Osteocyte türkçesi Osteocyte nedir

  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Olgunlaşmış (lamelli) kemik matriksinde bulunan, havers kanalı etrafına genellikle halkasal sıralanmış, sitoplazmik uzantılarıyla birbirlerine ya da havers kanalı ya da volkmann kanalına uzanarak beslenen, osteoblastların farklılaşmasıyla oluşan esas kemik hücreleri.
  • Kemik dokuyu oluşturan kemik hücreleri.
  • Osteosit.

Osteocyte ingilizcede ne demek, Osteocyte nerede nasıl kullanılır?

Surface osteocytes : Yüzey osteositleri. Kemik yüzeylerini örten sınırlayıcı tabakada tek sıra halinde dizilen yassı hücreler.

Osteocytus : Osteosit. Kemik matriksinin korunmasından sorumlu olan, lakuna içerisinde yer alan ve sitoplazmik uzantıları ince kanalcıklardan oluşan olgun kemik hücreleri, kemik hücresi. bu hücrelerin kan kalsiyum düzeyinin korunması ve kemik matriksini üretme gibi görevleri bulunur.

Osteocalcin : Kemik yapısında bulunan 49 amino asit artığından oluşmuş küçük bir protein, gla protein. Osteokalsin.

Osteochondritis : Kemik ve kemik kıkırdağının bir arada gelişen yangısı. Osteokondiritis. Osteokondrit.

Osteochondritis dissecans : Kemik uçlarında kan akımının yetersizliği veya kalsiyum eksikliği nedeniyle eklem kıkırdağı parçasının ayrılması veya kırılmasıyla sonuçlanan kemik kıkırdak yangısı. köpek ve domuzlarda diz ve dirsek ekleminde görülür. Osteokondritis dissekans. Osteokondiritis dissekans.

 

Osteochondrous : Hem kemik hem de kıkırdaktan oluşan. Osteokondros. Osteokondröz.

Osteoclastoma : Osteoklastom. Kemiğin dev hücreli tümörü. Dev hücreli kemik tümörü.

Osteochondrosis : Osteokondroz. Kemiklerin ucundaki büyüme kıkırdağında farklılaşma bozuklukları ve kıkırdağın kırılgan olmasıyla belirgin bir hastalık domuz, köpek, at, hindi, sığır ve koyunlarda. kalıtım, hızlı gelişme, fiziksel tembellik, cinsiyet ve beslenme bozuklukları gibi nedenlerden kaynaklanır. Osteokondrozis.

Osteoclast : Kemik kanalları oluşturma amacıyla içine doku alan hücre (tıp veya medikal terimi). Kemik yıkımı yapan hücre. Bir kusuru düzeltme amacıyla kullanılan kemik kırma cihazı. Osteoklast. Kemik kırma aygıtı. Kemik yıkımında görev alan ve mononükleer fagosit sistemine dahil olan çok çekirdekli büyük kemik hücresi. İri kemik göze. Kemik yıkımında görev alan ve tek çekirdekli fagosit sistemine dahil olan, çok çekirdekli bir kemik hücresi.

Osteoclasis : Deforme bir kemiğin müdahaleyle kırılması. Kemik yutulması. Kemiğin şekil bozukluğundan kırılması. Sakatlığı düzeltmek için kemik kırma ameliyatı. Kemik erimesi. Osteoklazi. Osleoklasis.

İngilizce Osteocyte Türkçe anlamı, Osteocyte eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Osteocyte ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör.

 

Abambulacral area : Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi. Abambulakral bölge.

A cell : Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

Aardwolf : Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Yeleli sırtlan. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür.

Aardvarks : Damarlı dişliler. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Yer domuzugiller. Yerdomuzu. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım.

Abacus bodies : Abacus cisimcikleri. Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri.

A site : Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri. A yeri.

Abo blood groups system : Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi. Abo kan grupları sistemi.

Abiotic environment : Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Cansız çevre. Abiyotik çevre. Abiyotik ortam.

Bone cell : Kemik hücresi.

Osteocyte synonyms : acacia, a chromosome, aardvark, osteocytus, a protein, abramis zone, a cells, abductor muscle.