Oriental türkçesi Oriental nedir

  • Doğulu kimse.
  • Şarki.
  • Doğu medeniyeti ve ona ait olan.
  • Doğuya özgü.
  • Doğu.
  • Parlak (inci).
  • Doğulu.
  • Doğu'ya özgü.
  • Şark.
  • Oryantal.

Oriental ile ilgili cümleler

English: I'm interested in oriental pottery.
Turkish: Ben doğu çömlekçiliği ile ilgileniyorum.

English: She plans to stay at the Oriental Hotel.
Turkish: Oriental Hotel'da kalmayı planlıyor.

English: He is something of an expert on oriental art.
Turkish: O, oryantal sanatında birazcık uzmandır.

Oriental ingilizcede ne demek, Oriental nerede nasıl kullanılır?

Oriental bacon : Pastırma.

Oriental blood fluke : Doğu kankelebeği. Doğu asya'da, insanların ve çeşitli evcil hayvanların kan damarlarında yaşayan, küçük yaprak solucan.

Oriental cockroach : Doğu hamamböceği. Oryantal hamam böceği. Dünya’nın pek çok bölgesinde özellikle asya kıtasındaki ülkelerde evlerde yaşayan zararlı siyah renkli bir böcek türü, blatta orientalis. Özellikle besin maddelerimizin bulunduğu, mutfak, fırın, depo gibi yerlere dadanan, ayrıca çeşitli solucanların arakonakçılığını da yapabilen, söbe, esmer, yassı ve 2 cm. boyunda, gececi böcek; mutfak hamamböceği. a. bk. hamamböcekleri, alman hamamböceği, amerikan hamamböceği.

Oriental hyacinth : Sümbül. Zambakgiller (liliaceae) familyasından, soğanlı, ilkbaharda beyaz, mavi, pembe ve sarı renklerde çiçek açan, keskin kokulu, süs bitkisi olarak da kullanılan çok yıllık bitki.

 

Oriental longhair cat : Kanada’dan köken alan, doğu kısa tüylülerden biraz daha uzun tüylü, kulakları kafasına oranla oldukça geniş ve üst kısımları nokta şeklinde olan, gözleri burna yakın, birbirinden ayrık ve badem şeklinde, vücudu orta büyüklükte, oldukça kaslı ve kemikli, bacakları uzun ve arka ayakları ön ayaklarına oranla daha güçlü, tüyleri uzun, yumuşak, parlak ve muhteşem bir görünüme sahip, vücudunu saran tüylerinin üzerinde siyah ve koyu kahve mat çizgiler bulunan, genelde sade renklerde fakat lavanta - krem, gümüş, tarçın, mavi - krem gibi karışımlardan da oluşabilen, duygusal, sadık ve kolay eğitilebilen, uzun tüylü kedi ırkı. Doğu uzun tüylü kedisi.

Orientalism : Doğubilim. Doğubilimi. Doğu ülke ve uluslarının dilleri, tarihleri, töreleri vb. konular üzerinde uğraşan bilime verilen ad. Doğubilimcilik. Doğu bilimi. Oryantalizm. Şarkiyatçılık.

Oriental spruce fir : Doğu ladini. Çamgiller (pinaceae) familyasından, her dem yeşil, iğne yapraklı, 35 m kadar boylanabilen, yaprakları uzun sürgünler üzerinde almaşık olarak dizili, kozalakları aşağı sarkan, ülkemizde doğu karadeniz bölgesinde yetişen bir ağaç türü. ladin.

Orientalist : Şarkiyatçı. Doğubilimci. Müsteşrik. Dil, masal ve öteki halkbilim ürünlerinin doğu kaynaklı olduklarını savunan bilim adamı. bk. doğubilimci okul. Oryantalist.

Oriental plane tree : Çınargiller (platanaceae) familyasından, süs bitkisi olarak her tarafta yetiştirilen, büyük, gösterişli ağaçlar. Çınar.

 

Oriental sore : Kum sinekleri tarafından taşınan leishmania major ve l. tropica’nın neden olduğu hastalık. Şark çıbanı. Doğu delhi butonu.

İngilizce Oriental Türkçe anlamı, Oriental eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Oriental ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Easterly : Doğudan esen. Doğuya doğru. Doğuda. Doğudan. Doğuda bulunan. Gündoğusuna bakan.

Eastbound : Doğuya yönelmiş. Doğuya giden.

Easterner : Amerika'nın doğusunda oturan kimse. Şarklı.

Yellow race : Biyoloji, coğrafya alanlarında kullanılır. Sarı ırk. Kendine özgü dirimbilimsel nitelikleri, özellikle derinin rengine göre aynı kuşaktan gelen, en toplu ve yaygın olarak doğu asya'da yerleşmiş bulunan üç anaırktan biri. bk. beyaz ırk, kara ırk. Sarımsı renkte derileri olan insan ırkı. Uzak doğu ırkı. Hindistan ve islam ülkeleri hariç, asya halkını içine alan ve doğu avrupa'ya kadar yayılmış olan, derileri sarımsı, saçları kara ve düz, sakalları seyrek, yüzleri yassı, burunları küçük, yanak kemikleri çıkık, gözleri çekik, kısa yapılı, insan (homo sapiens) türünün bir ırkı. moğol ırkı.

East : Doğuya doğru. Nevada eyaletinde şehir. Doğuya doğru olan. Gündoğusu. Doğudaki. Coğrafya, uzay alanlarında kullanılır. Doğuya. Doğudaki bölüm.

Asiatic : Asya. Asyalı.

The orient : Doğu genellikle asya ülkeleri.

Easts : Nevada eyaletinde şehir. Gündoğusu. Doğuya. Doğudaki. Doğudaki bölüm. Doğuya doğru. Doğuya doğru olan.

Easterners : Şarklı. Amerika'nın doğusunda oturan kimse.

Oriental synonyms : oriental person, yellow woman, mongolian race, mongoloid race, yellow man, evenki, ewenki, the east, orient, slant eye, orients, gook, mongolian, eastward, asian, birt, mongol, eastern.

Oriental zıt anlamlı kelimeler, Oriental kelime anlamı

Western : Kovboy romanı. Batılı. Batısal. Batıcı. Batıya ait. Batı dili. Batı. Batı ile ilgili. Garp. Kovboy filmi.

Oriental ingilizce tanımı, definition of Oriental

Oriental kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An Asiatic. Of or pertaining to the orient or east. Opposed to occidental. A native or inhabitant of the Orient or some Eastern part of the world. As, Oriental countries. Concerned with the East or Orientalism. Eastern.