Molecules türkçesi Molecules nedir
Molecules ile ilgili cümleler
English: Atoms form molecules.
Turkish: Atomlar molekülleri oluşturur.
Molecules ingilizcede ne demek, Molecules nerede nasıl kullanılır?
Cell adhesion molecules : Hücre adhezyon molekülleri.
Collision diameter of molecules : Bir çarpışma sırasında iki özdeciğin özeklerinin birbirlerine en çok sokulabildikleri uzaklık. Moleküllerin çarpışma çapı. Özdeciklerin çarpışma çapı.
Cyclic molecules : Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Dönül moleküller. Öğecikleri tek ya da birkaç dolam biçiminde dizili özdecikler. Dolamlılar. Halkalı moleküller.
Ring molecules : Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Dolamlılar. Öğecikleri tek ya da birkaç dolam biçiminde dizili özdecikler. Halkalı moleküller.
Macromolecules : Makromolekül. Büyük moleküller. Küçük moleküllerin polimerlerinden oluşan proteinler, nükleik asitler ve şekerler.
Amphoteric molecule : Aynı zamanda hem asit hem de alkali yüklü olan molekül. Amfoterik molekül. Aynı zamanda hem asit, hem de baz yüklü olan molekül.
Homonuclear molecule : Homonükleer molekül. Yükleri ve kütleleri özdeş çekirdekli öğeciklerden oluşmuş özdecik. Eşçekirdekli molekül. Eşçekirdekli özdecik.
Adapter molecule : Protein sentezi sırasında amino asitleri mrna kalıbı üzerindeki uygun yerine bağlayan küçük rna molekülleri (trna). Adaptör molekül. Protein sentezi sırasında aminoasitleri, mrna kalıbı üzerindeki uygun yerine bağlayan küçük rna molekülleri.
Micromolecules : Hücrede bulunan ve hücrenin temel kimyasal yapısını oluşturan, büyük moleküllerin üretimine katılan basit şekerler, yağ asitleri, amino asitler ve nükleotitler. Küçük moleküller.
Gram molecule : Molekül-gram. Grammolekül. Gram molekül. Molekül ağırlığı. Bir bileşikteki öğelerin atomsal kütle birimi olarak verilen atom ağırlıkları toplamının, gram türünden yazılan kütle niceliği. (kısaltılarak mol denir.).
İngilizce Molecules Türkçe anlamı, Molecules eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Molecules ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Corpuscles : Kan hücresi. Kan yuvarı. Kürecik. [#parça Parçacık].
Coenzyme : Bir enzimi aktif duruma getiren, enzimin protein olmayan bileşeni, koferment. Koferment. Eşözgen. Bir enzimi aktifleştiren enzimin protein olmayan bileşeni. koferment. Koenzim. Bir enzime katalizör olarak yardımcı olan molekül.
Corpuscle : Tanecik. Korpüskül. Yuvar. Öğecik ve öğecik çekirdeği boyutlarında (10-(...)cm.10-(...) cm.), bağımsız nitelikli, evrenin temel taşlarını oluşturan öğecikaltı tanecik. Parçacık. Kan hücresi. Damla. Kan küreciği.
Macromolecule : Makromolekül. Dev molekül. İri molekül. Biyoloji, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Büyük molekül. Özdecik ağırlığı binleri bulan çoğuz türü özdecik. Proteinler, polisakkaritler ve diğer doğal ve sentetik polimerlerde olduğu gibi birkaç binden milyonlara uzanan molekül ağırlığına sahip çok büyük polimerik zincir yapısına sahip bir molekül. Çok sayıda monomer birimlerin veya yapı taşlarının bir araya gelmesiyle meydana gelen protein, nükleik asit, polisakkarit gibi biyopolimerler. İril özdecik. İril molekül.
Group : Bir sınıf veya bu sınıf içindeki bir grup. Birden çok kelimeden oluşan fakat yapı ve anlamındaki bütünlük dolayısıyla cümle içinde tek bir öge gibi işlem gören ve yargı bildirmeyen söz dizisi. ad tamlaması, sıfat tamlaması, iyelikli tamlama, ikilemeli tamlama, birleşik ad, edat grubu, birleşik fiil vb. birer grup oluşturmaktadır: saman rengi, ana kucağı, tatlı elma, dünkü haber, iri iri gözler, halide nusret zorlutuna, pazartesi (<pazar ertesi), ayakkabı, haydarpaşa, sizin için, ona göre, ateş gibi, denizde kum, evdeki iş, alt eylemek, pişman olmak, yapmış bulunmak, osman baba, ayşe nine, ey arkadaş! vb. Her öğenin tersini ve öteki öğelerle birleşkesini kapsayan aynı yapıdaki öğeler topluluğu. Deneyim ya da çözümleme için birtakım birey, nesne ya da gözlemlerden oluşan topluluk. bir okulda, bir derslikte öğrencilerin belli bir eğitim ya da öğretim amacıyla bir süre için oluşturdukları takım ya da öbeklere verilen ad. Grup. Gruplamak. Grup oluşturmak. Zümre. Bir çarpım işlemi altında kapalı kalıp her öğesinin evriğini içeren, birim işlerli öğeler kümesi. Türkümlemek.
Supermolecule : İri molekül.
Crumbing : Ufalamak. Değersiz kimse. Kırıntı. Galetaya bulamak. Ekmek içi. Parça. Bilgi kırıntısı. Ekmek kırıntısı.
Glimmered : Hafif pırıltı. Hafifçe pırıldamak. Işık vermek (hafif). Hafif ışık. Seziş. Parıltı. Azıcık miktar. İma. Parıldamak.
Atomies : Atom. Küçücük şey. İskelet. Çok küçük madde.
Building block : Çimento bloğu. Bina bloğu. Temel ilke. İmar adası. Kentin, birbirine komşu olan, birbirini kesen dört sokağı arasında kalan ve içinden, taşıt dolaşımına açık başka bir yol geçmeyen dörtgen biçimindeki parçası. Yapı adası. Ana blok. Yapı taşı. Temel bölüm. Esas element.
Molecules synonyms : protein molecule, chemical group, chemical chain, unit, atomy, dipole molecule, atoms, radical, particles, glimmer, glimmers, edta, crumbed, ethylenediaminetetraacetic acid, atom, chain, molecule, crumb, particle, ace, aughts, corpuscule, aught.
Molecules zıt anlamlı kelimeler, Molecules kelime anlamı
Molar : Kitleye ait. Moler. Öğütücü. Öğütücü (diş). Bir litrede bir mol olan. Kütlesel. Azıdişi.

Bu kısımda Molecules kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Molecules ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Molecules anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Molecules ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.