Muşta nedir, Muşta ne demek

Muşta; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

  • Karşısındakine vurmak için özel olarak açılmış deliklerine parmakların geçirilmesi ile kullanılan demir parça
  • Parmağın biri bükülüp sivriltilerek vurulan yumruk.
  • Kunduracıların, derileri vurarak inceltmek için kullandıkları metalden tokmak.

Yerel Türkçe anlamı:

Bostan evleklerine yapılmış olan küçük duvar.

Bağ, bahçe ve bostanlarda sebze ekmek için ayrılan küçük evlekler.

Muşta hakkında bilgiler

Muşta; genel olarak metalden imal edilen, avuca alınmak ve parmakların, üzerinde bulunan deliklere takılması suretiyle kullanılan, yumruğun darp etkisini arttırma amaçlı saldırı ve savunma silahı.

Dilimizde kullanılan muşta sözcüğü, batı dillerindeki nitelemelerin tersine Hintçedeki mushti sözcüğünden gelmektedir. Nitekim bu silahın ilk örneklerine Hindistan'da rastlanmaktadir. Sözcük dilimize büyük bir olasılıkla Farsça üzerinden geçmiştir.

Muşta, ilk olarak sert tahta ve boynuzdan imal edilen bir silahtı. Tekko adı verilen parmaklara değil, ele takılan Okinava kökenli benzeri bir metal silaha, Japon yakın dövüş sanatlarında da rastlanmaktadır. Muşta prensipine benzer şekilde kullanılan cestus adı verilen demir eklemeleri olan eldivenlerin, Antik Yunan ve Roma’da boksörler tarafından da kullanıldığı dönemden kalan mozaiklerden ve sporcu heykellerinden anlaşılmaktadır.

 

Muşta, Amerikan İç Savaşı, 1. ve 2. Dünya Savaşları sırasında yoğun bir şekilde kullanılmıştır. Pirinçten imal edilmiş ve çift ağızlı bir kamayla birleştirilmiş şekli ("Grabendolch" ya da "trench knife"), Alman ordusu tarafından Birinci Dünya Savaşı’nın uzun süren siper çarpışmalarında kullanılmak üzere tasarlanmış ve üretilmiştir. Amerikan ve İngiliz orduları da askeri amaçlı olarak çeşitli muşta ve muştalı kamalar imal etmişlerdir. Birinci Dünya Savaşı sırasında ilk olarak pirinçten imal edilen muşta, mermi kovanlarının imalatında pirincin kullanılmaya başlamasıyla birlikte ağırlıklı olarak alüminyumdan üretilir hale gelmiştir. Günümüzde ise sert plastik de dahil olmak üzere, bronzdan Dımaşk çeliğine dek çeşitli malzemelerden üretimi yapılmaktadır.

Muşta kısaca anlamı, tanımı:

Delik : Cezaevi. Dar, küçük çukur. Delinmiş olan. Küçük hayvan yuvası. Dar, küçük açıklık.

Parmak : İnç. Bir işe karışmış olma ilgisi. İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri. Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri. Arşının yirmi dörtte biri. Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan. Eni bu organ kadar olan.

Demir : Güçlü, kuvvetli, sert. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Bu elementten yapılmış parça. Bu elementten yapılmış. Çıpa.

 

Metal : Bu maddeden yapılmış. Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı. Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde.

Muştalama : Muştalamak işi.

Muştalamak : Muşta ile vurmak.

Vurmak : Etkisi bir yere kadar uzanmak. Olduğundan başka biçimde görünmek. Bağlama, ilişkilendirmek. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Olumsuz yönde etkilemek. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Dokunmak, hasta etmek. Manevi olarak yaralamak. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Hızla değmek, çarpmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Duyulmak, hissedilmek. Sürmek. Hızla çarpmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Kadeh tokuşturmak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Çarpma işlemini yapmak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Silahla yaralamak, öldürmek. Uygulamak, basmak, koymak. Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Takmak, koymak, bağlamak. Desteklemek, dayamak. İçki içmek. Çıkmak.

Geçirilme : Geçirilmek işi.

Parça : Nesne. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Müzik eseri. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Güzel, alımlı kız veya kadın. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Tane. Pasaj.

Kunduracı : Kundura yapan veya satan kimse.

Deri : İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten. Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. Toplantı, düğün. Bu tabakadan yapılmış. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu.

İnceltmek : İnce duruma getirmek.

Tokmak : Kapıya asılı duran ve kapıyı çalmaya yarayan, türlü biçimlerde metal parça. Davul vb. vurmalı çalgıları çalmakta kullanılan ve çalgının bir parçası olan araç. Kapı kolu yerinde bulunan ve kapıyı açmaya yarayan topuz. Ağaçtan yapılmış iri çekiç. Dibekte dövme işi için kullanılan ağaçtan araç.

Genel : Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir genelleme sonucunda elde edilen.

Muştabalığı : Sazan balığı.

Muştahlısı olmak : Tutkunu olmak, dadanmak.

Muştamba : Tarlaları su baskınından korumak için yapılan set.

Diğer dillerde Muşta anlamı nedir?

İngilizce'de Muşta ne demek? : n. punch, knuckleduster

Fransızca'da Muşta : coup-de-poing [le]

Almanca'da Muşta : n. Schlagring

Rusça'da Muşta : n. кулак (M), кастет (M)