Occupy türkçesi Occupy nedir

  • Doldurmak.
  • Zaptetmek.
  • İşgal etmek.
  • Meşgul etmek.
  • -de oturmak.

Occupy ile ilgili cümleler

English: The armed forces succeeded in occupying the entire territory.
Turkish: Silahlı kuvvetler bütün bölgeyi ele geçirmede başarılıydı.

English: Have you heard about Occupy Wall Street?
Turkish: Occupy Wall caddesini duydun mu?

English: I think the job's very occupying.
Turkish: Sanırım iş çok meşgul edici.

English: Smokers are asked to occupy the rear seats.
Turkish: Sigara içenlerin arka koltuklarda oturmaları rica edilir.

English: The table does not occupy much space.
Turkish: Masa çok yer işgal etmiyor.

Occupy ingilizcede ne demek, Occupy nerede nasıl kullanılır?

Occupy a position : Sabit bir işi olmak. Bir mevkide olmak. Bir mesleği olmak.

Occupy a post : Görevde bulunmak.

Occupy oneself : Bir şeyle meşgul olmak. Meşgul olmak.

Occupy oneself with : İle iştigal etmek.

Occupy the mind : Düşüncelerinde olmak. Aklında olmak. Zihnini meşgul etmek.

Occupancies : Kullanma. İşgal. Doluluk oranı (otel). İhraz. Belirli bir hizmeti veya tesisi kullanan insan sayısı. Oturma (ev). Ele geçirme. Ev vb oturma. Kullanım süresi. İşgal yoluyla mülkiyetin kazanılması.

Occupy with : Meşgul etmek.

Occupying forces : İşgal güçleri. İşgalci güçler.

 

Occupying a position : Bir mesleği olmak. Bir mevkide olmak. Sabit bir işi olmak.

Reoccupying : Yeniden işgal etmek.

İngilizce Occupy Türkçe anlamı, Occupy eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Occupy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Prepossess : Aklını çelmek. Çekmek. Olumlu bir şekilde etkilemek. Cezbetmek. Etkilemek. Gönlünü çelmek. Aklını kurcalamak. Kafasına takılmak. Zihnini meşgul etmek.

Dwell : Oturmak. Durmak. Yaşamak. İkamet etmek. Bekleme. Bir yerde oturmak. Durma. Hayat sürmek. Kalmak. Bir yerde yaşamak.

Engross : Resmi dille yazmak. (bir işle) meşgul olmak. Temize çekmek. Cezbetmek. Dikkatini vermek. (dikkat veya zamanını) işgal etmek. Çekmek. Kaleme almak.

Captures : Ganimet almak. Almak. El koymak. Ele geçirmek. Çekim alanına almak. Esir almak. Tutsak etmek.

Squat : İzinsiz yerleşmek. Kurulmak. Oturmak. Çömeliş. Çömeltmek. Bastıbacak. Bağdaş kurup oturmak. Gecekondu yaparak yerleşmek. Başkasının arazisine kurulmak. Bodur.

Crash : Çarpışmak. Parçalanmak. Düşmek (kaza sonucu). Hızla iflas etmek (işyeri). Davetsiz olarak gitmek. İflas etmek. Düşmek. Sahnede çarpma sesi. Kırılma. Çarpma etmeni.

Charge : Sorumlu tutmak. Yükümlülük. Kredi kartından almak. Tembihlemek. Hukuk, fizik, kimya, iktisat, nükleer enerji, tarih alanlarında kullanılır. Uyarmak. Ödetmek. Vazifelendirmek. Bilgi vermek. Aydınlatmak.

Engages : Çekmek. İşe almak. Çarpışmaya girmek. Söz vermek. Garanti etmek. Kullanmak. Tutmak. Angaje etmek. (bir işle) meşgul olmak. Tutturmak.

Bridle : Başkaldırmak. Gem. Başını hafifçe kaldırarak öfkesini veya beğenmediğini belli etmek. Dizgin. Karşı gelmek. Gem vurmak. Kızmak. Yular takmak. Yular.

 

Occupy synonyms : lodge in, stay at, play around, occupate, confiscates, keep occupied, putter, encumber, engrosses, take up, occupies, busy with, cover in, potter, confiscate, completes, take up time, move in, bridled, bridling, work, dabble, occupying, clog, reside, live, crowds, take up with, hold down, employs, congest, employ, contains.

Occupy zıt anlamlı kelimeler, Occupy kelime anlamı

Idle : Boşta olmak. İşe yaramaz. Rölantide çalışmak. Oyalanmak. Boş gezmek. Başıboş. Çalışmayan. Boş durmak. Boşta çalışmak. Haylaz.

Defend : Korumak. Reddetmek. Himaye etmek. Savunmak. Saklamak. Arkasında olmak. Kanat açmak. Müdafaa etmek.

Occupy ingilizce tanımı, definition of Occupy

Occupy kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To take or hold possession of. To be an occupant. To hold possession. To hold or keep for use. To possess.