Oleo türkçesi Oleo nedir

  • Oleyik veya yağ anlamında önek.
  • Margarin.
  • Oleyin.

Oleo ile ilgili cümleler

English: Napoleon Bonaparte was afraid of black cats.
Turkish: Napoleon Bonaparte siyah kedilerden korkardı.

English: Napoleon marched his armies into Russia.
Turkish: Napolyon ordularını Rusya'ya yürüttü.

English: Napoleon Bonaparte was born in Corsica.
Turkish: Napolyon Bonapart, Korsika'da doğdu.

English: Napoleon Bonaparte ruled France at that time.
Turkish: Napoleon Bonaparte o zaman Fransa'yı yönetti.

English: Napoleon lived in exile on the island of Elba.
Turkish: Napolyon, Elba adasında sürgünde yaşadı.

Oleo ingilizcede ne demek, Oleo nerede nasıl kullanılır?

Oleo oil : Hayvan yağından yapılan sıvı yağ. Margarin.

Oleograph : Yağlıboya taklidi resim. Yağlı boya taklidi resim.

Oleography : Yağlıboya taklidi resim biçemi.

Oleomargarin : Bitkisel yağlardan yapışmış olan margarin. Margarin.

Oleomargarine : Margarin.

Oleoplast : Bitki hücrelerinde, içinde sıvı veya katı yağ depolanan renksiz organel. Bitki hücrelerinde, içinde sıvı ya da katı yağ depolanan renksiz organel, plastit. elaioplast. Oleoplast.

Oleometer : Oleometre. Bitkisel ve balık yağlarının özgül ağırlığını ölçen alet. Yağ berraklığını ve ağırlığını ölçmek için kullanılan aygıt.

 

Oleos : Margarin. Oleyik veya yağ anlamında önek. Oleyin. Oleo.

Seborrhea oleosa : Sebore oleoza. Derinin zeytin yağıyla sıvanmış biçimde görülmesine neden olan deri yağlanması.

Choleoriza : Buğdaygiller (gramineae) gibi çimensi yapıdaki bitkilerde kökün üretken olan uç kısmını çevirerek koruyan kın şeklindeki yapı. Koleoriza.

İngilizce Oleo Türkçe anlamı, Oleo eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Oleo ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Oleos : Oleo.

Paste : Macun. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yapıştırmak (tutkalla). Hamur. Taşıt madde olarak madeni yağ kullanılan merhem biçimi. Üstüne yapıştırmak. Kola. Yapıştırmak. Pat. Koruyucu, kurutucu ve dağlayıcı amaçlarla, içeriden ve dışarıdan uygulanarak kullanılan, merhemden daha katı kıvamlı ve daha az yağlı bir ilaç biçimi.

Oleo oil : Hayvan yağından yapılan sıvı yağ.

Margarine : Sıvı bitkisel yağları hidrojen ile sertleştirerek üretilen yapay , katı yemeklik yağ.

Spread : Yayılış. Ekmeğe sürülen şey. Dağılma. Taşınır değerler borsasında piyasa yapıcı tarafından belirlenen alış ve satış fiyatları arasındaki fark. kredi faizlerinde geri ödeme riskine göre belirlenen faiz farkı. Bölmek. Ziyafet. Açmak. Sürüştürmek. Kurmak (sofrayı). Şişmanlık.

Marges : Kenar.

Oleomargarin : Bitkisel yağlardan yapışmış olan margarin.

Oil : Yağcılık yapmak. Yağ çekmek. Petrol. Pohpohlamak. Uzun zincirli organik asitlerin gliserinle oluşturdukları sıvı ya da katı ester. sürtünmeyi azaltma görevi yapan çeşitli özdeklere verilen ad. Sıvı yağ. Gaz. Küspe. Kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Sıvıyağ.

 

Trans fatty acid : Yağların hidrojenle kimyasal tepkimesi ile şekillenen sağlıksız doymamış yağ asiti. Trans yağ asiti. Doymamış bir yağ asitinin hidrojenle tepkimesi ile ortaya çıkan yağ asiti (margarin, kızartılmış yiyecekler vb. bulunan ve kolesterol seviyesini yükselten). Margarin, kızartılmış ürünler, puding vb. işlenmiş gıdalarda bulunan ve doymamış yağ asitlerinin hidrojenizasyonu sonucu oluşan bir yağ asidi. Trans yağ asidi.

Stick : Hödük. Hokkabazın tabağı düşürmeden çevirmede kullandığı ince değnek. Engel (yarış). Hokkabaz değneği. Çam yarması. Sokmak. Koymak. Ardarda atılan bombalar. Kol. Çıta.

Oleo synonyms : oleomargarine, margarines, vegetable oil, margarin, butter, marge, margarins.