Olives türkçesi Olives nedir

Olives ile ilgili cümleler

English: In November, olives are harvested from the trees to make oil.
Turkish: Kasımda yağ üretimi için zeytinler hasat edilir.

English: Ali hates olives.
Turkish: Ali zeytinden nefret ediyor.

English: I don't harvest their olives.
Turkish: Onların zeytinlerini toplamam.

English: I want a martini with three olives.
Turkish: Ben üç zeytinli bir martini istiyorum.

English: I don't harvest your olives.
Turkish: Senin zeytinlerini toplamam.

Olives ingilizcede ne demek, Olives nerede nasıl kullanılır?

Stuffed olives : Dolma zeytin. İçi biberli veya bademli zeytin. Doldurulmuş zeytin.

Olive branch : Zeytin dalı (barış simgesi). Zeytin dalı. Barış sembolü olarak kullanılan herhangi bir şey. Mississippi eyaletinde şehir.

Olive branches : Zeytin dalı (barış simgesi).

Olive brown : Yeşilimsi kahverengi.

Olive drab : Haki renkli üniforma. Zeytin yeşili. Haki renk. Zeytuni yeşil. Askeri yeşil.

Olive picking : Zeytin toplama. Zeytinleri zeytin ağacından alma.

Olive tree : Zeytin ağacı. Zeytingiller (oleaceae) familyasından, meyvesi yenen ve yağı çıkarılan, yapraklarını dökmeyen ağaç ve ağaççıklar. yenen zeytin (olea europaea var. europaea), yabani zeytin (olea europaea var. sylvestris) iyi bilinen türleridir. Zeytin.

 

Olive fly : Zeytin sineği. Zeytin tanelerini kurtlandıran, bu kurtlu zeytinlerin dökülmesine yol açan ve değerini düşüren küçük sinek.

Olive family : Zeytingiller familyası. Genellikle ağaç ya da bazen çalı formunda olabilen, yapraklarını döken, bazen her dem yeşil, çiçekleri ışınsal simetrili, hermafrodit, meyveleri kapsül, kanatlı fındıkçık, eriksi ya da üzümsü olan, ülkemizde 7 cinsle temsil edilen bir familya. zeytin (olea europaea) türü iyi bilinir. Zeytingiller.

Olive moth : Tırtıl evresinde, yaprak, çiçek ve meyve kemirerek zeytin ağaçlarına büyük zarar veren küçük kelebek. Zeytin güvesi.

İngilizce Olives Türkçe anlamı, Olives eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Olives ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Tent : Kalın bezden, keçeden, deriden ya da kıl dokumadan yapılıp direklerle tutturularak kurulan barınak. Çadır. Coğrafya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sayvan. Tente. Düz bağırsağa uygulanmak için hazırlanan konik biçiminde, vücut ısısında eriyen bir ilaç biçimi, şaf, suppozotivar. Cerrah mili. Otağ. Oba. Fitil.

Animation : Animasyon. Ruh. Canlandırma. Hareket. Heyecan. Canlılık. Şevk. Canlılık, hayatiyet. Çizgi film yapma.

Domicile : Yerleştirmek. Kişinin yerleşme amacıyla oturduğu konut. Konut. Oturma yeri. Yerleşmek. Yasal konut. Ödemek. Mesken vermek. Poliçenin ödendiği yer. Ev.

Dwell : Kalmak. Durma. Durmak. Bir yerde oturmak. Bekleme. Yaşamak. Oturmak. Bir yerde yaşamak. Hayat sürmek. İkamet etmek.

Lodge : Saplanmak. Para yatırmak. Takılmak. Resmi demeç vermek. Bodrum kat. Kiracı olarak kalmak. Saplamak. Kapıcı evi. Yerleştirmek. Sunmak.

 

Camp : İlgi çekmek için dikkat çekici giyinmek. Kamp yapmak. Kadınsı. Düşerge. Adileştirmek. Homo. Düşerge yapmak. Düşerge (azerice). Döngüsel adenozin monofosfat. Konaklamak.

Occupy : -de oturmak. Doldurmak. İşgal etmek. Meşgul etmek. Zaptetmek.

Animate : Yaşayan. Canlılık kazandırmak. Hayat vermek. Anime etmek. Hayat bulmak. Canlı. Hareketlendirmek. Yaşam bulmak. Neşelendirmek. Heyecan katmak.

Olive drab : Haki renkli üniforma. Haki renk. Askeri yeşil. Zeytuni yeşil.

Olives synonyms : liveborn, live together, lodge in, oliva, olea, room, tenant, bivouac, people, shack up, viable, neighbor, living, cohabit, neighbour, encamp, shack, life, aliveness, olive tree, camp out, olive, overpopulate, inhabit, olive green, board, be, reside, vitality, populate, domiciliate, live, olivaceous.

Olives zıt anlamlı kelimeler, Olives kelime anlamı

Dead : Çıkmaz. Ölü. Işığı hızla söndürme eylemi. Ölü (renk). Işığı öldürme. Unutulmuş. Ölü zaman. Uyuşuk. Acımasız. Sönük.

Inanimate : Ruhsuz. Sönük. Sıkıcı. Cansız. Ölü. Dirimsiz. Donuk. İnanimat.

Achromatic : Renksiz. Renksemez. Renközü olmayan. (siyah, beyaz ve gri, renksemezdir). renkserin karşıtı. Akromatik. Renk değişikliği yapmayan, ışığı renklerine ayırmadan kıran, akromatik, akromatoz. Renksiz; renk meydana getiren en küçük uyartıya duyarsız. Perdesi değişmeyen. Biyoloji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.