Officer türkçesi Officer nedir

  • Komuta etmek.
  • Polis memuru.
  • Sakçı memuru.
  • Subay.
  • Makam sahibi.
  • Yetkili.
  • Görevli.
  • İdare etmek.
  • Sağlık memuru.
  • Subayları atamak.
  • Memur.

Officer ile ilgili cümleler

English: Ali didn't give the police officer his real name.
Turkish: Ali polis memuruna gerçek adını vermedi.

English: Ali has been a probation officer in Boston for more than 30 years.
Turkish: Ali 30 yılı aşkın süredir Boston'da şartlı tahliye memurluğu yapıyor.

English: Ali Jackson was an American naval officer and painter.
Turkish: Ali Jackson, Amerikalı bir deniz subayı ve ressamdı.

English: A police officer told me to stop the car.
Turkish: Bir polis memuru arabayı durdurmamı söyledi.

English: A police officer is talking to her.
Turkish: Bir polis memuru onunla konuşuyor.

Officer ingilizcede ne demek, Officer nerede nasıl kullanılır?

Officer cadet : Askeri öğrenci. Harp okulu öğrencisi.

Officer candidate : Subay adayı. Subay namzedi.

Officer candidate academic studies program : Askerlik öncesi alınan akademik öğrenim.

Officer candidate expediency tests : Bir askerin subay olmak için uygun olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılan testler serisi.

Officer corps : Subaylar kolu.

Officer on duty : Nöbetçi subay.

Officer in charge : Görevli subay. Denetleme subayı. Komuta eden subay. Vardiya zabiti. Sorumlu subay. Sorumlu zabit.

 

Officer of the watch : Komutanın orada bulunmadığı zamanlarda sorumlu olan subay (deniz kuvvetlerinde).

Warrant officer i : Kıdemli subay. Başçavuştan önce ve gedikli erbaştan sonra gelen rütbe. Gedikli subay.

An officer and a gentleman : Subay ve centilmen. Richard gere'in rol adlığı 1982 yapımı popüler bir film.

İngilizce Officer Türkçe anlamı, Officer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Officer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be sufficient : Kafi gelmek. Yeterli olmak. Yetmek. Yeterli gelmek.

Bestridden : Her iki tarafında uzanmak. Hükmetmek. Bacaklarını ayırarak binmek. Her iki tarafında bulunmak. Ayaklarını açıp oturmak. Üzerine binmek. Aşmak. Ata biner gibi oturmak. Üzerinden geçmek. Her iki yakasında olmak.

Personnel : Görevliler. İsmen. Memur yasasına bağlı olmayan sürekli ya da geçici çalışanlarla kurumlarda ücret ya da gündelik karşılığı çalıştırılan kişi. Bir iş ya da izlenceyi gerçekleştirmek üzere oluşturulmuş birim ya da takımda görev üstlenen kişi. İş görenler. İşyeri çalışanları. Personel. Kadro. Müstahdem.

Noncommissioned officer : Gedikli erbaş. Resmi görevi olmayan askeri görevli. Erbaş. Onbaşı. Astsubay. Assubay. Resmi görevli olmayan memur. Diğer askeri birliklere emir verme görevi verilmiş er.

 

Constable : Polis memuru (ingiliz ingilizcesi). Taşra polisi. New york eyaletinde yerleşim yeri. Polis memuru (brit). Yüksek memur. Polis. Emniyet mensubu.

Sanitarian : Sağlıkçı. Sağlık. Sağlıkla ilgili. Sağlık (ile ilgili). Sağlık uzmanı.

Commissioned : Görevlendirilmiş.

Bobby : Erkek ismi. Sakçı. Polis. Aynasız.

Health officer : Sıhhiye memuru. Liman doktoru. Sağlık görevlisi.

Allowed : İzin verilen. İzinli. İzin verilmiş. İzin verildi.

Officer synonyms : desk officer, grigori aleksandrovich potemkin, potemkin, inspector general, military adviser, military advisor, grigori potyokin, grigori potemkin, enlisted officer, potyokin, noncom, authority, officered, official, decretorial, dibbles, entitled to, bestriding, commanding, civil servant, military personnel, authorized, commandant, command, jobholder, commander, employees, executive officer, employe, probation officer, copped, administer, cops.

Officer zıt anlamlı kelimeler, Officer kelime anlamı

Civilian : Başı bozuk. Sivil. Mülki.

Officer ingilizce tanımı, definition of Officer

Officer kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A police officer. A staff officer. One who holds an office. As, a church officer. To appoint officers over. A person lawfully invested with an office, whether civil, military, or ecclesiastical. To furnish with officers.