Okuma nedir, Okuma ne demek

"Okuma" ile ilgili cümle

  • "Okuması vardı, yazması azdı." - B. Felek

Yerel Türkçe anlamı:

Çağrı

Küçük armağanlarla yapılmış olan düğün çağrısı.

Bilişim alanındaki terim anlamı:

Bir bellekten, bir veri ortamından ya da bir başka kaynaktan verileri elde etme. Dış bellekten bir yazmaca, ana belleğe girdi olarak veri aktarma.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Film, mıknatıslı kuşak, mıknatıslı film gibi çeşitli gereç üzerine saptanmış optik ya da mıknatıslı sesin dinlenmesi amacıyla, bunların okuma kafasından geçirilmesi.

Mıknatıslı görüntü kuşağının, görüntü ve ses imlerini okuyan kafadan geçirilmesi.

İngilizce'de Okuma ne demek? Okuma ingilizcesi nedir?:

reading, read, reproduction

Okuma anlamı, tanımı:

Okumayı sökmek : Okula yeni başlayan öğrenci, verilen eğitim sonrası okumaya başlamak, okuma becerisini kazanmak.

Okuma bayramı : Öğrenimin ilk yılında öğrencilerin okumaya başlamasını kutlamak amacıyla yapılmış olan tören.

Okuma günü : Bir yazarın konuklara kitabının tanıtımını yaptığı, kitaptan bölümler okuduğu gün.

Okuma kitabı : Okuma becerisini kazandırmak amacıyla hazırlanan ve içinde değişik metinler bulunan kitap.

Okuma saati : Zamanın okumaya ayrılan belli bir bölümü, okuma vakti.

 

Okuma vakti : Okuma saati.

Okuma yazma : Okuma ve yazma bilgisi.

Okuma yitimi : Görmede hiçbir bozukluk olmadığı hâlde okuma yetisinin yok olması, aleksi.

Sesli okuma : Yüksek sesle okuma.

Sessiz okuma : Yüksek sesle değil, içinden okuma.

Dikiş okuması : Çingene kavgalarının en uzun ve en ağza alınmaz tekerlemesine verilen ad.

Okumak : Sövmek, küfretmek. Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak. Yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek. Sesli olarak söylemek. Hastalığı iyi edeceğini ileri sürerek okuyup üflemek, üfürükçülük etmek. Bir şeyin anlamını çözmek. Bir yazıyı meydana getiren harf ve işaretlere bakıp bunları çözümlemek veya seslendirmek. Bir yere çağırmak, davet etmek, okuntu göndermek. Değerlendirmek. Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek.

Bela okumak : Birine ilenmek.

Bildiğini okumak : Herkes ne derse desin bildiği, istediği gibi davranmak.

Canına ezan okumak : Bir kimsenin hakkından gelmek, öldürmek.

Canına okumak : Berbat ve perişan etmek.

Ciğerini okumak : Onun aklından geçenleri, gizli düşüncelerini bilmek.

Düşman düşmana gazel okumaz : "düşmandan ancak kötülük beklenir" anlamında kullanılan bir söz.

Düşüncesini okumak : Bir kimsenin ne düşündüğünü anlamak.

Ezber okumak : Bir metni veya sözü herhangi bir yere bakmadan bellekte kalan biçimiyle söylemek.

Ezberden okumak : Daha önceden belleğine aldığı için herhangi bir yere bakmadan söylemek.

Fatiha okumak : O şeyden umudunu kesmek.

Gazel okumak : Oyalamak veya kandırmak üzere boş sözler söylemek. gazel söylemek.

 

Gözleri velfecri okumak : Kurnazlığı gözlerinden belli olmak.

Gözlerinden okumak : Düşüncelerini bakışlarından sezmek.

Hariçten gazel okumak : Bir konuşmaya yersiz ve zamansız katılmak. bir konuyu iyice bilmeden görüş ve düşünce ileri sürmek.

İçinden okumak : Sessiz bir biçimde sövmek. ses çıkarmadan okumak.

İçini okumak : Birinin gizli, saklı düşüncelerini anlamak.

Kalbini okumak : Birinin duygu ve düşüncelerini, niyetini anlamak.

Katakulli okumak : Yalan söylemek, palavra atmak.

Künyesini okumak : Ayıplarını yüzüne vurarak bir kimseye sövmek.

Lanet okumak : Bir kimsenin Tanrı'nın merhametinden yoksun kalmasını dilemek.

Masal okumak : İnandırıcı olmayan, oyalayıcı sözlerle kandırmaya çalışmak.

Maval okumak : Yalan söylemek, yalan söyleyerek oyalamak, masal okumak.

Mektubu dışından okumak : Bir kimsenin içinden geçeni yüz çizgilerinden anlamak.

Meydan okumak : Korkmadığını, çekinmediğini açıkça bildirmek, kavga veya yarışmaya çağırmak.

Mukabele okumak : Topluluk karşısında dinleyicilerin takip edebileceği biçimde Kur'an'ı okumak.

Name okumak : Herkesin bildiği deyimleri veya sözleri söylemek.

Rahmet okumak : Tanrı'nın merhamet ve bağışlaması için dua etmek.

Tersinden okumak : Olayı veya bir sanat eserini farklı biçimde değerlendirmek, yorumlamak. yanlış anlamak.

Yave okumak : Gereksiz söz söylemek, boşa konuşmak.

Yüzünden okumak : Ezbere değil, yazılmış kâğıttan okumak. herhangi bir durumu yüzünden anlamak.

Kıraat : Okuma. Kur'an'ı belli kural ve işaretlere göre okuma.

Okuma anıklığı : Okuma becerisini kazanmak ve geliştirmek için gerekli olan, zekâ ile ilişkisi bulunduğuna inanılan içsel öğrenme yeteneği.

Okuma anıklığı testi : Çocuğun okuma gücünü saptamaya yarayan test.

Okuma becerisi : Sözcükleri tanımak, anlamak ya da anımsamak gibi başarılı okumanın gereği olan konularda yeterlik, ustalık.

Okuma bölümü : Ölçünleşmiş okuma ölçerlerinde öğrencilerin sağladığı okuma yaşını takvim ya da sınıf yaşına bölerek elde edilen sayısal bir değer.

Okuma çalışması : Oyun çalışmasının ilk evresindeki metin üzerinde yapılan çalışma. Bu evrede metin oyuncunun sahne konuşmasına aktarılmaya başlanır.

Okuma çerçevesi : mRNA'daki başlangıç kodonundan bitirme kodonuna doğru olan nükleotit dizileri.

Okuma çevcevesi : mRNA üzerinde amino asit üretimine ait başlangıç kodonuyla sonlanma kodonu arasında yer alan nükleotit dizisi.

Okuma filmi : Özel olarak seçilip düzenlenen okuma parçalarını kapsayan ve öğrencilerin okuma hızını arttırmak için kullanılan film.

Okuma gevşekliği : Okuma yitiminin bir belirtisi olan, aşırı derecede ağır okuma durumu.

Okuma güçlüğü : Gerekli becerilerden herhangi birinin elde edilmemiş olmasından dolayı öğrencinin okuma sırasında karşılaştığı güçlük. Herhangi bir metnin okunmasında sözcük ve deyimlerin anlamını kavramak ya da cümle yapısını çözümlemek bakımından karşılaşılan zorluk.

Okuma ile ilgili Cümleler

  • Okuma birinin kendi kafası yerine başka birinin kafasıyla düşünmeye eşdeğerdir.
  • Ben okuma güçlüğü çekiyorum.
  • Jale Tom'un şiiri ezberden okumasını duydu mu?
  • Ali Mary'nin yazdığı şiiri ezberden okumasını istedi.
  • Okuma gözlüğünü tak.
  • Jale'nin Tom'un şiiri ezberden okumasını duymasına izin ver.
  • Okuma benim tutkum.
  • Okuma beni mutlu eder.
  • Sen Rumi'nin Mesnevi'sini okumalısın.
  • Okuma gözlüğünü takma.
  • Okuma bir kez kazanıldığında asla kaybolmayan alışkanlık türüdür.
  • Okuma gözlüklerimi nereye koydum?
  • Jale Tom'un şiiri ezberden okumasını duydu.
  • Jale Tom'un şiiri ezberden okumasını duyacak mı?

Diğer dillerde Okuma anlamı nedir?

İngilizce'de Okuma ne demek? : [Okuma] n. arrow, missile

n. reading

Fransızca'da Okuma : lecture [la]

Almanca'da Okuma : n. Lektüre, Lesung, Vortrag

Rusça'da Okuma : n. зачитывание (N), чтение (N), читка (F), учение (N), учеба (F), заговаривание (N)