Money supply in the narrower sense türkçesi Money supply in the narrower sense nedir

  • M0.
  • M1.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Dar anlamdaki para sunumunun simgesi olup dolaşımdaki para ile toplam vadesiz mevduattan oluşan parasal büyüklük. türkiye’de yabancı para cinsinden vadesiz mevduatlar 2007 yılından itibaren m1 para tanımına katılmıştır.
  • Bir ekonomide dolaşımdaki paraya bankalardaki nakit paranın eklenmesiyle bulunan parasal büyüklük.

Money supply in the narrower sense ingilizcede ne demek, Money supply in the narrower sense nerede nasıl kullanılır?

Money : Nakit. Akçe. Para kırmak. Mal ve hizmetlerin değişimini kolaylaştırma işlevini yapan bir değişim aracı ve ortaklaşa değer birimi. İktisat, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır. Tıkır (argo sözcük). Eşyanın değerini ölçmek üzere değişim aracı olarak kullanılmakta olan satağa çıkarılan kağıt ya da madensel değişim aracı. değer ve eder ölçüsü birimi. Mangır. Durağan olan, olmayan eşya değerini ölçen değişim aracı. eskiden gümüş paraya verilen ad. Bir ekonomide genel kabul gören, değişim aracı, değer koruma aracı ve hesap birimi işlevlerine sahip varlık.

Supply : Bir elektronik aygıtın çalışması için gerekli gerilim ve akımları oluşturan elektrik düzeni. bu düzenin sağladığı elektrik akımı ve gerilimler. Arz. Sağlanması gerekli miktar. Vermek. Sunum. Verilmesi gerekli oran. Mevcut. Satıcıların belirli bir dönemde piyasada değişik fiyatlardan satmaya razı olduğu mal, hizmet ya da üretim faktörü miktarı. Stok miktar. Karşılamak.

 

In : Da. İktidardaki. De. Gelmiş olan. Çok moda olan. İçine. Dahili. Mevsimi gelmiş. İçeri. İç.

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık.

Narrower : Sınırlı. Dar ensiz. Kısıtlı. Dar. Daha dar.

Sense : Tek iplikli nükleik asidin polaritesi. Sezmek. Akıl. Algılamak. Eğilim. Anlayış. İçine doğmak. Yön. Anlamak. Anlama yetisi.

Money in the narrower sense : Dar anlamda para. Paranın yalnızca bir değişim aracı olarak kullanıldığı varsayımı altında mal para, saymaca para ve itibari paradan oluşan, para ikamelerini kapsamayan para. bk. m0 m1.

Endogenous money supply : Merkez bankasının pasif konumda olduğu durumda; hanehalkı, firma ve bankaların davranışlarıyla iktisadi hayatın gereksinimlerine göre belirlenen para sunumu. İçsel para sunumu.

Liquidity demand money supply curve : J. hicks ve a. h. hansen tarafından geliştirilen yata-pata modelinde, para istemi ile sunumunu eşitleyen yani para piyasası dengesini sağlayan faiz oranı – gayrisafi yurtiçi hasıla bileşimlerinin geometrik yeri. Para istemi-para sunumu eğrisi.

Money supply : Bir ekonomide dolaşımda bulunan her türlü paranın toplamı, diğer bir deyişle ekonominin sahip olduğu ödeme araçları stokunun tamamı. Para sunumu. Para arzı. Para sürümü.

 

İngilizce Money supply in the narrower sense Türkçe anlamı, Money supply in the narrower sense eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Money supply in the narrower sense ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A shift in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Money supply in the narrower sense synonyms : physical currency, m0, ability rent, ability to pay principle, a type mutual funds, abolition of forced labour convention, a pass through certificate, a change in individual demand, m1, a change in supply, abnormal budget expenditures.