Supply türkçesi Supply nedir
- Stok miktar.
- Yerini doldurmak.
- Sunum.
- Bir şeyi bulup (müşteriye) ulaştırmak.
- Arz.
- Sağlama jüyesi.
- Karşılamak.
- Mevcut.
- İktisat, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
- Sağlanması gerekli miktar.
- Satıcıların belirli bir dönemde piyasada değişik fiyatlardan satmaya razı olduğu mal, hizmet ya da üretim faktörü miktarı.
- Besleme.
- İhtiyacı karşılamak.
- Bir elektronik aygıtın çalışması için gerekli gerilim ve akımları oluşturan elektrik düzeni. bu düzenin sağladığı elektrik akımı ve gerilimler.
- Vermek.
- Tedarik etmek.
- İkmal.
- Verilmesi gerekli oran.
- Gidermek.
- Temin.
- Sağlamak.
- Temin etmek.
- Tamamlamak.
- Tedarik.
Supply ile ilgili cümleler
English: Between meals, he usually manages to stow away a generous supply of candy, ice cream, popcorn and fruit.
Turkish: Yemekler arasında genellikle bol miktarda şekerleme, dondurma, patlamış mısır ve meyve yiyebiliyor.
English: Can you supply me with all I need?
Turkish: Bütün ihtiyaç duyduklarımı bana sağlayabilir misin?
English: Cows supply milk.
Turkish: İnekler süt verir.
English: Can you supply me with everything I need?
Turkish: İhtiyacım olan her şeyi bana sağlayabilir misin?
English: Cows supply us with many things we need.
Turkish: İnekler ihtiyacımız olan birçok şey bize verirler.
Supply ingilizcede ne demek, Supply nerede nasıl kullanılır?
Supply a want : İsteği karşılamak. İsteği yerine getirmek.
Supply and demand : Sunu ve istem. Arz ve talep.
Supply and demand model : Piyasada bir malın fiyatının nasıl oluştuğunu, istem kayması ve sunum kayması sonucu fiyatın nasıl değiştiğini ve bu fiyatın üretim ve tüketim kararlarını nasıl etkilediğini açıklayan iktisadın temel kuramlarından biri. Sunum ve istem kuramı.
Supply and demand theory : Sunum ve istem kuramı. Piyasada bir malın fiyatının nasıl oluştuğunu, istem kayması ve sunum kayması sonucu fiyatın nasıl değiştiğini ve bu fiyatın üretim ve tüketim kararlarını nasıl etkilediğini açıklayan iktisadın temel kuramlarından biri.
Supply base : İkmal üssü.
Supply lines : İkmal hatları.
Supply equation : Arz denklemi.
Supply canal : İletim arnası. İletim kanalı.
Supply curve : Arz eğrisi. Sunum eğrisi. Bir malın kendi fiyatı dışındaki diğer tüm değişkenlerin sabit olduğu varsayımı altında, üreticilerin o maldan satmayı istediği fiyat-miktar bileşimlerini gösteren noktaların geometrik yeri, diğer bir deyişle firma sunum eğrilerinin yatay toplamından elde edilen eğri.
Supply curve with negative slope : Piyasaya mal sunumu yapan işletmelerin bulunduğu sanayi dalında marjinal maliyetlerin çok büyük ölçüde düşmesine yol açacak düzeyde dışsal tasarrufların bulunması ile geçimlik üretimin söz konusu olduğu tarım ürünleri piyasasında king yasasının işlemesi nedeniyle ortaya çıkan ve malın fiyatıyla sunumu arasında ters yönlü ilişkiyi gösteren, diğer bir deyişle malın fiyatı artarken (düşerken) sunumunun azaldığını (arttığını) gösteren sunum eğrisi. Negatif eğimli sunum eğrisi.
İngilizce Supply Türkçe anlamı, Supply eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Supply ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Calk : Kalafatlamak. Başlı buz çivisi. Kaymayı önleyen çivi. Tıkamak. Kalafat etmek. Buz mıhı. Buzmıhı gemi.
Step : Tedbir. Bir oyuncunun, elinde top olduğu halde, yerde zıplatmadan, bir adımdan fazla yürümesi. bu kural dışı davranış olduğundan hakem oyunu durdurarak topu karşı takıma verir. Üvey. Ayak sesi. Kademe. Sekilemek. Seyyar merdiven. Gitmek. Adım. Girmek.
Procure : Kazanmak. Üretmek. Elde etmek. Kadın bulmak. Ettirmek. Bulmak. Edinmek.
Handmaid : Hizmetçi. Evlatlık. Hizmetçi kız. Yanaşma. En büyük yardımcı.
Lead in : Programı açış sözleri. Giriş. Verici dalgalığı ya da almacı, yüksek yinelenimli imle besleyen; verici dalgalığı vericiye ya da alıcı dalgalığı almaca bağlayan kablo. Bir şeye girmek veya girişmek veya başlamak. Konuya giriş yapmak. Konuya girmek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İniş kablosu. Anten giriş teli.
Allow : Koyvermek. Saymak. Hoş görmek. Fikrinde olmak. Bırakmak. Kabul etmek. Ayırmak. Göz önüne almak. İtiraf etmek.
At the scene : Olay yerinde saptanmış. Olay yerinde.
Fulfilment : Yerine getirme. İçindeki potansiyelini iyi kullanmaktan doğan memnuniyet. İcra etme. İcra. İfa. Gerçekleştirme. Tamamlama. Yapma.
Reservoir : İnsan ve evcil hayvanlar için enfeksiyon kaynağı olarak görev yapan enfeksiyöz ajanı doğada barındıran canlı veya seyrek olarak cansız şey. Depo etmek. Su deposu. Depoda saklamak. Rezerv. Birikimlik. Baraj gölü. İnsan, evcil hayvanlar ve balıklar için enfeksiyöz olan ajanları doğada barındıran canlı veya cansız varlıklar. bir şeyin biriktiği, özellikle suların toplandığı veya gerektiğinde kullanılmak üzere konulduğu yer. Sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sürekli açındırma aygıtında, aygıt işlemeğe devam ettiği halde filmin son bölümünün bir süre durmasını, böylelikle durmuş olan filmin ucuna yeni bir kangal eklenebilmesini sağlayan bölme.
Equip : Hazırlamak. Donatmak. Giydirmek. Kuşatmak. Teçhiz etmek.
Supply synonyms : copper bottom, machicolate, victual, terrasse, bewhisker, indefinite quantity, transistorise, kern, reflectorise, reflectorize, avert, fend for, canal, kit out, ticket, pour, oversupply, pump, perfections, articulate, protestation, presentations, submission, answer the purpose, fostering, glut, presentment, recouping, crenelate, disposable, attribute, purvey, give.
Supply zıt anlamlı kelimeler, Supply kelime anlamı
Take : Tutuş. Alıntı. Yazmak. Tutulan balık miktarı. Avalanan hayvan miktarı. Hasat. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Çevirim eylemi. Kavramak. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar.
Recall : Geri çekmek. Geri istemek. Azletmek. Dönmek. Hatırlatmak. Bilgi erişimde, erişilen anlamlı belge sayısının derlemde bulunan toplam anlamlı belge sayısına oranı. Hatırlama. Anımsama. İptal etmek. Çağrıştırmak.
Block : Bir dağoluş dizgesinin içinde sertleşmiş, oldukça dengeli, kıvrılma devimlerine dirençli bir yer birimi. Ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma. Önünü kesmek. Tıkamak. Öbek. Işık ve elektron mikroskobunda incelemek üzere yumuşak biyolojik dokuların ince kesitlerinin alınabilmesi için tespit, suyunu alma vb. gibi çeşitli işlemlerden geçirildikten sonra parafin, epon, araldit vb. gibi maddeler içinde hazırlanan kalıpları. Kalıplamak. Küçük çocukların yapım, yaratma ve imgeleme güçlerini geliştirmeye yardımcı olmak üzere daha çok ana okullarında kullanılan ve genellikle tahtadan yapılan bir oyun aracı. Bilgisayar, bilişim, biyoloji, eğitim, voleybol, veterinerlik, jeoloji, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Duvar.
Supply antonyms : kern, freeze.
Supply ingilizce tanımı, definition of Supply
Supply kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, a supply tank or valve. To furnish with what is wanted. Supplial. To afford, or furnish with, a sufficiency. An aqueduct supplies an artificial lake. Serving to contain, deliver, or regulate a supply of anything. To fill up, or keep full. As, to supply a furnace with fuel. Often followed by with before the thing furnished. As, rivers are supplied by smaller streams. To supply soldiers with ammunition. The act of supplying.

Bu kısımda Supply kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Supply ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Supply anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Supply ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.