Suda çözünerek renksiz bir sıvı oluşturan sodyum silikat. Su camı. Sucamı. Su bardağı. Sodyum silikat. Su saati. Su seviyesi camı. Camsuyu.

Alarm : Alarm aygıtı. Korkutmak. Telaşa düşürmek. Bir tehlike durumunda tiyatro yapısı içindeki kişileri uyaran aygıt. Heyecan sinyali. Alarm vermek. Alarm. Tehlikeden haberdar etmek. Uyarı. Dehşete düşürmek.

Time keeper : Eskrim, basketbol alanlarında kullanılır. Süre yargıcısı. Saat hakemi. Oyun süresini saat ile saptamakla görevli hakem. Kılıçoyunu yarışmalarının süresini yönetmeliğe uyarak süreölçer ile izleyen ve saptayan görevli.

Gauged : Ölçülmüş. Kalibre. Tartmak. Değer biçmek. Hassas ölçülü. Ayarını hesaplamak.

Wall clock : Duvara asılarak kullanılan saat. Guguklu saat. Sandıklı duvar saati. Ayaklı duvar saati.

 

Alarm clock : Uyarıcı saat. Çalar saat. Alarmlı saat. Alarm saati.

Clock synonyms : electric clock, fusee drive, analog clock, turret clock, clock dial, clocks, timepieces, table clock, chronometers, timepiece, horologe, timer, metred, speedometers, stopwatch, timekeeper, horologes, gauge, clocked, taxi meter, clepsydra, measure, fusee, mete, water clock, evaluates, gaging, time, mistime, seconds counter, admeasure, measures, time clock.

Clock zıt anlamlı kelimeler, Clock kelime anlamı

Inattention : İnatansiyon. Özen göstermeme. Dikkatsizlik. Gaflet. Dikkat eksikliği. Dikkat etmeme. İhmal. Aymazlık.

Discontinuous : Aralıklı. Kesik. Süreksiz. Fasılalı. Ayrı. Kesikli. Devamsız. Kesintili.

Clock ingilizce tanımı, definition of Clock

Clock kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A machine for measuring time, indicating the hour and other divisions by means of hands moving on a dial plate. Its works are moved by a weight or a spring, and it is often so constructed as to tell the hour by the stroke of a hammer on a bell. It is not adapted, like the watch, to be carried on the person. To ornament with figured work, as the side of a stocking. A large beetle, esp. the European dung beetle (Scarabæus stercorarius). To call, as a hen. [Bakınız: Cluck].