Merc nedir, Merc ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bahis.

Merc ile ilgili Cümleler

  • Volkswagen'ini satıp bir Mercedes satın aldı.
  • Almanya'da Mercedes sürdün mü?
  • Bir Ford araba bir Mercedes Benz'den daha aza mal olur.
  • Mercan kayalığı, bölgenin en önemli cazibesidir.
  • Mercimek çorbasını severim.
  • Mercan resifleri iklim değişikliği tarafından tehdit ediliyor.

Merc ile ilgili Atasözü veya Deyim

mercek altına almak : çok titizlikle ve etraflıca incelemek.

mercimek kadar : çok küçük ve yuvarlak.

Merc anlamı, tanımı

Akça mercimek : İri taneli bir çeşit mercimek

Alıcı merceği : Alıcılarda, aktarılacak konunun görüntüsünü alıcı içinde gerekli yere düşüren mercek.

Astigmat mercek : Astigmatlık kusuru olan mercek.

Ayağını mercimek kütüğüne dayamak : Direnmek, inat etmek.

Ayça mercek : Bir yüzü çukur, Öteki tümsek olan yakınsak mercek.

Aydınlatma merceği : Bir ışık kaynağından çıkan ışığı toplayıp belli bir noktaya olanca yeğinliğiyle düşürebilen, özellikle göstericilerde, gösterici ışıtacının ışığını film üzerine düşüren mercek.

Balık gözü mercek : Genellikle f 8'lik bir ışık düzengeci açıklığında 180 derecelik bir açıyı kapsayabilen çok kısa odaklı mercek çeşidi.

Basım aygıtı merceği : Bir optik basım aygıtında, dolu filmdeki resmi boş film üzerine düşüren mercek.

 

Biçimbozucu mercek : Biçimbozumunu gerçekleştiren yapıda mercek.

Büyük açıklıklı mercek : Açıklığı olağanın üstünde olan mercek.

Çift mercekli tarayıcı : Bir film yayın aygıtında, tarayıcı ışıtaçtaki iki ayrı resmi ayrı yerlere düşüren iki mercek.

Çizgili mercan : Kemikli balıklardan, mercan balıkları (Sparidae) familyasından, boyları 80 cm olabilen, vücudu gümüş pembe renkte, beş adet kırmızı veya kahverengi renkte dik şeritler bulunan, kumlu ve kayalık zeminlerde yaşayan demersal bir tür.

Çukur mercek : Ortası çevresine göre daha ince olan ve geçirdiği ışın demetini ıraksaklaştıran mercek, anlamdaş ıraksak mercek.

Değişir odaklı mercek : Çevirim sırasında odak uzunluğu (dolayısıyla büyültme gücü) belirli sınırlar içinde değişebilen mercek. (Genellikle bu sınır 3:1 ve 20:1 arasında yer alır. Bu çeşit mercekler, bu sınırlar içindeki odak uzunluğu bulunan bütün merceklerin işini görebildiği gibi, optik kaydırmayı da sağlar).

Değiştirilebilir mercek : Bazı alıcılarda, mercek yuvasına istenildiği vakit takıp çıkarılabilen, başka bir mercekle yer değiştirebilen mercek.

Döner mercekli alıcı : Mercek tablası olan alıcı.

Durukyük merceği : Yüklü bir parçacık demetini odaklayabilen bir elektrik alanı oluşturacak biçimde düzenlenmiş üşeklerden oluşan mercek.

Ek mercek : Işıldağın kendi merceği dışında, aygıta eklenen ek mercek. Asıl merceğin odak uzunluğunu değiştirmek amacıyla bunlara takılan; pozitif ek mercek, negatif ek mercek olarak iki çeşidi bulunan mercek.

Elektromanyetik mercek : Elektron mikroskobunda havası boşaltılmış bir kolonda bulunan ve akım verildiğinde, elektronların geçişi sırasında, oküler, objektif ya da kondansör merceklerinin görevini yapan manyetik mercekler.

 

Fresnel merceği : Yüzeyi ufacık merceklerden oluşan, bu yapısından dolayı, aynı odak uzunluğundaki olağan merceklerden daha ince, daha hafif, sıcağa daha dayanıklı olup, ışıldaklarda kullanılan mercek çeşidi.

Geniş açılı mercek : Odak uzunluğu olağandan kısa olan, olağan mercekten daha geniş bir görüş alanını kapsayan, özellikle dar bezemler içinde çalışıldığında kullanılan mercek çeşidi.

Geri odaklı mercek : Önde ıraksak, arkada yakınsak mercekler, bu ikisi arasında oldukça uzaklık bulunan, böylelikle odak düzlemi, merceğin art yüzünden oldukça geride yer aldığı için araya yansıtıcı örtü ya da ışık bölücü biçmenin girmesini kolaylaştıran bir optik dizge.

Gösterici merceği : Göstericinin, güçlü bir ışık kaynağıyla aydınlatılan film üzerindeki resimleri görüntülük üzerine düşürmekte kullanılan merceği.

Göz merceğinin oluşturduğu uvea yangısı : Göz merceği materyalinin sızmasına bağlı olarak oluşan uvea yangısı. Fakolitik uveitis ve fakoklastik uveitis olmak üzere iki farklı sendromda ortaya çıkar.

Gözyeri merceği : Gözyeri bölümünde bulunan mercek.

Irak merceği : Çok uzaktaki konuların çok yakın görüntülerini elde etmekte kullanılan, çok uzun odaklı mercek çeşidi.

İçbükey mercek : Iraksak (uzaklaştırıcı) mercek; bakılan şey olduğundan küçük görünür.

İri su mercimekleri : Su mercimekleri (Lemnaceae) familyasının, yapraksı gövdeleri en büyük olan cinsi.

Kaplamalı mercek : Gelen ışığın bir bölümünü yansıttığından ışıklılığı azalmasın diye üzerine özel bir kat çekilmiş mercek.

Kaplanmış mercek : Yansımaları önlemek ve ışık geçirimini artırmak için yüzeyi uygu, saydam bir yaygı ile örtülmüş mercek.

Kırma mercan : Kemikli balıklar (Teleostei) takımının, İzmaritgiller (Sparidae) familyasından, Karadeniz'de yaşayan bir tür. (Pagrus erythrinus), Kemikli-balıklar (Teleostei) takımının izmaritgiller (Sparidae) familyasından bir balık türü. Karadenizde bulunur.

Kırmızı mercan : [Bakınız: mercan]. Mercan.

Kırmızı mercan balığı : Kemikli balıklardan, mercan balıkları (Sparidae) familyasından, göğüs yüzgeçleri uzun, boyu 60 cm, ağırlığı 500 g olabilen, sığ ve kumlu zeminleri tercih eden, ekonomik önemi olan bir tür.

Kısa odaklı mercek : Odak uzunluğu olağandan az olan mercek.

Küçük su mercimeği : Yapraksı gövdeleri tek tek veya kümeler hâlinde su yüzeyinde yüzen su bitkisi.

Mandagöz mercan balığı : Kemikli bauklar (Teleostei) takımının, izmaritgiller (Sparidae) familyasından, 40-60 cm kadar uzunlukta, gözleri büyük, Akdeniz'de yaşayan bir tür. Kemikli balıklardan, mercan balıkları (Sparidae) familyasından 60 cm kadar uzunlukta olabilen, gözleri büyük, Akdeniz’de yaşayan bir tür. (Pagellus centrodontus), Kemikli-balıklar (Teleostei) takımının izmaritgiller (Sparidae) familyasından bir balık türü. Uzunluğu 40-60 cm. Gözleri büyüktür. Akdenizde yaşar.

Mercan ağacı : Fasulyegillerden, sıcak ülkelerde yetişen, çiçekleri parlak kırmızı, tırmanıcı bir süs bitkisi (Erythrina)..

Mercan balıkları : Kemikli balıklardan olup sinagrit, küpes, karagöz, sargoz, melanurya, çipura ve mercan cinsi balıklarından oluşan kıymetli ve lezzetli balıklar familyası.

Mercan çemberi : Anadenizlerin dönencelerarası sıcak sularında mercanların oluşturdukları, ortasında bir göl bulunan halka biçiminde adacık, bk. mercanlar, mercan kayalıkları.

Mercan çemberi gölü : [Bakınız: mercan çemberi].

Mercan çiçeği : Güzel kokulu, pembe çiçekli bir süs bitkisi.

Mercan kayalıkları : Sıcak denizlerde mercanların kara ve adaların kıyılarına yapışık olarak ya da bu kıyılardan belli uzaklıktaki kayalık denizaltı sığlıkları üzerinde uzun setler biçiminde yarattıkları kireçli oluşukluklar.

Mercankır : Kır üzerine ufak ve sık, al benekli at donu.

Mercanüzümü : Tanesi ve çekirdeği küçük, beyaz üzüm.

Mercek ana ekseni : Mercek yüzeylerinin özeklerinden geçen doğru çizgi.

Mercek çerçevesi : Bir alıcının mercek dizgesini oluşturan merceklerin aynı eksen üzerine sıralanıp çeşitli değişiklikleri, ayarları, odaklamaları, ölçmeleri yapmasını sağlayan madenden boru biçiminde uzantı.

Mercek dizgesi : En az iki mercekten oluşan dizge. Fotoğraf makinelerinde, film gösteri makinelerinde ve benzeri aygıtlarda bulunur.

Mercek geriye : Alıcı yönetmenine, optik geriye kaydırma yapması için verilen komut.

Mercek iletkisi : Belirli bir merceğin belirli bir uzaklıkta ne kadarlık yatay bir açıyı kapsadığını ya da bunun tersine, hangi yatay açının belirli bir uzaklıkta hangi mercekle kapsanabileceğini gösteren iletki çeşidi.

Mercek kapağı : Alıcı merceğini dış etkenlerden korumak için mercek ucuna takılan kapak. Alıcı merceğini dış etkilerden korumak amacıyla mercek ucuna takılan başlık.

Mercek öne : Alıcı yönetmenine, optik öne kaydırma yapması için verilen komut.

Mercek tablası : Birden çok merceği olan alıcılarda bu mercekleri taşıyan ve çevrildiğinde alıcı penceresi önüne istenilen merceği getiren tekerlek biçiminde donanım.

Mercek yuvası : Mercekleri değiştirilebilir alıcılarda, bu mercekleri alıcı penceresinin önüne tutturmak için bulunan vidalı ya da süngülü yatak.

Merceksi : Merceği andıran, merceğe benzeyen, mercek gibi.

Merceksi görüntülük : Yoğruk üzerine etil selüloz püskürtülerek ufacık merceklerden oluşmuş görünüşü verilen görüntülük.

Mercekten : Alıcının merceği ardında yer alan, dolayısıyla, filmle aynı ölçüde ışık alabilen ışıkölçer. (Özdevinimli alıcılardaki bu ışıkölçer, ışık düzengecinin ayar koluna bağlı olarak, bu düzengeci, ışığın yeğinliğine göre kendi kendine düzenler). Bazı alıcılarda, doğrudan doğruya alıcı merceğinden gelen görüntüyü alan yansımalı bakaç.

Mercem : Kâkül, perçem.

Mercen : Mercan.

Mercetmek : Bir konu üstünde tartışan iki kişi kendi görüşünün doğru olduğunu ileri sürmek.

Mercimeği fırına vermek : Kadınla erkek gizlice aşk ilişkisi kurmak.

Mercimek başlı vida : Kanallı başı, sokulduğu yüzeyde yarım mercimek biçiminde çıkıntı yapan vida türü.

Mercimek böceği : Mercimek taneleri içinde gelişen, 3 mm. boyunda, kınkanatlı böcek. Eklem bacaklı hayvanlardan, böcekler (Insecta) sınıfının, kın kanatlılar (Coleoptera) takımından, 3 mm kadar uzunlukta, mercimeklerin içinde yaşayan, zararlı bir tür. (Bruchus lentis), Eklembacaklı hayvanlardan böcekler (İnsecta) sınıfının kınkanatlılar (Coleoptera) takımının bir türü. Uzunluğu 3 mm. Mercimeklerin içinde bulunur. Zararlıdır.

Mercimek samanı : Mercimek bitkisinin sap ve yapraklarının öğütülmesiyle elde edilen, genç hayvanlara bile tereddüt etmeden verilebilen, hoş tadı ve besin madde içeriği zengin baklagil samanı.

Mercimekçömleği : Karnı dar, uzun bir çeşit avanos çömleği.

Mercimekdüzü : Tokat şehri, Niksar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Mercimekgöbeği : Dışbükey.

Mercimekkale : Muş şehri, Mercimekkale nahiyesine bağlı bir yer.

Mercimekköy : Amasya ili, Taşova ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Mercimekli : Erzurum kenti, Narman ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Mardin ilinde, Midyat ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

Mercimekliyağmur : Mercimek gibi taneli yağan yağmur.

Mercimekören : Yozgat şehrinde, Aydıncık ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Mercimeksi : Mercimeği andıran, mercimeğe benzeyen, mercimek gibi.

Mercimektaşı : İçinde nümülit fosilleri çok olan taş.

Mercimelek : Madımak bitkisi.

Mercimene : Yeşil kertenkele.

Mercini bulmamak : Olgunlaşmamak.

Mıknatıssal mercek : Hızlı eksiciklerin ya da üşerlerin odaklanmasında kullanılan ve düzgün olmayan mıknatıssal alandan yararlanan bir araç.

Negatif ek mercek : Asıl merceğin önüne takılarak bu merceğin odak uzunluğunu artıran, açısını darlaştıran, böylelikle konuların ufak görüntülerini sağlayan ek mercek çeşidi.

Nesne merceği : Minigözler, uzgözler gibi ışıksal aygıtların nesneden yana olan mercekleri. Irakgörürlerde ışığı toplayan yakınsak mercek dizgesi.

Olağan açılı mercek : Odak uzunluğu ne kısa ne uzun olan mercek.

Olağan odaklı mercek : Odak uzunluğu kısa ile uzun arasında yer alan ve konunun, insanın görüşüne yakın görüntüsünü veren mercek.

Pozitif ek mercek : Asıl merceğin önüne takılarak bu merceğin odak uzunluğunu kısaltan, açısını genişleten, böylelikle konuların çok büyük görüntülerini saptayabilen mercek çeşidi.

Renksemez mercek : Renkser sapıncı düzeltilmiş mercek.

Su mercimekleri : Göllerde, kanallarda, durgun su yüzeylerinde veya yüzeyin hemen altında, bazen de ıslak alanlarda gelişen, farklılaşmış gövdelerden oluşan ve yaprağa benzeyen yapraksı gövdelerle, bunların alt yüzeyinden doğan bir ya da daha fazla sayıda yalın kökten oluşan veya köksüz olan çok küçük su bitkisi.

Şişkin su mercimeği : Yapraksı gövdeleri tek tek veya birkaç adetlik kümeler biçiminde bulunan, ters yumurta biçimli, 5 mm uzunlukta olabilen, yüzen su bitkisi.

Taş mercanlar : Haşlamlılar (Cnidaria) şubesinden, kalkerli kalın dış iskeletleri olan bir takım.

Tümsek mercek : Geçirdiği ışık ışınlarını ana eksene doğru toplayan, ortası çevresinden daha kalın mercek, anlamdaş yakınsak mercek.

Uzun odaklı mercek : Uzaktaki konuların yakın görüntülerini elde etmekte kullanılan, odak uzunluğu olağanın üstünde mercek.

Üstün açıklıklı mercek : Bağıntılı açıklığı çok büyük olan mercek çeşidi.

Yakınsak mercek : [Bakınız: tümsek mercek]. Gelen koşut ışınları eksene doğru kırarak birbirine yaklaştıran, kenarları ortasından daha ince olan mercek çeşidi.

Yansımaönlerli mercek : Yansıma önleyici kat çekilmiş mercek.

Yivli mercek : Dışa doğru genişleyen, birbirine koşut, yuvarlak yivleri olan ve yumuşak ışık veren mercek. Bu merceği bulan Fransız fizikçisi Augustin Jean Fresnel (1788-1827) dir.

Yivli mercekli ışıldak : Adını merceğinden alan bu ışıldağın gücü 500 ile 2000 vat arasında değişir. Merceği yivli olduğundan hem sınırlı, yumuşak ışık verir, hem de ısıya dayanıklıdır. İçindeki ışıtaç merceğe çok yaklaşabildiğinden aydınlatma alanı elli dereceye kadar genişletilebilir.

Yumuşak odaklı mercek : Yumuşak odağı sağlayabilen özel mercek.

Zincirsi su mercimeği : Çoğunlukla su yüzeyinin hemen altında yüzen, yoğun kütleler oluşturan veya ıslak ve yosunlu kıyılarda gelişen, yüzen su bitkisi.

Adli merci : Adli makam.

Göz merceği : İrisin arkasında yer alıp ışığı kırma özelliği olan, biçimi ve büyüklüğü mercimeğe benzeyen saydam yapı, billur cisim.

Iraksak mercek : Üzerine düşen birbirine paralel ışınları yanlara doğru kırarak birbirinden uzaklaştıran mercek.

Mercan : Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, geniş resifler oluşturan, mercanlar sınıfının örneği olan, kırmızı kalker iskeletli hayvan, mercan balığı (Corallium rubrum). İzmaritgillerden, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadeniz'de bulunan, açık kırmızı renkte, eti beğenilen bir balık, mercan balığı (Pagrus pagrus). Bu maddeden yapılmış. Bu hayvanın iskeletinden elde edilen ve süs eşyaları yapımında kullanılan madde.

Mercan adası : Su yüzüne kadar çıkan yuvarlak mercan resiflerinden oluşmuş ada, atol.

Mercan balığı : Mercan.

Mercan otu : Karanfilgillerden, nemli yerlerde yetişen, yaprakları karşılıklı, çiçekleri beyaz, çok yıllık otsu bir bitki (Sagyna procumbens).

Mercan resifi : Yıllık ortalama deniz suyu sıcaklığı 20 °C'nin üzerinde bulunan bölgelerde, kıtasal kenardaki adaların sığ sahillerinde, kalkerli bitkisel ve hayvansal organizmaların yığılımı.

Mercan teknesi : Mercan avlamak için yapılmış olan özel bir tekne türü.

Mercan terliği : Ayak topuğunu kavrayan, arka bölümü olmayan, ökçesiz, genellikle kırmızı deriden terlik.

Mercan tespih : Mercandan yapılan, değerli tespih.

Mercan yeşili : Mercan renginde olan yeşil renk. Bu renkte olan.

Mercan yılanı : Kırmızı olan vücudunda halka biçiminde siyah lekeler bulunan bir Amerika yılanı (Elaps corallinus).

Mercanağacı : Fasulyegillerden, sıcak ülkelerde yetişen, çiçekleri parlak kırmızı, tırmanıcı bir süs bitkisi (Erythrina).

Mercancı : Mercan avlayan kimse. Mercan işleyen kimse.

Mercaniğnesi : Soldan sağa ve köşelerde birer düğüm oluşturarak yapılmış olan zikzak işleme.

Mercanköşk : Ballıbabagillerden, küçük yapraklı, güzel kokulu bir saksı bitkisi, şile, yayla kekiği, merzengûş (Origanum majorana).

Mercanlar : Örnek hayvanı mercan olan, sölenterlerden bir sınıf.

Mercanlı : İçinde mercan bulunduran.

Mercek : İçinden geçen paralel ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran veya birbirinden uzaklaştıran, camdan veya ışık kırıcı herhangi bir maddeden yapılmış, genellikle küresel yüzeylerle sınırlanmış saydam cisim, adese, lens.

Mercekli : Merceği olan.

Merci : Başvurulacak yer ya da makam.

Mercimek : Baklagillerden, beyaz çiçekli bir tarım bitkisi (Lens culinaris). Bu bitkinin, besin değeri yüksek, ufak, kırmızı, sarı veya yeşil, yuvarlak ve yassıca tohumu, yasmık.

Mercimek çorbası : Ana malzemesi kırmızı, yeşil veya sarı mercimekten oluşan, soğan, un, tereyağı, et suyu, tuz, kırmızı veya karabiber ile hazırlanan çorba.

Mercimek kemiği : Orta kulakta örs ve üzengi kemiği arasında bulunan küçük kemik.

Mercimek köftesi : Kırmızı mercimeğin hafifçe pişirilmesinden sonra soğan, maydanoz, taze nane ve yeşilsoğan karışımına katılıp iyice yoğrulması sonunda hazırlanan bir yemek türü.

Mercimek pilavı : Yeşil mercimek, kıyma, ince bulgur ve tereyağıyla yapılmış olan bir pilav türü.

Su mercimeği : Su mercimeğigillerden, mercimeğe benzeyen yaprakları suların yüzünü kaplayan bir su bitkisi (Lemna).

Su mercimeğigiller : Bir çeneklilerden, örnek bitkisi su mercimeği olan, küçük bir bitki familyası.

Yabani mercanköşk : Mercanköşk çiçeğinin yabani bir türü, farekulağı (Origanum vulgare).

Yetkili merci : Sorumlu ve yetkili makam.

Diğer dillerde Merbromin anlamı nedir?

İngilizce'de Merbromin ne demek ? : merbromine