Of old türkçesi Of old nedir

  • Eskiden.
  • Geçmişte.
  • Uzun süredir.
  • Eskiden kalma.
  • Çok önceleri.
  • Eski.
  • Geçmişteki.
  • Uzun zaman önce.
  • Eski zamanlarda.

Of old ile ilgili cümleler

English: Because I am a student of old language.
Turkish: Çünkü ben eski bir dil öğrencisiyim.

English: Don't make fun of old people.
Turkish: Yaşlı insanlarla alay etmeyin.

English: He died last year of old age.
Turkish: O, geçen yıl yaşlılıktan öldü.

English: Ali showed me his collection of old coins.
Turkish: Ali bana eski para kolleksiyonunu gösterdi.

English: Ali died of old age.
Turkish: Ali yaşlılıktan öldü.

Of old ingilizcede ne demek, Of old nerede nasıl kullanılır?

Of : Karşı. -li. Li. -den. In. Den. Nin. -nin. -den övünerek bahsetmek. Yüzünden.

Old : Eski zamanlar. Pişkin. Eski. Deneyimli. ...yaşında. Yaşlı. Önceki. Kart. Köhne. Eskimiş.

A friend of old : Eski bir arkadaş.

From of old : Eskiden beri.

Preservation of old works : Eski eserlerin korunması.

Times of old : Eski zamanlar.

Stage of old age : Geçkinlik çağı. Aşınma döneminde, yontuk düzlüklerin geliştiği üçüncü önemli evre.

İngilizce Of old Türkçe anlamı, Of old eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Of old ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Pristine : El değmemiş. Saf. Bozulmamış. İlk. Eski zamana ait. Evvelki. Önceki. Asıl.

Before : -meden önce. Önde. Peşin. Karşısında. Önüne. Karşı. Önce. Evvel. Bundan önce.

Cornier : Ele geçirmek. Bayat. Klişe. Mısır. Aptal. Modası geçmiş. Tanecikli. Nasırlı. Tahıl bakımından zengin.

Before now : Önceden. Bundan önce.

Years ago : Seneler önce. Yıllar önce. Uzak geçmişte.

Beforetime : Erken. Önceden.

In olden days : Geçen zamanlarda. Eski günlerde. Yıllar öncesinde. Önceden.

Chronics : Sürekli. Kalıcı. Çok kötü. Müzmin. Devamlı. Berbat. Süreğen. Kronik.

Anterior : Öndeki. Ön. önde bulunan, ön tarafta bulunan. Ön, önde bulunan, ön kısımla ilgili, anteriyor. Ön taraftaki. Anteriyör. Evvelki. İlerde. Öne yakın olan. Bir hayvanın ya da bir parçasının bir eksene göre önde olan bölgesi; insan anatomisine göre ventral bölge; karın tarafı. ön.

Of old synonyms : ci devant, bygone, time honoured, antecedental, langsyne, erst, a long while ago, long ago, lang syne, archaeo, secular, ex, in days of yore, the distant past, for a long while, auld, far back, time honored, corniest, erstwhile, a long time ago, anciently, on one occasion, handed down, corny, in ancient times, antiquated, before time, once, ancient, cut and dried, back, whilom.