Nested türkçesi Nested nedir

  • İçine yerleştirilmiş.
  • Her dizinin bir önceki diziyi içerme niteliğine sahip olması (matematik).
  • İçice.
  • Yuvalanmış.
  • İçiçe.
  • İçiçe yuvalanmış.
  • İç içe.

Nested ingilizcede ne demek, Nested nerede nasıl kullanılır?

Nested game : Halkalanmış oyun. İçiçe oyun. İçice oyun. Yuvalanmış oyun.

Nested group membership : İç içe grup üyeliği.

Nested interval property : İç içe aralıklar özelliği.

Nested intervals : İç içe aralıklar. İçiçe aralıklar.

Nested loop : İçiçe döngü.

Nesters : Çiftlik kurmak için devletten otlak arazi kiralayan kimse. İç içe olan kimse veya şey. Yuvada yaşayan şey. Yuva yapan (özellikle kuş).

Acetylcholinesterase : Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Asetilkolini asetik asit ve koline parçalayan enzim, kolin esteraz, kolinesteraz ı, gerçek kolinesteraz, ache. Asetilkolin esteraz. Asetilkolini asetik asit ve koline hidrolize eden enzim; kolin esteraz. Merkezi sinir sistemi, otonom gangliyonlardaki sinapslar, alyuvarlar ve kolinerjik sinirlerin uyardığı tüm postsinaptik zarlarda bulunan, asetilkolini kolin ve asetata parçalayan hidrolaz sınıfından bir enzim, kolin esteraz. Gerçek kolinesteraz. Ache. Asetilkolinesteraz.

Nester : Yuva yapan (özellikle kuş). Yuvada yaşayan şey. Çiftlik kurmak için devletten otlak arazi kiralayan kimse. İç içe olan kimse veya şey.

 

Unnested : İç içe olmayan.

Nested structure : Yuvalanmış yapı. İçiçe yapı.

İngilizce Nested Türkçe anlamı, Nested eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Nested ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Necessary : Lüzumlu. Vazgeçilmez. Gerekli. Gerek. Lazım olan. Zorunlu. Gereken şey. Gereken. Vacip. Lazım.

Inserted : (bilgisayar) başka iki obje arasına yerleştirilmiş (metin imaj vs). İlaveli. Eklenmiş. İçine konulmuş. İlave edilmiş. Eklendi. Ekli. Gömülü. Gömme.

Requirement : Uyulması gereken şart. Bir oluşum ya da sürecin koşulları, bir işlem ya da izlencenin gerektirdiği isterlerin tümü. İstek. Gerekim. İcap. Talep. Mecburiyet. Zorunluluk. Koşul.

Postulate : Önkoyut. Bir tanıtlamada onaylanması gereken ön gerçek. Gerçek olarak kabul etmek. Gerçek olduğunu varsaymak. Tümdengelimci bir dizgede tüm kanıtlamalarda kullanılan, zorunlu ya da apaçık olmamakla birlikte başka türlü düşünülemeyeceği için doğru sayılan ilksav. Koyut.

Want : İstek duymak. Arzulamak. Sıkıntı. Gereksinme. Karşılandığında haz, karşılanmadığında acı ve hüzün veren; karşılandıkça şiddetini kaybeden; zaman içinde kendini tekrarlayan; alışkanlık haline gelebilen; sınırsız ve öznel olan duygu. İstek. Muhtaç olmak. Gereksinimler. Lüzum.

Govern : Çevirmek. Kontrol etmek. Frenlemek. Zaptetmek. Almak (dilbilgisi terimi). Hükmetmek. Yönetmek. Yönlendirmek. Etkilemek. Kullanmak.

Require : Gereksemek. İhtiyacı olmak. İcap ettirmek. İstemek. Gerektirmek. Zorunlu tutmak. Eksik olmak. Talep etmek. İcap etmek. Gereksinmek.

 

Imbedded : İçine konulmuş. Çevrilmiş. Çevrelenmiş (embedded olarak da yazılır). İyice yerleştirilmiş. Sıkıca yerleştirilmiş. Sıkıca sarmalanmış. Gömülü.

Take : Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Tutulan balık miktarı. Ele almak. Tepki. Götürmek. Etkili olmak. Çekim. Almak. Reaksiyon. Avalanan hayvan miktarı.

Claim : Sahip çıkmak. Almak. Herhangi bir işlem sonucu doğan akçalı hak. Hak talebinde bulunmak. Bir paranın ödenmesi, bir malın teslimi veya bir işin görülmesini karşı taraftan isteme hakkı. bilançonun aktifinde yer alan ve vadesi gelince kazanılacak para. Israr etmek. İstemek. İddia. Hak iddia etmek. Talep.

Nested synonyms : necessity, demand, involve, call for, cost, necessitate, essential, exact, ask, embedded, niched, draw, cry out for, compel, cry for, requisite.

Nested zıt anlamlı kelimeler, Nested kelime anlamı

Inessential : Lüzumsuz. Gereksiz. Önemsiz şey. Gereksiz şey. Önemsiz.

Obviate : Çözmek. Çare bulmak. Karşılamamak. Önlemek. İzale etmek. Üstesinden gelmek. Bertaraf etmek. Gereksiz kılmak. Yetmemek. Gidermek.