Old days türkçesi Old days nedir

  • Eski günler.

Old days ile ilgili cümleler

English: Ah, that reminds me of the old days!
Turkish: Ah, o bana eski günleri hatırlatır.

English: Her story reminded me of the good old days.
Turkish: Onun hikayesi bana eski güzel günleri hatırlattı.

English: How wonderful were the good old days.
Turkish: Eski güzel günler ne kadar harikaydı.

English: Memories of the good old days came flooding back one after another.
Turkish: Eski güzel günlerin hatıraları sel gibi peş peşe geldi.

English: In the old days we would go ice skating in the winter, but now we are too old.
Turkish: Eski günlerde, kışın buz pateni yapmaya giderdik ama şimdi çok yaşlıyız.

Old days ingilizcede ne demek, Old days nerede nasıl kullanılır?

Old : Köhne. Büyük. Pişkin. Deneyimli. Eski. Yaşlı. Kart. ...yaşında. Eskimiş. İhtiyarlamak.

Days : Gün. Eyyam. Günde bir. Yaşam. Günler. Günden daha önce olanlar. Günden fazla. Gün içinde izin ver.

Good old days : Bir zamanlar. Geçmiş iyi günler. Eski güzel günler.

Old age : Yaşlılık dönemi. İhtiyarlık. Yaşlılık. Kocalık. Sosyal güvenceler anlamında güvencelinin belirli bir yaşa gelmesi ya da geçmiş sayılması ve belirli bir süre güvenceliliğinin süregelmiş olması, belirli bir süre kesenek ödemiş olması durumu.

 

Old age annuity : Emekli maaşı.

Old age insurance : İhtiyarlık sigortası. Yaşlılık sigortası. Çalışma güçlerini yitiren yaşlı kişilere geçimleri sağlanılmak üzere kurumlarca yapılan yaşlılık güvencesi. Yaşlılık güvencesi.

Old age insuarence : Çalışanlara emekli olduktan sonra aylık veya toptan ödeme sağlayan sigorta türü. Yaşlılık sigortası.

İngilizce Old days Türkçe anlamı, Old days eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Old days ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lang syne : Eski zaman. Geçmiş zaman. Eskiden. Çok eskiden. Geçmişte. Geçmiş. Bir zamanlar.

Langsyne : Çok eskiden. Uzun zaman önce. Özlemle anılan eski günler. Çok eskiden (iskoçça). Eski güzel günler. Bir zamanlar.

Former time : Geçmiş. Eski zamanlar.

Former times : Geçmiş zaman. Geçmiş. Eski zamanlar.

Langsynes : Özlemle anılan eski günler. Eski güzel günler. Çok eskiden. Bir zamanlar.

Auld lang syne : Eski güzel günler.

Former days : Eski zamanlar. Geçmiş.

Days of yore : Çok eskiden. Uzun zamandır. Uzun zaman önce. Geçip giden günler.