Okumak nedir, Okumak ne demek
- Bir yazıyı meydana getiren harf ve işaretlere bakıp bunları çözümlemek veya seslendirmek.
- Bir şeyin anlamını çözmek.
- Değerlendirmek.
- Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak.
- Sesli olarak söylemek.
- Hastalığı iyi edeceğini ileri sürerek okuyup üflemek, üfürükçülük etmek.
- Yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek

- Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek.
- Sövmek, küfretmek.
- Bir yere çağırmak, davet etmek, okuntu göndermek.
"Okumak" ile ilgili cümleler
- "Bana umutsuz bir sesle son raporları okudu." - F. R. Atay
- "Şifre okumak."
- "Gazete bile okumak istemiyorum." - B. Felek
- "Çabuk dil öğrenmedi, okumak istemedi." - H. E. Adıvar
- "Yüzünü benden saklıyor. Niçin? Çehresinde, melalinde aşkının matemini okumayayım diye mi?" - Ö. Seyfettin
- "Salon boşalmaya başladı, biz şiirler okuyup dinliyoruz." - R. H. Karay
Yerel Türkçe anlamı:
Çağırmak, davet etmek
Düğün, mevlit ve benzeri yerlere çağırmak.
Düğüne çağırmak.
Beğenmek, saygı göstermek
Davet etmek.
Okumak
Diğer sözlük anlamları:
Söylemek, demek.
Anmak, yadetmek.
Okumak.
Çağırmak, davet etmek.
İngilizce'de Okumak ne demek? Okumak ingilizcesi nedir?:
read
Okumak anlamı, tanımı:
Okuyup üflemek : Dinî inanca göre bir duayı okuduktan sonra, üfleyerek ruhlara yollamak.
Okuma : Okumak işi, kıraat.
Bela okumak : Birine ilenmek.
Bildiğini okumak : Herkes ne derse desin bildiği, istediği gibi davranmak.
Canına ezan okumak : Bir kimsenin hakkından gelmek, öldürmek.
Canına okumak : Berbat ve perişan etmek.
Ciğerini okumak : Onun aklından geçenleri, gizli düşüncelerini bilmek.
Düşüncesini okumak : Bir kimsenin ne düşündüğünü anlamak.
Ezber okumak : Bir metni veya sözü herhangi bir yere bakmadan bellekte kalan biçimiyle söylemek.
Ezberden okumak : Daha önceden belleğine aldığı için herhangi bir yere bakmadan söylemek.
Fatiha okumak : O şeyden umudunu kesmek.
Gazel okumak : Oyalamak veya kandırmak üzere boş sözler söylemek. gazel söylemek.
Gözleri velfecri okumak : Kurnazlığı gözlerinden belli olmak.
Gözlerinden okumak : Düşüncelerini bakışlarından sezmek.
Hariçten gazel okumak : Bir konuşmaya yersiz ve zamansız katılmak. bir konuyu iyice bilmeden görüş ve düşünce ileri sürmek.
İçinden okumak : Ses çıkarmadan okumak. sessiz bir biçimde sövmek.
İçini okumak : Birinin gizli, saklı düşüncelerini anlamak.
Kalbini okumak : Birinin duygu ve düşüncelerini, niyetini anlamak.
Katakulli okumak : Yalan söylemek, palavra atmak.
Künyesini okumak : Ayıplarını yüzüne vurarak bir kimseye sövmek.
Lanet okumak : Bir kimsenin Tanrı'nın merhametinden yoksun kalmasını dilemek.
Masal okumak : İnandırıcı olmayan, oyalayıcı sözlerle kandırmaya çalışmak.
Maval okumak : Yalan söylemek, yalan söyleyerek oyalamak, masal okumak.
Mektubu dışından okumak : Bir kimsenin içinden geçeni yüz çizgilerinden anlamak.
Meydan okumak : Korkmadığını, çekinmediğini açıkça bildirmek, kavga veya yarışmaya çağırmak.
Mukabele okumak : Topluluk karşısında dinleyicilerin takip edebileceği biçimde Kur'an'ı okumak.
Name okumak : Herkesin bildiği deyimleri veya sözleri söylemek.
Rahmet okumak : Tanrı'nın merhamet ve bağışlaması için dua etmek.
Tersinden okumak : Olayı veya bir sanat eserini farklı biçimde değerlendirmek, yorumlamak. yanlış anlamak.
Yave okumak : Gereksiz söz söylemek, boşa konuşmak.
Yüzünden okumak : Ezbere değil, yazılmış kâğıttan okumak. herhangi bir durumu yüzünden anlamak.
Meydan : Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri. Alan, saha. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer. Fırsat, imkân veya vakit.
Harf : Dildeki bir sesi gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlerden her biri, kod.
İşaret : Anlam yükletilen şey, anlamlı iz, im. Belirti, gösterge, alamet. El, yüz hareketleriyle gösterme.
Çözümlemek : Çözümleme yoluyla bir şeyi incelemek, tahlil etmek, analiz etmek. Anlamı ve niteliği anlaşılamayan bir konuyu açıkladıktan sonra sonuca bağlamak, tahlil etmek, analiz etmek.
Seslendirmek : Sesi, çekimden sonra film üzerine geçirmek, kaydetmek. Bir müzik eserini okumak. Sesli duruma getirmek, sesli olmasını sağlamak. Hissedilen bir duyguyu, düşünülen bir fikri dile getirmek, duyurmak.
İletmek : Götürmek, ulaştırmak, nakletmek, geçirmek. Elektrik akımı, ısı, gaz vb.ni bir yerden başka bir yere götürmek.
Öğrenmek : Bilgi edinmek. Yetenek, beceri kazanmak. Bellemek. Haber almak.
Sesli : Ünlü. Ses çıkararak. Sesi olan, ses çıkaran.
Söylemek : Haber vermek. Yapılmasını istemek. Yazmak, düzmek. Türkü, şarkı vb. okumak. Önceden bildirmek, tahmin etmek. Sipariş etmek. Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak. Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak. Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak.
Bir : Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Beraber. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Aynı, benzer. Sayıların ilki. Ancak, yalnız. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bu sayı kadar olan. Eş, aynı, bir boyda. Sadece. Tek. Bir kez. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek.
Çözmek : Bulmaca, sorun vb.nin bilinmeyen, gizli noktasını bulup açıklamak, sonuca bağlamak. Bir problemde aranan sonucu, belli ögeler yardımıyla ortaya çıkarmak, halletmek. Saçı açmak. Düğmeyi iliğinden açmak. Düğümlü, bağlı veya sarılı bir şeyi açmak. Bir maddeyi çözücüyle çözündürmek, onun çözeltisini yapmak. Çözgü ipini tezgâha yerleştirmek.
Değerlendirmek : Değer biçmek. Bir şeyin özünü, önemini, nitelik ve niceliğini belirlemek. Değer kazandırmak, kıymetlendirmek. Bir şeyi yerinde ve yararlı bir yolda kullanmak.
Sövmek : Onur kırıcı, çoğu basmakalıp kaba sözler söylemek, küfretmek.
Küfretmek : Sövmek.
Okumak evi : Kadın hocaların kadınlara müslümanlık üzerine öğüt ve bilgi verdiği özel ev.
Okumak ile ilgili Cümleler
- Okumak bana büyük bir zevk verir.
- Okumak bana büyük zevk veriyor.
- Sade bir İngilizceyle yazılmış bu kitabı okumak kolay.
- Onlar roman okumaktan zevk alır.
- Bu makaleyi okumaktan zevk aldım.
- Okumak için bazı iyi kitaplar nelerdir?
- Kimsenin bu kitabı bir kereden fazla okumak isteyeceğini sanmıyorum.
- Okumak için bana bazı kitaplar ödünç ver.
- Kitap okumak yolculuk yapmaya benzer.
- Yapman gereken tek şey bu iki sayfayı okumak.
- Okumak için bana üç kitap tahsis etti.
- Yazmak ilgimi çekmiyor. Okumak istiyorum, yazmak değil. Okumak istiyorum.
- Okumak için bile zamanım yok.
- Okumak için az zamanım var.
Diğer dillerde Okumak anlamı nedir?
İngilizce'de Okumak ne demek? : v. read, study, peruse, announce
Fransızca'da Okumak : lire, étudier, déchiffrer, étudierer, bouquiner, dire
Almanca'da Okumak : v. besuchen, lesen, studieren, vorlesen
Rusça'da Okumak : v. читать, зачитывать, дочитывать, оглашать, почитать, заниматься, учиться, заговаривать, петь, ругать, прочесть, прочитать, зачитать, дочитать, огласить, почтить, заняться, заговорить, выругать, изругать, отругать

Bu kısımda Okumak nedir? Okumak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Okumak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Okumak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.