Money laundering türkçesi Money laundering nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Karaparanın aklanması.
  • Kara paranın elde edildiği ana kaynak gizlenerek taşınmaz edinimi, turizm gibi çeşitli yollarla yasal olarak kullanılabilir hale getirilmesi.

Money laundering ingilizcede ne demek, Money laundering nerede nasıl kullanılır?

Money : Mangır. Bedel. Ücret. İktisat, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır. Nakit. Tıkır (argo sözcük). Patpat. Para. Servet. Akçe.

Laundering : Aklama. Temizleme. Yasa dışı para kaynağını gizlemek ve yasal olduğunu göstermek için paraları aracıdan geçirme. Çamaşır yıkama.

Money back guarantee : Satılan malın beğenilmediği takdirde geri iade edilebilmesi koşuluyla satılması. Tüketicinin satın aldığı maldan memnun kalmaması durumunda, satıcı tarafından paranın geri ödeneceğine ilişkin verilen güvence. Parayı geri verme garantisi. Para iade güvencesi.

Money bag : Para torbası. Para çuvalı. Para çantası. Kese.

Money bargain : Peşin pazarlık. Ödenili pazarlık. Mal ederi kesininin önceden yapılması.

Money belt : Para taşımaya elverişli kuşak. Para kemeri.

İngilizce Money laundering Türkçe anlamı, Money laundering eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Money laundering ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

 

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

Money laundering synonyms : a shift in supply, a pass through certificate, a change in individual demand, abnormal budget, ability to pay principle, abnormal budget expenditures.