Obligations türkçesi Obligations nedir
- Borçlar.
- Minnet.
- Borç.
- Zorunluluk.
- Yükümlülük.
- Ödev.
- Zorunluluklar.
- Senet.
- Mecburiyet.
- Minnet borcu.
Obligations ile ilgili cümleler
English: He won't be able to come anymore due to his obligations.
Turkish: O, zorunluluklarından dolayı artık gelemeyecek.
English: Ali didn't fulfill his obligations.
Turkish: Ali yükümlülüklerini yerine getirmedi.
English: He didn't fulfill his obligations.
Turkish: O, yükümlülüklerini yerine getirmedi.
English: I can no longer fulfill my obligations.
Turkish: Artık yükümlülüklerimi yerine getiremiyorum.
Obligations ingilizcede ne demek, Obligations nerede nasıl kullanılır?
Obligations laws : Tazminat sözleşmeler mülkiyet hakları ve servet kazanma ile ilgili olan kanunlar. Borçlar hukuku.
Obligations of mark owner : Yasalara göre, marka iyesinin yapmakla sorumlu bulunduğu yükümler. Marka iyesinin yükümleri.
Obligations of publisher : Yayımcının yükümleri. Yayımlayanın, yayım sözleşmesinden doğan yükümleri.
Assume obligations : Zorunluluk olarak görmek.
Basic obligations : Temel zorunluluklar. Temel yükümlülükler. Bir kimsenin yapmak zorunda olduğu temel şeyler.
Obligation of licencee : Özel izin alanın, anlaşmada gösterilen sorumluluğu. Özel izinli kişinin sorumluluğu.
Obligation of giving rate percent : Yapıt iyesine ya da kalıtçılarına, satıştan bir yüzde verilmesi zorunluğu. Pay verme borcu.
Obligation of returning home : Hizmet bağıtının yurt içinde herhangi bir barınakta bozulmasında, başkaca bir yargı yoksa gemi adamının işveren ya da yetkilisince geminin bağlama barınağına geri gönderilmesi zorunluluğu. Yurd içinde geri verme zorunluğu.
Obligation of allocate : Pay verme borcu. Yapıt iyesine ya da kalıtçılarına, satıştan bir yüzde verilmesi zorunluğu.
Obligation of use of marks : Markaları kullanma zorunluluğu. Kütüğe yazılan markaların zorunlu olarak kullanılması.
İngilizce Obligations Türkçe anlamı, Obligations eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Obligations ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Keeping : İşletme. Nezaret. Gelecekte kullanmak için ayırma. Uyum. Geçindirme. Saklama. (evrak vb) muhafaza etme. Bakım. Koruma. Geçimini sağlama.
Requirement : Lüzum. Koşul. Gereklilik. Uyulması gereken şart. Gereksinme. Gerekim. Talep. Gereksinim. İstek.
Imperative : Buyrultu. Zorunlu. Emreden. Şart. Zorunlu şey. Tahakküm. Tasarlanan, yapılması istenen işi emir veya dilek biçiminde ifade eden, zaman ve şahıs kavramının aynı ekle verildiği tasarlama kipi. bugün, tt.nde bu kip daha çok ve şahıslarda kullanılır. şahıslarda emir ve istek kipleri iç içe girmiştir; eki -(y)ayım -(y)alımdır. teklik şahısta emir doğrudan fiil kök veya gövdesinin söylenmesiyle oluşturulur. çokluk şahıs için -ın/-un, -ınız/-unuz, teklik şahıs için -sın/-sun, çokluk şahıs için -sınlar/-sunlar ekleri kullanılır: gel-eyim, otur-alım; gel, gelin (geliniz); gelsin, gelsinler gibi. kendi kendime gidip şu işi yapayım dedim. kalk gidelim artık. gel bakayım, ne oldu parmağına? (m.ş. esendal, ev ona yakıştı, s. 122). asla örtülü şeylere meyletme (y.k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından, s. 99). ey güneş! siyah peçeli hatunun ay, sarı saçlı çocukların yıldızlarla başımızın üstünde dolaş ve bize doğru yolu göster! (a.h. müftüoğlu. çoğlayanlar, s. 16). pencereleri açın! kapıları açın! hava girsin! (a.h. müftüoğlu, göst. e. s. 129). delikanlı, nafile yere gözlerin arkada kalmasın! (y.k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından, s. 98). şimdiye kadar yapılanları unutsunlar (göst. e.) aldanma ki sen bir susamış ruh, o bir aç; || sen bir susamış ruh, o bütün ten ve biraz saç; || ummana çıkar burda bugün beklediğin yol, || at kalbini girdaba, açıl engine, ruh ol (y.k. beyatlı, deniz, kendi gök kubbemiz, s. 128). || «ver allahım ver! ver ki şenelsin dünya. çayır çimen, kurt kuş da allah diye çağırıyor. ver! sellice ver!» (y. kemal, ortadirek, s. 386). vb. Emir. Bilgisayar, gramer alanlarında kullanılır. Gerekli.
Assignment : Görev. Atama. Ev ödevi. Tahsis etme. Ayırma. Belirleme. Devir. Tahsis işlemi. Devretme.
Accountability : Hesap verebilirlik. İzlenebilirlik. Mesuliyet. Bir sayışımla ilgili özelliklerde bilgi verme ve denetleme sorumluluğu. Sayışım sorumluluğu. Hesap verme zorunluluğu. Sorumluluk. Saymanlık. Hesap verme mecburiyeti. Mali sorumluluk.
Commitment : Sorumluluk. Havale. Bağlanma. Suç işleme. Söz. Hapis hükmü. Kesin karar. Sadakat.
Prerequisite : Nedensel ilişkilerin işlemesi ve öndeyilerin gerçekleşmesi için gerekli koşul ya da durum. Öngerek.
Indenturing : Yasal sözleşme. Kontrat. Sözleşme kağıdı. Sözleşme. Resmi senet. Senetle bağlamak. Diş diş olma.
Moral obligation : Ahlaki vazife. Manevi borç. Ahlaki yükümlülük. Ahlaki vecibe. Ahlaki mükellefiyet. Manevi vecibe. Manevi yükümlülük.
Demand : Bilgisayar, hukuk, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Talep etmek. Emretmek. Gerektirmek. İstek. Hak iddia etmek. Rağbet. Sormak. Kişinin alıcının mal isteminde bulunması. sataktan mal alımı için yapılan isteklerin tümü. Talepte bulunmak.
Obligations synonyms : line of duty, white man's burden, civic responsibility, accommodation, homework, assignments, encumbers, responsibility, indenture, accountableness, noblesse oblige, debt, imperativeness, filial duty, duty, encumbrance, state, arrears, indispensabilities, gratitude, requisite, task, financial obligation, debs, exigencies, legal duty, loans, answerableness, schoolwork, impost, burden, debt of gratitude, debts.

Bu kısımda Obligations kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Obligations ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Obligations anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Obligations ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.