Mold türkçesi Mold nedir

  • Yapı.
  • Küf.
  • Biçimlendirmek.
  • Ölü ya da diri örgensel ortamlarda çürükçül ya da asalak yaşayan ilkel mantarların ortak adı. bk. küf mantarları.
  • Şekil vermek.
  • Şekil.
  • Yaradılış.
  • Küf bağlamak.
  • Küflenmek.
  • Küflendirmek.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Flamentli mikrofungusları tanımlamak için gıda ve diğer mikrobiyoloji dallarında kullanılan bir tanım, mantar. parazitik, çok hücreli filamentöz koloniler oluşturur.
  • Kalıp.
  • Kalıba dökmek.
  • Hifalardan oluşmuş çok hücreli, filamentöz koloniler oluşturan mantar.

Mold ile ilgili cümleler

English: I will miss Moldova.
Turkish: Moldova'yı özleyeceğim.

English: Education helps to mold character.
Turkish: Eğitim karakteri biçimlendirmeye yardım eder.

English: It tastes moldy.
Turkish: O küflüdür.

English: A man cannot be made in a mold.
Turkish: Bir insan, bir kalıp içinde yapılamaz.

English: There's mold on the bread. This means that we can't eat it anymore.
Turkish: Ekmekte küf var. Yani artık onu yiyemeyiz.

Mold ingilizcede ne demek, Mold nerede nasıl kullanılır?

Mold maker : Alçıcı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Gerektiğinde bezemlerin çeşitli bölümlerini ince bir alçı katıyla örten ya da alçıyla süsleme yapan, kalıp çıkaran usta.

Mold public opinion : Kamuoyu yaratmak. Kamuoyu oluşturmak.

 

Garden mold : Bahçe toprağı. Saksı toprağı.

Ring mold : Halka şeklindeki kalıp.

Sand mold : Kum kalıp.

Moldable : Plastik. Biçimlendirilebilir. Kabarık. Şekillendirilebilir. Küflenebilir.

Moldboard : Dozer küreği kulağı. Grayder bıçağının yerleştiği tabla. Bıçak tablosu. Saban bıçağı. Saban demiri. Saban kulağı.

Molded paper : Tutkal, kağıt ve karton hamurundan yapılan kukla. Kalıplı mukavva kukla.

Water mold : Mantar.

Molded : Küflenmek. Kalıp şeklinde. Kalıplanmış. Şekil vermek. Kalıp halinde dökülmüş. Kalıba dökülmüş. Biçimlendirmek. Kalıba dökmek. Kalıpsı. Küflendirmek.

İngilizce Mold Türkçe anlamı, Mold eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Mold ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Architecture : İnşaat. Yapıtasarcılık. Konutlarla ilgili tüm sorunları ve konuları içeren bilim ve sanat dalı. Yapıcılık. Mimari. Mimarlık. İnsanların yaşamasını kolaylaştırmak ve barınma, eğlenme, dinlenme, çalışma gibi eylemlerini sürdürebilmelerini sağlamak için uzamlar düzenleme sanatı ve bununla ilgili bilim dalı. Mimari yapı.

Moulded : Kalıplanmış. Kalıpsı. Kalıp şeklinde. Kalıba dökülmüş. Kalıp halinde dökülmüş.

Idiocrasy : Yapısal özellik. Kişisel özellik. İdiyokrazi. Bir bireyin fizyolojisinin spesifik yönü. Mizaç. İdiyosenkrazi. İdyokrazi.

Blooding : Adam öldürme. Dem. Asalet. Huy. Kan bağı. Kan. Soy. Akrabalık.

Effigies : Temsili kukla. Resim. Büst. Suret. Tasvir. Heykel.

Fashioning : Uydurmak. Biçim verme. Yapmak.

A band : A bandı. Çizgili kas teli ışık mikroskobunda incelendiğinde görülen, kalın flamentlerle aralarına giren ince flamentlerin uçlarını içeren ve ışığı iki kez kıran koyu renkli bantlar, anizotrop bant, anizotropik bant.

 

Dankness : Islaklık. Yapışkanlık. Rutubet.

Shape out : Tasarlamak. Şekillendirmek.

Contour : Eşyükselti eğrisi. Kullanım kolaylığı veya güzel bir görünüm sağlamak amacıyla gitarın gövdesi üzerinde oyulmuş bölümler. Çevre. Düzey çizgisi. Biçimini oluşturmak. Dış hatlar. Kontur. Dış çizgi. Fizik, gitar, madencilik alanlarında kullanılır.

Mold synonyms : conformation, constitution, manikin, abattoir, internals, blood, creations, artefact, fester, chemistry, dies, change, cakes, molded, give form, color matrix, matrices, forme, a c deformity, model, format, fashions, bloodings, falsework, efform, mildewed, artifact, become mouldy, bloods, configuration, matrix, face, disposition.

Mold zıt anlamlı kelimeler, Mold kelime anlamı

Stay : Bastırmak. Sabitlemek. Durdurmak. Erteleme. Kalış. Geçiştirmek. Önlemek. Sürdürüp tamamlamak. Durmak. Oyalanmak.

Mold ingilizce tanımı, definition of Mold

Mold kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A blemish. Esp., earth containing the remains or constituents of organic matter, and suited to the growth of plants. To cause to become moldy. To model. To cover with mold or soil. A spot. Soil. A growth of minute fungi of various kinds, esp. those of the great groups Hyphomycetes, and Physomycetes, forming on damp or decaying organic matter. Also, the body or mass containing the cavity. To be covered or filled, in whole or in part, with a mold. To form into a particular shape. To fashion. Crumbling, soft, friable earth. To shape. To cause mold to grow upon. A mole. The matrix, or cavity, in which anything is shaped, and from which it takes its form. As, a sand mold. A jelly mold. To become moldy.