Seat türkçesi Seat nedir

  • Oturağını tamir etmek.
  • Yerine oturtmak.
  • Koltuk.
  • Almak (salon).
  • Yerleştirmek.
  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Bir seyircinin tiyatro seyrederken oturduğu yer.
  • Yer.
  • Ata oturuş biçimi.
  • ...kişilik oturma kapasitesi olmak.
  • Merkez.
  • Mevki.
  • Yuvasına oturtmak.
  • Oturacak yer.
  • Oturma yerini onarmak.
  • Sinemada, oturacak yer birimi olarak kullanılan terim. sinemalarda, birinciden sonra salonun arkasına doğru uzanan, bazen lüks koltuk olarak ikinci bir bölünmeye de uğrayan bölüm.
  • İskemle.
  • Oturtmak.
  • Sinema salonundaki oturulacak yerlerden her biri.
  • Kıçını tamir etmek (pantolon).

Seat ile ilgili cümleler

English: Ali gave his seat to an elderly lady.
Turkish: Ali yaşlı bir bayana koltuğunu verdi.

English: After that, Mike tells Hiroshi to fasten his seat belt.
Turkish: Bundan sonra, Mike Hiroshi'ye emniyet kemerini bağlamasını söyler.

 
 

English: Ali found himself a seat near the door.
Turkish: Ali kendine kapının yanında bir koltuk buldu.

English: Ali and Mary were sitting in the back seat of the car.
Turkish: Ali ve Mary arabanın arka koltuğunda oturuyorlardı.

English: Ali found something on the front seat of his car.
Turkish: Ali arabasının ön koltuğunda bir şey buldu.

Seat ingilizcede ne demek, Seat nerede nasıl kullanılır?

Seat adjustment : Koltuk ayarı.

Seat belt : Kaza ve sert bir hareket durumunda yolcuları içinde oturdukları taşıtların koltuklarında tutan aygıt. Kemer. Emniyet kemeri. Emniyet kemeri (aut.). Koltuk kemeri. Emniyet gergisi.

Seat cover : Koltuk kılıfı.

Seat in the house of commons : Avam kamarasındaki koltuk. İngiliz parlamentosundaki yer.

Seat of government : Hükümet koltuğu. Hükümetin oturduğu yer. Hükümet merkezi.

Seat oneself : Oturmak.

Wear a seat belt : Emniyet kemeri bağlamak.

Fasten your seat belt : Emniyet kemerinizi takınız.

Fasten your seat belts : Emniyet kemerinizi takınız. Kemerini bağla (uçakta, otomobilde, vb.).

Back seat driver : Sürücüye müdahale eden kişi. Tereciye tere satan kimse.

İngilizce Seat Türkçe anlamı, Seat eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Seat ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Billets : Konaklatmak (askeri terim). Vazife. Ödev. Kütük. Not. Konaklatmak. Çelik çubuk. Konaklama yeri. Konak yeri.

Administrative centre : Başat özelliğini, yönetim görevlerinin oluşturduğu kent. bk. yönetim kenti. Yönetimsel merkez. İdari merkez. Yönetim özeği.

Niches : Hücre. Duvarda oyuk (heykel vb için). Oyuk. Duvardaki hücre. Uygun yere koymak. Oyuğa koymak. Uygun yer. Uygun bir yere yerleştirmek. Hücreye yerleştirmek.

Pit : Kuyu. Çukurlar açmak (bir yerde). Bir kattan daha çok sayıda katları bulunan büyük tiyatrolarda, taban katın arka kesiminde, ondan biraz dahà yüksekteki seyir yerlerinin tümü. Çopur bırakmak. Maden ocağı. Müzikli tiyatro gösterileri düzenleyen tiyatrolarda sahne ile seyirci arasında bulunan ve orkestrayı alabilen çukur. Meyve çekirdeği. Geçit. Çukurlaştırmak.

Slot : Av izi. Delik açmak. Boşluk. Geyik izi. Yarık açmak. Sıra. Yuva.

Centre : Açık oyunculardan birinin topu kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Çevresini dönüp dolaşmak. Santra. Ortaya almak. Bir merkezde toplamak. Sente. Bir merkezde toplanmak. Ilımlı politik görüş. Ortaya koymak. Merkeze yerleştirmek.

Dickie : Küçük kuş. Kuş. Kumaş. Gömleğin yerinden çıkarılabilen ön kısmı. Önlük. Minik kuş. Yaka. Küçük arka koltuk.

Billet : Baraka. Vazife. Konak yeri. Kütük. Konaklatmak. Konaklatmak (askeri terim). Çelik çubuk. Not. Konaklama yeri.

Domicils : İkamet ettirmek. İkametgah. Ev. Mesken. Konut. Poliçenin ödendiği yer.

Ground : Kent içinde, dışında ya da kent sınırları yakınında tarım etkinliklerine ayrılmış ya da bölünerek ve altyapısı hazırlandıktan sonra kentsel yerbölümler durumuna getirilmeye elverişli geniş yerlere verilen ad. Dayanmak. Kırsal toprak. Zemin. Temel neden. Dayandırmak. Hukuk, jeoloji alanlarında kullanılır. Yere sermek. Karaya oturtmak.

Seat synonyms : enchase, bosom, geared, accommodate, tabouret, armchairs, domicil, indwells, condition, sit, tabourets, bosoming, places, niching, capacity, deposited, domiciliate, glebe, locality, centrical, domiciles, axil, gear, domiciling, sitting room, armpit, put, bin, fix, taborets, earth, locate, central office.

Seat ingilizce tanımı, definition of Seat

Seat kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Anything made to be sat in or upon, as a chair, bench, stool, saddle, or the like. To cause to sit down. As, to seat one`s self. To place on a seat. To rest. The place or thing upon which one sits. Hence. To lie down.