Oils türkçesi Oils nedir

Oils ile ilgili cümleler

English: Food spoils quickly in hot weather.
Turkish: Yiyecekler sıcak havada hızlıca bozulur.

English: A watched pot never boils.
Turkish: İzlenen demlik asla kaynamaz.

English: Eugenia shared with us her favorite oils for cleaning the face and protecting the skin.
Turkish: Eugenia yüzü temizlemek ve cildi korumak için en sevdiği yağları bizimle paylaştı.

English: He boils water in a coffee pot.
Turkish: Kahve demliğinde su kaynatıyor.

English: A spoilsport is a person who ruins other people's fun.
Turkish: Bir oyunbozan diğer insanların eğlencesini bozan bir kişidir.

Oils ingilizcede ne demek, Oils nerede nasıl kullanılır?

Acidity of edible oils : Yağlarda asitlik derecesi. Yüz gram yağda serbest durumda bulunan yağ asitlerini nötrleştirmek için gereken n alkali çözeltisinin ml sayısı, asitlik indeksi.

Compound oils : Bileşik yağlar. Hidrolize olduklarında yağ asitleri ve gliserolden başka, protein, karbonhidrat, kükürt veya azot gibi bileşenleri de açığa çıkaran yağlar. Bileşik yağ.

Crystalization of oils : Yağların kristalleştirilmesi. Hayvansal yağların rafine edilip sertleştirilmesi, erime noktası 46-48 dereceye yükseltilmesi, oksidasyona karşı stabilize edilmesi ve son olarak püskürtme cihazında taşıyıcı madde olan nişastayla yağ damlacıkları ince bir biçimde püskürtülmesi, şok etkisi yapacak biçimde soğutularak kristalleştirilmesi olayı.

 

Essential oils : Öz. Temel sıvı yağlar. Esans. Bitkilerde bulunan, karakteristik kokuları olan, böcek çekiciler ya da mantar bulaşmasını önleyici olarak da görev yapan, terpenlerden ve benzenlerden çıkarılan uçucu sıvı yağ karışımları. Eteri yağlar. Ruh.

Etheric oils : Eterik yağlar. Aromatik ve eterik yağlar olarak ayrılan değişik kimyasal yapıdaki ve özel kokuları olduğundanesans diye de adlandırılan ve hardal, papatya, kekik, nane gibi birçok bitkiden izole edilen, bitkilere karakteristik koku veren, antibakteriyel, antiviral etkileriyle idrar yolları, solunum ve sindirim sistemi hastalıklarında tedavi amaçlı kullanılan yağlar, uçucu yağlar. Uçucu yağlar.

Sinergism between oils : Yağlar arasındaki sinerjik etki. Yağ karışımlarının enerji değeri karışıma dahil edilen yağların her birinin ayrı ayrı ölçülen değerlerinin toplamından daha yüksek olması.

Volatile oils : Değişmesi muhtemel yağ. Uçucu yağ. Değişken yağ. Uçucu yağlar.

Fixed oils : Uçmaz yağ. Volatil olmayan yağlı materyaller. Kolayca buharlaşmayan hayvan veya bitki yağı. Sabit yağ.

Formaldehide processing of oils : Yağca zengin materyal veya yağın formaldehitle işlenmiş proteinle emulsiye edilip korunması işlemi. Yağların formaldehitle işlenmesi.

Storing of feedstuff oils : Yağların ışık geçirmez plastik kaplar (neopren hariç) içinde, serin yerde, hava, nem ve metallerle teması mümkün olduğunca önlenecek biçimde yapılan depolama. Yemlik yağların depolanması.

 

İngilizce Oils Türkçe anlamı, Oils eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Oils ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Mineral oil : Mineral yağ. Madensel yağ. Madeni yağ. Mineral yağı. Yeryağından elde edilen parafin yağları ya da onların türardışıkları. İşlenmemiş yeryağının ağır molekül yapılı bölümlerinden elde edilen ve kimi katkılarla kullanıma daha uygun duruma getirilen yağlama yağı. Petrol yağı.

Linseed oil : Bileşiminde sıvı gliseritler (% 85-90), katı gliseritler ve yağ asitleri bulunan, koyu sarı renkli, yanıcı ve havada sertleşen keten tohumu yağı. (boya ve parlatıcı yapımında kullanılır.). Keten tohumundan elde edilen, esansiyel yağ asitlerince zengin bitkisel yağ. Kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Beziryağı. Keten tohumu yağı. Bezir. Bezir yağı. Keten yağı.

Oil paint : Yağlı boya.

Crude oil : Petrol. Ham petrol. Yer kabuğundan çıkartılan gaz, sıvı ve katı hidrokarbonların kara-kahverenkli, yanıcı, koyu bir karışımı. Tasfiye edilmemiş akaryakıt. Yeryağı.

Flaxseed oil : Keten yağı. Keten tohumundan elde edilen, esansiyel yağ asitlerince zengin bitkisel yağ. Keten tohumu yağı.

Lipids : Lipitler. Hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan, suda çözünmeyen ya da çok az çözünen, organik çözücülerde çözünen, yağ asitlerinin alkollerle teşkil ettikleri esterler. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Lipidler. Lipid. Yağ asitleriyle gliserolün esterleşmesinden oluşan, hayvan ve bitki dokusunda bulunan benzen, eter ve kloroform gibi organik eriticilerde çözünen ancak suda çözünmeyen temel organik bileşikler. Suda çözünmez birkaç yağ veya yağa benzer bileşikten herhangi biri (biyokimya).

Animal oil : Hayvansal yağ. Hayvani yağ.

Grease : Makine yağı. Gresyağı. Yağlamak. (hayvansal) yağ. Olağan koşullarda katı durumda bulunan yağlama yağı. Yağ. Rüşvet vermek. Yağ sürmek. Yağıltı. Briyantin.

Lipid : Polar olmayan organik çözücülerde çözünen. Suda çözünmez birkaç yağ veya yağa benzer bileşikten herhangi biri (biyokimya). Alkol, eter, kloroform, benzen gibi organik çözücülerde çözünen, suda çözünmeyen yağ veya yağa benzer maddelerle karakterize olan heterojen bir grup. Başlıca karbon ve hidrojen atomlarından oluşan, suda çözünmeyen ancak eter, kloroform ve aseton gibi organik çözücülerde çözünebilen organik maddeler. Yağ. Yağ ve yağ benzeri maddeler. Lipit.

Fusel oil : Fuzel. Fuzel yağı. Zehirli alkol karışımı.

Oils synonyms : heating oil, spike lavender oil, chinese wood oil, expressed almond oil, calamus oil, mustard oil, cohune nut oil, hydnocarpus oil, babassu oil, cohune fat, fatty oil, stand oil, hedeoma oil, sweet almond oil, pennyroyal oil, hyssop oil, tall oil, lemongrass oil, cohune oil, babacu oil, sassafras oil, chaulmoogra oil, motor oil, paintings, petroleum, rock oil, neroli oil, fossil oil, fuel oil, croton oil, essential oil, oleaginous, tung oil.

Oils zıt anlamlı kelimeler, Oils kelime anlamı

Nonfat : Şişman olmayan. Yağ içermeyen. Zayıf. Yağsız.

Uncover : Örtüsünü kaldırmak. Ortaya çıkmasını sağlamak. Deşifre etmek. Açmak. Şapka çıkarmak. Su yüzüne çıkarmak. Örtüsünü açmak. Ortaya çıkarmak. Örtüsünü ya da kapağını açmak. Üstünü açmak.