Out of the running türkçesi Out of the running nedir

  • Kazanma şansı yok.
  • Yarış dışı.
  • Kazanması imkansız.
  • Yarışa katılmayan.
  • Kazanma ümidi olmayan.

Out of the running ingilizcede ne demek, Out of the running nerede nasıl kullanılır?

Out : Dışarı çıkarmak. Çıkış. Kendini belli etmek. Meydana çıkmak. Dışarıda. Kovmak. Dışarı. Ortaya çıkmak. Bayılmak. Nakavt etmek.

Of : Nin. Yüzünden. -nin. -li. Li. İle ilgili. In. Hakkında. -den övünerek bahsetmek. -den.

The : Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Running : Üst üste. Çalışma. Akıntı. İşletme. İşlek. İltihaplı. İdare. Koşu. Cari. İdare etme.

Out of the blue : Çat kapı. Umulmadık biçimde. Apansız. Beklenmedik. Damdan düşer gibi. Damdan düşme. Beklenmedik biçimde. Umulmadık. Pat diye. Hop diye.

Out of the job training : İş dışında eğitim. Kurumlara bağlı kimselerin, görevlerini edimli olarak yaptıkları yerler dışında, belli amaçlara ve önceden belirlenen koşullara göre, yurt içinde ya da dışında yetiştirilmesini öngören eğitim.

Out of the ordinary : Sıradışı. Nadir. Olağanüstü. Olağan dışı. Ender. Alışılmamış. Olağandışı. Alışılmışın dışında. Garip. Farklı.

 

Out of the question : Mevzu harici. Münakaşaya değmez. Söz konusu olamaz. Olamaz. Olanaksız. Ehemmiyetsiz. İmkansız.

Out of the way : Acayip. Ücra. Uzakta. Issız. Olağandışı. Ayak altı olmayan. Garip. Bertaraf. Uzak. Sapa.