Nuddle türkçesi Nuddle nedir

  • (başı öne eğik) hızla öne doğru yürümek.

Nuddle ingilizcede ne demek, Nuddle nerede nasıl kullanılır?

Nude : Çıplak insan vücudu. Çıplak. Çıplaklık. Nü. Çıplak kimse. Ten rengi. Geçersiz. Hükümsüz. Çıplak resmi.

Nudely : Çıplak bir şekilde. Geçersiz biçimde. Elbiselerini çıkarmış olarak. Gizlenmemiş bir şekilde. Çıplak olarak. Açık bir şekilde.

Nudeness : Çıplaklık. Çıplak olma.

Nudeoplasmin : Xenopus laevis oositlerinin nükleoplazmasında bol bulunan bir protein. Nükleoplazmin.

Nuder : Ten rengi. Geçersiz. Çıplak. Hükümsüz.

Nudges : Dirsekle dürtmek. Hafifçe dürtme. Dürtme. İtelemek. Dirseklemek. Sürükle. Dirsek ile dürtmek. Dürtüklemek. Hafifçe dürtmek. Dürtmek.

Nudibranch : Bir tür deniz yumuşakçası. Deniz tavşanı.

Nudes : Ten rengi. Hükümsüz. Çıplak resmi. Çıplak. Çıplak kimse. Nü. Çıplak insan vücudu. Çıplaklık. Geçersiz.

Nudgers : Hafifçe dürten kimse (özellikle dirsekle). Dirseğiyle dürten kişi. Dirseğiyle dürten kimse.

Nudger : Dirseğiyle dürten kimse. Dirseğiyle dürten kişi. Hafifçe dürten kimse (özellikle dirsekle).

İngilizce Nuddle Türkçe anlamı, Nuddle eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Nuddle ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Cluster : Toplamak. Küme. Türküm. Kümelemek. Salkım. Kümelenmek. Demet. Kluster. Süt sağım ünitesi montaj tablası. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Saddlebow : Eyerin kemerli veya kavisli uç kısmı. Eyerkaşı. Eyer topuzu. Eyerin önünden yukarı doğru uzanan tutamak.

Constellate : Yıldızlarla süslemek. Birlikte demet haline gruplamak. Burç şeklini almak. Takımyıldızlarına benzeyen bir şekilde düzenlemek veya süslemek.

Sidesaddle : Kadın eyeri. Atayan binmeye yarayan eyer.

Seat : Yerine oturtmak. İskemle. Yer. Koltuk. Sinema salonundaki oturulacak yerlerden her biri. Almak (salon). Ata oturuş biçimi. Bir seyircinin tiyatro seyrederken oturduğu yer. Kıçını tamir etmek (pantolon). Mevki.

Stirrup : Etriye. U şeklinde mengene. Marsipet ayağı. Etriye donatısı. Orta kulağın üzengi biçiminde olan en iç kemiği. Sargı. Üzengi kemiği. Sargı demiri. Üzengi.

Flock : Kalabalıklaşmak. Kalabalık. Sürümek. Yün kırpıntısı. Yığın. Toplanmak. Sürü halinde toplanmak. Sürü halinde hareket etmek. Cemaat. Yün tozu.

Clump : Ağır adımlarla yürümek. Ayak patırtısı. Ayak sesi. Tok ses. Yumruklamak. Küme. Yığmak. Ayakkabı pençesi (kalın). Ağır ve gürültülü adımlarla yürümek. İndirmek.

Packsaddle : Semer.

Pommel : Kılıç sapının topuzu. Yumruklamak. Kılıç başı. Top. Dövmek. Eyer kaşı. Kılıç kabzasındaki top. Topuz.

Nuddle synonyms : stock saddle, western saddle, english cavalry saddle, english saddle, huddle together, stirrup iron, cantle.

Nuddle zıt anlamlı kelimeler, Nuddle kelime anlamı

Terminal : Uçbirim. Taşıma dizgesinin çalışmasıyla, taşıtların durup yolcu ve yük indirip yüklemeleriyle ilgili her türlü kolaylıkların ve yapıların bulunduğu yer. Tren garı. Ölen. Son hece. Duralga. Ölümcül. Sonek. Terminal. Otobüs terminalı.

 

Lower class : Alt tabaka. Aşağı sınıf. Alt sınıflar. Alt klas. Aşağı tabaka. İşçi sınıfı.

Upper class : Üst sınıf. Üst tabaka. Kaymak tabaka. Yüksek tabaka. Zenginler sınıfı. Sosyoekonomik üstünlüğü olan sınıf. Yüksek sınıf.

Nuddle ingilizce tanımı, definition of Nuddle

Nuddle kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Often with along. To walk quickly with the head bent forward.