Occupy the mind türkçesi Occupy the mind nedir

  • Aklında olmak.
  • Düşüncelerinde olmak.
  • Zihnini meşgul etmek.

Occupy the mind ingilizcede ne demek, Occupy the mind nerede nasıl kullanılır?

Occupy : Meşgul etmek. -de oturmak. Zaptetmek. İşgal etmek. Doldurmak.

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık.

Mind : Kafa. Kafaya takmak. Kafalı adam. Bakmak. Bellek. Aldırmak. An. Kanı. Eğilim. Şuur.

All in the mind : Sadece kavramsal olan bir şey. İllüzyonlarla ilgili. Sadece kafasında büyütmek. Bir kimsenin hayal gücünün ürünü olma. Sadece beyninde var olan.

Arrange in the mind : Akılda düzenlemek.

Boggle the mind : Şoke eder. Şok etmek. Hayrete düşürmek. Delirtir. Çok şaşırtmak. Çok şaşırtır. İnsanı hayrete düşürmek. Hayrete düşürür.

Keep the mind off : Dikkatini dağıtmak. Avutmak. Unutmaya çalışmak.

Boggles the mind : Delirtir. Şoke eder. Hayrete düşürür. Çok şaşırtır.

Stick in the mind : Unutulmamak. Akılda kalmak.

Stultify the mind : Aptallaştırmak.

İngilizce Occupy the mind Türkçe anlamı, Occupy the mind eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Occupy the mind ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Prepossesses : Çekmek. Olumlu bir şekilde etkilemek. Aklını kurcalamak. Etkilemek. Kafasına takılmak. Aklını çelmek. Cezbetmek.

Have in mind : Niyeti olmak. Akılda tutmak. Hatırında olmak. Hatırında tutmak. Niyet etmek.

Preoccupy : Kafasını kurcalamak. Endişe uyandırmak. Düşündürmek. Önce kapmak. Tasalandırmak. Endişelendirmek. Kafa yormak.

Preoccupying : Kafasını kurcalamak. Endişelendirmek. Kafa yormak. Tasalandırmak. Önce kapmak. Düşündürmek. Endişe uyandırmak.

Prepossess : Olumlu bir şekilde etkilemek. Cezbetmek. Aklını çelmek. Meşgul etmek. Gönlünü çelmek. Kafasına takılmak. Aklını kurcalamak. Çekmek. Etkilemek.

Preoccupies : Endişe uyandırmak. Tasalandırmak. Endişelendirmek. Kafa yormak. Önce kapmak. Kafasını kurcalamak. Düşündürmek.

Bear : Borsa fiyatlarını düşürmek. Getirmek. Yakışık almak. Bulundurmak. Gütmek (kin). (birine bir duygu) beslemek. Spekülasyon yapmak. Kaldırmak. Vurguncu. Duymak (sevgi).