Monopsony türkçesi Monopsony nedir

  • Alıcı inhisarı.
  • Satıcısı çok piyasa.
  • Alıcı tekeli.
  • Monopson.
  • Alıcı tekeli piyasası.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Alıcısı tek satıcısı çok (piyasa).
  • Monopsoni.
  • Çok sayıda satıcı karşısında tek bir alıcının olduğu piyasa türü. krş. iki yanlı tekel piyasası.

Monopsony ingilizcede ne demek, Monopsony nerede nasıl kullanılır?

Monopson : Alıcı tekeli. Çok sayıda satıcı karşısındaki tek alıcı firma. krş. iki yanlı tekel.

Monopathy : Monopati. Sadece bir organ veya oluşumu tutan hastalık.

Monopetalous : Bileşik taç yapraklı; bir taç yapraklı. Monopetal.

Monophagous : Monofag. Tek tip besin üzerinden beslenme, monofagus. Monofagus. Monofaj. Daha çok böcekler için kullanılan, tek tip besinle beslenen canlı.

Monophase : Monofaze. Tek fazlı.

Monophyletic classification : Monofiletik sınıflandırma. Birbirine benzeyen yakın türlerin cinsi, cinslerin familyayı, familyaların takımı, takımların sınıfı, sınıfların dalı meydana getirdiği sınıflandırma hiyerarşisi.

Monophonic : Tek kanallı. Tek sesli. Monofonik.

Monophyodont : Monofiyodont. Süt dişlerinin körelmesi ya da tümden bulunmaması ile sadece bir seri dişe sahip olma durumu.

Monophthongs : Tek ünlü. Tek sesli. Tek sesli (dilbilgisi terimi).

Monophthong : Tek sesli (dilbilgisi terimi). Tek ünlü. Tek sesli.

 

İngilizce Monopsony Türkçe anlamı, Monopsony eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Monopsony ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

 

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

Market : Piyasaya sürmek. Alıcı ve satıcıların karşılaştığı her türlü ortam. Satmak. Satak. İstek. Çarşı. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Pazar. Alışveriş yapmak. Alıcılarla satıcıların belirli bir günde bir araya gelerek alış veriş ettikleri yer.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

Marketplace : Pazar meydanı. Hal (pazar yeri). Pazar. Piyasa. Pazar yeri. Pazaryeri.

Monopsony synonyms : a shift in demand, abnormal budget receipts, buyers monopoly, ability rent, market place, a shift in individual demand, monopson, ability to pay principle, abnormal budget expenditures, a change in supply, abnormal budget.