Mineral vein türkçesi Mineral vein nedir

  • Mineral damarı.
  • Jeoloji alanında kullanılır.
  • İçinde bir mineral bulunan çatlak dolgusu.

Mineral vein ingilizcede ne demek, Mineral vein nerede nasıl kullanılır?

Mineral : Maden filizi. Temel organik yapıyı oluşturan karbon, hidrojen, oksijen ve azot dışındaki elementler. yaşam için gerekli olan inorganik yem elementleri. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Organik olmayan homojen katı madde. Madensel. Maden. Madeni. Anorganik tepkimelerle oluşmuş, belirli bir kimyasal yapısı olan doğal bileşikler. (bu terim fosilleşmiş kimi organik karışımlar için de kullanılır.). Mineral.

Vein : Mizaç. Oluk. Ruhsal durum. Öğe. Toplardamar. Damarlarla kaplamak. Damar. Şekil. Biyoloji, madencilik alanlarında kullanılır. İçinde kan ve lenf gibi sıvıların dolaştığı ve gelişmiş duvarları bulunan kanallar. böceklerin kanatlarında bulunan trakea sisteminin ince uzantıları. 3.bitki yapraklarındaki iletim sisteminin uzantıları.

Mineral acid : Anorganik asit. Mineral asit.

Mineral alkali : Sodyum karbonat.

Mineral blocks : Çiftlik hayvanlarının ahır veya daha çok mera beslenmesinde kullanılan, mineral madde eksikliklerini gidermek amacıyla yapılan ve çeşitli yapıştırıcı maddeler yardımıyla kalıp durumunagetirilen ek yem maddeleri. Mineral blokları.

 

Mineral carbon : Grafit.

İngilizce Mineral vein Türkçe anlamı, Mineral vein eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Mineral vein ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Algonkian : Bir prekambriyen sistemi. Alkongien. Kambriya dönemi katmanlarının altına gelen, içinde tanımlanamayan taşıl kırıntıları bulunan eski bir oluşuk. (kayaçları genel olarak arkeene oranla daha az başkalaşmıştır.). Algonkiyen. Kuzey amerika yerlileri tarafından konuşulan dil ailesi.

Advance of aglacier : Buzulun önden uzanması. Buzul ilerlemesi.

Alkali rocks : Öteki bileşenlere oranla, alkalilerin çokluğu gibi ayırt edici bir özellik gösteren ve genel olarak sodyumlu piroksen, sodyumlu amfibol ya da feldspatsıları kapsayan magmatik kayaçlar. Alkali kayaçlar. Alkali kayaç.

Adjacent rock : Yantaş. İçine magma ya da madde sokulmuş yan yana bulunan kayaç.

After shock : Artçı sarsıntı. Art sarsıntı. Artçı deprem (depremden sonra). Artçı şok. İlk yeğin depremin ardından gelen ve genel olarak yavaş yavaş yeğnileşen sarsıntı.

Abyss : Boşluk. Uçurum. Cehennem. Tamu. Hufre. Dibi olmayan çukur. Dipsiz gibi görünen yer. Derinlik. Varta.

Adventive cone : Bir yanardağın yamacında ve eteğinde, çoğunlukla bir yarık üstünde bulunan lav ya da tüf konisi. İlerleme hunisi. İlerleme konisi. Parazitik koni. Ek koni.

Aggregats : Topluluk. Başlangıçta birbirinden ayrı minerallerin, herhangi bir nedenle bir araya gelerek birlikte büyüyüşler gösteren bir topluluk durumuna gelmeleri.

Agricultural geology : Tarımsal jeoloji. Tarım yerbilimi. Tarım ve toprak konularıyle uğraşan yerbilim dalı.

Acid fumarole : Asit fümarol. Asit tüten. Ekşit (asit) tüten. 200°-800° c. sıcaklıkta, hcı, so2 nh2 cl, h2o bileşimli gazlar çıkaran fumaroller.

Mineral vein synonyms : absolute age, alcalic fumarole, abrasive power, abysal environment, acrozone, absolute chronology.