Moans türkçesi Moans nedir

Moans ingilizcede ne demek, Moans nerede nasıl kullanılır?

Bemoans : Üzülmek. İnleyerek yakınmak. Şikayet etmek. Sızlanmak. Üzüntüsünü belirtmek. Ağlayıp sızlayarak şikayet etmek. Kederlenmek. Yakınmak. Yanıp yakılmak.

Samoans : Samoalılar. Samoalı yada samoa'da ikamet eden kimse.

Moan with pain : Acı ile inlemek. Acıyla inlemek.

Moan : İnildemek. İnilti. Hkr.ağlamak. İnleme. Sızlanma. Figan. İnlemek. Zırıldamak. Sızlanmak. Dırdır.

Moaned : İnilti. Sızlanmak. İnleme. İnlemek. İnildemek. Figan.

Giant moa : Dev devekuşu.

Moa : Kuşlar (aves) sınıfının, moalar (dinornithes) familyasından, 4 m kadar boyda, yeni zelanda'da yaşayan bir kuş türü. Azman moa. Yeni zelanda devekuşu.

Bemoan : Şikayet etmek. Yanıp yakılmak. Ağlayıp sızlayarak şikayet etmek. İnleyerek yakınmak. Üzüntüsünü belirtmek. Yakınmak. Sızlanmak. Üzülmek. Kederlenmek.

Bemoaned : Üzülmek. Üzüntüsünü belirtmek. İnleyerek yakınmak. Ağlayıp sızlayarak şikayet etmek. Yanıp yakılmak. Sızlanmak. Şikayet etmek. Kederlenmek. Yakınmak.

Thermoanesthesia : Termoanestezya. Termoanestezi. Sıcaklık algılama idrakinin kaybı. Sıcak veya soğuğu hissedememe.

İngilizce Moans Türkçe anlamı, Moans eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Moans ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Bemoaning : Üzülmek. Şikayet etmek. Yanıp yakılmak. Yakınmak. İnleyerek yakınmak. Ağlayıp sızlayarak şikayet etmek. Üzüntüsünü belirtmek. Kederlenmek.

Tool : Pusat. Başkasına alet olan kimse. Bir toplumun üyesi olan bireyin, amacını gerçekleştirmek için kullandığı doğal ya da yapay nesne. bk. halk sanatı, sanat. krş. kültür, halk kültürü. Bilgi üretmek üzere seçilen yordamların öngördüğü işlemleri yerine getirmeye yarayan kullanak ya da olanak. Aletle işlemek. Araç. Aletle şekillendirmek. Alet. Aygıt.

Groaning : İnleyen. İnilti sesi.

Instrument : Senet. Alet. Vasıta. İzleç. Belge. Bilgisayar, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Belgit. Saz. Araç. Bir iş yapmaya ya da bir bilgi sağlamaya yarayan araç.

Resound : Tınlamak. ...sesiyle dolmak. Dillere destan olmak. Yayılmak. Ses getirmek. Yankılamak. Yankılanmak. Herkesçe duyulmak. Sesi yansıtmak. Çın çın ötmek.

Groans : Sıkıntı. Figan etmek. Ah etmek. Ihlamak. Sızlanma. Gıcırdamak.

Expedient : Tedbir. Çıkarcı. Münasip. Yararlı. Elverişli bir çare. Aranılan nitelikte. Yol. Yerinde. Uygun. Çare.

Sough : Uğuldamak. Uğuldama. Uğultu. Rüzgar uğultusu. Uğuldamak (rüzgar). Uğultu (rüzgarın yaptığı). Hışırdamak.

Bellying : Şişmek. Şikayet etmek. Şikayet etme. Sızlanan. Yakınmak.

Bellyaches : Şikayet etmek. Dırdır etmek. Dırdır. Karın ağrısı. Şikayet. Vızıldamak.

Moans synonyms : open sesame, bellyache, instrumentation, dint, bemoans, instrumentality, escape, howls, salvation, moaning, plaints, groaned, agency, howlings, wails, desperate measure, complain, grizzle, lamentation, complained, whimper, howled, whimpered, jeremiad, wail, whimpering, lament, tooth, beefed, bleats, fast track, grizzles, implementation.