Doğu nedir, Doğu ne demek
Doğu; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de özel olarak kullanılır.
- Güneşin doğduğu ana yön, gün doğusu, şark, maşrık, batı karşıtı.
- Bu yönde olan, Şarki.
- Avrupa'ya göre Asya ve Kuzeydoğu Afrika'nın bir bölümü

- Güneşin 21 Mart'ta ve 23 Eylül'de doğduğu 0,90°'lik yön.
- Güneşin doğduğu yöndeki ülkeler bölgesi, Şark, Batı karşıtı.
- Bulunulan yere göre güneşin doğduğu yönde kalan bölge.
Yerel Türkçe anlamı:
Siyah koyun ve keçilere verilen ad.
Kağnıyı durdurmaya yarayan kazık.
Çocuk doğduğu zaman götürülen hediye
Kulaksız koyun ya da keçi.
Oldukça uzun ve kıvrık kulak.
1.bk. doga-
Baba hindi
Şark
Küçük kulaklı davar.
Coğrafya'daki terim anlamı:
Herhangi bir yerde gün-gece eşitliği günlerinde güneşin çevrende doğduğu yön. bk. anayönler.
Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:
21 mart ve 23 eylülde Güneş'in gözeriminde doğduğu yan.
Doğu isminin anlamı, Doğu ne demek:
Kız ismi olarak; Güneşin doğduğu yön, gündoğusu. Erkek ismi olarak; Güneşin doğduğu yön, gündoğusu.
İngilizce'de Doğu ne demek? Doğu ingilizcesi nedir?:
east
Osmanlıca Doğu ne demek? Doğu Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
şark, şarkî
Doğu hakkında bilgiler
Doğu, gündoğusu ya da eski dilde şark, Güneşin sabah doğduğu yön. Ayrıca Doğu sözcüğü Yakın ve Uzak Doğu bölgelerinin tamamına verilen isimdir. Türkiye'de ise genel anlamda Sivas ilinden ülkenin doğu sınırlarına kadar olan bölgeye Doğu adı verilir.
Doğu ile ilgili Cümleler
- Sadece Tom'a bir doğum günü hediyesi vermek için Boston'a bütün yolu arabayla gittim.
- Doğu cephesinde savaşı kaybettiler.
- Doğu Afrika'da bazı kabilelerin süt ürünleri ile yaşadığını duydum.
- O doğuştan cömert bir kişidir.
- Ben komplo teorilerine inanmam. Ben sadece Orta doğu'da tükenmiş uranyum patlayıcı ve fosfor bombalarının kullanımı ve petrol ve diğer stratejik hedefler için Irak ve Afganistanın imhası gibi gerçeklere inanıyorum.
- Doğu Almanya'da birçok nüdist plajı vardır.
- İkizler genellikle erken doğumludur.
- O, Doğu Kıyısına taşındı.
- Doğu Afrika'da Tanganyika gölünü araştırdılar.
- Doğu Asya ekonomileri enerji fiyat artışlarından çok etkilenmiştir.
- Pazartesi Tom'un otuzuncu doğum günüdür.
- Doğu doğan güneşle aydınlandı.
- Doğu - hassas bir mesele.
- Dün gece bir arkadaşınızın doğum gününü, saçıp savurarak tamamen tükettiğimiz şampanya kasalarıyla kutladık.
Doğu anlamı, kısaca tanımı:
Güneş : Gezegenlere ve yer yuvarlağına ışık ve ısı veren büyük gök cismi. Güneş ışınlarının ve ısısının etkilediği ortam.
Bölge : Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye. Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka.
Ülke : Devlet. Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket. Bir özelliği ön plana çıkarılarak düşünülen bölge.
Doğu kayını : Doğu bölgelerinde yetişen bir tür kayın ağacı.
Doğu noktası : Güneş diski merkezinin 21 Mart'ta ve 23 Eylül'de ufukta doğduğu nokta.
Güneydoğu : Güneyle doğu arasındaki yön.
Kuzeydoğu : Kuzeyle doğu arasındaki yön.
Gün doğusu : Doğudan esen rüzgâr. Doğu 90°'lik yön.
Doğu bilimi : Avrupa'ya göre doğuda yer alan ulusların dillerini, tarihlerini, kültür ve törelerini inceleyen bilim, Şarkiyat, oryantalizm.
Doğu bloku : Doğu Avrupa ülkelerinin İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra oluşturduğu, 1990'lı yıllarda dağılan siyasi blok.
Doğu türkçesi : Hazar Denizi'nin ve Türkmenistan'ın doğusunda kalan Türklerin kullandığı dil.
Orta doğu : Güneybatı Asya'da, tarihsel ve kültürel yakınlığı olan ülkelerin oluşturduğu coğrafi bölge, Orta Şark.
Uzak doğu : Asya'nın doğu ve güneydoğusu.
Yakın doğu : Akdeniz'in doğu kıyısında, Suriye, Mısır, Lübnan, İsrail, Ürdün'ün oluşturduğu bölge, Yakın Şark.
Doğu bilimci : Doğu bilimi uzmanı, Şarkiyatçı, müsteşrik, oryantalist.
Doğubeyazıt : Ağrı iline bağlı ilçelerden biri.
Doğum : Doğma işi, tevellüt, veladet. Bir kimsenin doğduğu yıl.
Doğum günü : Bir kimsenin doğduğu gün.
Doğum ilmühaberi : Çocuk doğunca resmî görevliler tarafından hazırlanan belge.
Doğum izni : Çalışan kadınlara doğum öncesi başlayıp doğumdan sonraki belli bir süreye kadar verilen yasal izin.
Doğum kontrolü : Doğumların sınırlandırılması veya istemeyerek gebe kalmanın önlenmesi için uygulanan yöntemlerin bütünü.
Doğum odası : İçinde doğum yapılmış olan hastane odası.
Doğum oranı : Bir ülkedeki doğumların sayısal durumu.
Doğum sancısı : Yeni bir duruma geçilirken çekilen zorluklar. Doğum yaparken duyulan sancı.
Doğum tarihi : Bir kimsenin doğduğu tarih.
Doğum yapmak : Doğurmak.
Doğum yeri : Bir kimsenin doğduğu yer.
Doğumevi : Doğum yapılmış olan sağlık kuruluşu.
Doğumhane : Doğumevi.
Doğumlu : Belirli bir yılda doğmuş, tevellütlü.
Doğumsal : Doğumdan, soydan gelen.
Doğuranlar : Hayvanların yavru doğurma yoluyla üreyen sınıfı.
Doğurgan : Verimli. Çok eser veren, velut. Çok doğuran.
Doğurganlaşma : Doğurganlaşmak işi.
Doğurganlaşmak : Doğurgan duruma gelmek.
Doğurganlaştırma : Doğurganlaştırmak işi.
Doğurganlaştırmak : Doğurgan duruma getirmek.
Doğurganlık : Çok doğurma durumu, doğurgan olma durumu.
Doğurgu : Ortaya çıkan sonuç.
Doğurma : Doğurmak işi.
Doğurmak : Ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak. Yavru dünyaya getirmek, doğum yapmak.
Doğurtmak : Doğurmasını sağlamak, doğurmasına yardım etmek.
Doğurucu : Yeni düşünceleri ortaya koyan (kimse), üretken, yaratıcı.
Doğuruş : Doğurma işi.
Doğuş : Doğma işi.
Doğuştan : Kişinin doğduğu andan beri var olan, doğuşla birlikte gelen, fıtri. Yaradılıştan.
Doğuştancılık : Herhangi bir canlı türünün yapısal ve görevsel gelişiminde yaşantı, öğrenme vb. edinilmiş faktörlere değil, kalıtımla ilgili olanlara ağırlık ve öncelik veren görüş, fıtriye, nativizm.
Ala keçi her vakit püsküllü oğlak doğurmaz : "değerli bir şeyden her zaman istenilen verim alınmaz" anlamında kullanılan bir söz.
Babasız oğlan doğurmak : Bir işte aşırı zorluk, büyük güçlük çekilmesine rağmen başarılı olmak.
Dağ doğura doğura bir fare doğurmuş : Büyük şeyler beklenen bir işten önemsiz bir sonuç alındığında söylenen bir söz.
Doğan anası olma doğuran anası ol : "bir çocuk, annesinin değerini ancak kendisi de çocuk sahibi olduktan sonra anlar" anlamında kullanılan bir söz.
Dokuz doğurmak : Merakla, heyecan içinde, sabırsızlıkla beklemek.
Evladı ben doğurdum ama gönlünü ben doğurmadım : "bir kimse evladına emredip birçok şey yaptırır ancak onun gönlüne hükmedemez" anlamında kullanılan bir söz.
Evren doğumu : Evrenin oluşumu, kökeni, doğuşu ve yaradılışı ile ilgili kuram, kozmogoni.
Gizlide gebe kalan aşikarede doğurur : "toplum içinde hiçbir davranış gizli kalmaz" anlamında kullanılan bir söz.
İkiz doğurmak : İkiz bebek dünyaya getirmek. herhangi bir işte çok sıkıntı çekmek.
Kazanırsan dost kazan düşmanı anan da doğurur : "sen dost kazanmanın yoluna bak, düşman kolay kazanılır" anlamında kullanılan bir söz.
Kutlu gün doğuşundan bellidir : "mutlu sonuç verecek işler, daha başlangıçta ve aldığı yönden belli olur" anlamında kullanılan bir söz.
Mahzur doğurmak : Ortaya engel çıkarmak, sakınca yaratmak.
Ölü doğum : Bebeğin ölü doğması durumu.
Maşrık : Doğu.
Batı : Bulunulan yere göre güneşin battığı yönde olan bölge, garp. Yeryüzündeki başlıca dört yönden güneşin battığı yön, gün batısı, günindi, garp, mağrip, doğu karşıtı. Güneşin 22 Mart'ta ve 23 Eylül'de battığı nokta. Siyasal anlamda Avrupa ve Kuzey Amerika. Güneşin battığı yöndeki ülkeler bölgesi, Garp, Doğu karşıtı.
Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.
Kalan : Kalma işini yapan. Bölme işleminde bölünenden artan sayı. Artan, mütebaki. Bir çıkarmanın sonucu.
Mart : Yılın üçüncü ayı.
Eylül : Yılın dokuzuncu ayı.
Avrupa : Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri.
Sözcü : Bir kurul, bir topluluk veya kişi adına söz söyleme, onun düşünce ve davranışlarını savunma yetkisi olan kimse.
Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.
Şarki : Klasik Türk müziğinde aşk üzerine söylenen, nakaratı ve ara nağmesi olan parça. Tonlama değişiklikleriyle çeşitli duygular uyandıran uyumlu, ezgili insan sesleri dizisi. Ezgi, müzik parçası, melodi, liet. Divan edebiyatında, bestelenmek için dörtlükler biçiminde ve uyaklı olarak yazılmış olan şiir biçimi.
Doğu afrika kalkınma bankası : Üye ülkeler arasında tarım, altyapı ve sanayi alanında teknik, finansal işbirliğini sağlamak ve geliştirmek amacıyla Kenya, Tanzanya, Uganda hükümetleri tarafından imzalanan ve 1967 yılında kurulup, 1980 yılında etkinliklerine başlayan, merkezi Kampala (Uganda)da olan kalkınma bankası.
Doğu afrika topluluğu : Üye ülkeler arasındaki iktisadi, politik ve sosyal işbirliğini sağlamak ve geliştirmek amacıyla Kenya, Tanzanya, Uganda arasında 1967 yılında kurulan, 1993 yılında adı Doğu Afrika İşbirliğine dönüştürülen, 1999 yılından sonra yeniden Doğu Afrika Topluluğu adını alan ve merkezi Arusha (Tanzanya)da olan topluluk.
Doğu afrika tripanosomozisi : Doğu Afrikada Trypanosoma brucei rhodesiensenin neden olduğu, özellikle Glossina pallidipes, G. morsitans ve G. swynnertoni türü çeçe sinekleri tarafından taşınan Afrikan tripanosomozisin genellikle akut, çok ciddi ve sıklıkla öldürücü biçimi. Hastalığın bu biçimi Gambiyan tripanosomozisten akut formunun 3-9 ay sürmesi ve merkezî sinir sistemi tutulumunun daha erken dönemde oluşmasıyla ayrılmaktadır, Rodezya uyku hastalığı.
Doğu anadolu kırmızısı sığırı : Türkiyenin Doğu ve Kuzey Doğu Anadolu bölgesinden köken alan, vücudu orta büyüklükte, göğsü dar, boynuzları kısa ve öne dönük, rengi açık kırmızıdan koyu kestane rengine kadar değişen, besi yeteneği tatmin edici, yerli sığır ırkı, DAK.
Doğu çınarı, çınar : (botanik)
Doğu geyik kenesi : Bugün Ixodes scapularis olarak kabul edilen Ixodes dammini olarak bilinen bu kene.
Doğu gürgeni : (botanik)
Doğu hamamböceği : Özellikle besin maddelerimizin bulunduğu, mutfak, fırın, depo gibi yerlere dadanan, ayrıca çeşitli solucanların arakonakçılığını da yapabilen, söbe, esmer, yassı ve 2 cm. boyunda, gececi böcek; mutfak hamamböceği. a. bk. hamamböcekleri, Alman hamamböceği, Amerikan hamamböceği.
Doğu kankelebeği : Doğu Asya'da, insanların ve çeşitli evcil hayvanların kan damarlarında yaşayan, küçük yaprak solucan.
Doğu kayınağacı : (botanik)
Diğer dillerde Doğu anlamı nedir?
İngilizce'de Doğu ne demek? : [Dogu] n. East, Orient
adj. east, orient, eastern, oriental, eastbound
n. Orient
Almanca'da Doğu : n. Morgen, Orient, Ost, Osten
Rusça'da Doğu : n. восток (M), ост (M)
adj. восточный

Bu kısımda Doğu nedir? Doğu ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Doğu tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Doğu hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.