Outber türkçesi Outber nedir

  • Bir örtünün bir parçası iken, aşınmalarla yadırgı bir taban üstünde ana örtüden ayrı kalmış bir kaya kanadı.
  • Jeoloji alanında kullanılır.
  • Konmuş kaya.

Outber ingilizcede ne demek, Outber nerede nasıl kullanılır?

Outback : Şehirden çok uzak yer. Taşra. Şehirden çok uzan yer (avustralya ingilizcesi). Orta avustralya. Taşra (avustralya ingilizcesi).

Outbacks : Şehirden çok uzak yer. Taşra. Orta avustralya.

Outbalance : Ağır basmak. Daha ağır gelmek. Ağır çekmek. Geçmek. Üstün gelmek. Yükte daha ağır çekmek. Ağır gelmek.

Outbalanced : Yükte daha ağır çekmek. Ağır çekmek. Ağır basmak. Ağır gelmek. Üstün gelmek.

Outbalances : Üstün gelmek. Yükte daha ağır çekmek. Ağır gelmek. Ağır çekmek. Ağır basmak.

Outbidding : Mezatta birinden fazla pey sürmek. Daha fazla para teklif etmek. Daha fazla para sürmek. Daha fazla fiyat vermek (açık artırmada). Fazla fiyat vermek. Birinden daha yüksek teklif vermek. Artırmak. Açık artırmada daha fazla fiyat vermek.

Outbidder : Fazla fiyat veren kişi. Daha yüksek fiyat ileri süren kişi. Daha yüksek fiyat teklif eden kişi.

Outbargaining : Kazançlı teklif yapmak. Alışverişte aldatmak. Fazla fiyat vermek.

Outbargains : Fazla fiyat vermek. Kazançlı teklif yapmak. Alışverişte aldatmak.

 

Outbargained : Fazla fiyat vermek. Alışverişte aldatmak. Kazançlı teklif yapmak.

İngilizce Outber Türkçe anlamı, Outber eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Outber ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Multiplicity : Katillik. Katlılik. Çeşitlilik. Çokluk. Belirli bir öğeciğin ışıdığı çizgilerin özdeş ya da çok yakın erkeli sayısı. Çeğitlilik. Belirli bir öğecik erke düzeyinde olup, toplam dönüleri s olduğu için (2 s + 1) çakışıklık gösteren durulara ilişkin sayı. Çok katlılık. Çarpan. Çokkatlılık.

Adventive cone : Parazitik koni. İlerleme hunisi. İlerleme konisi. Bir yanardağın yamacında ve eteğinde, çoğunlukla bir yarık üstünde bulunan lav ya da tüf konisi. Ek koni.

Prevalence : Yaygınlık. Prevalens. Belli bir dönemde bir hastalık veya parazitin görünme sıklığı, bir asalak türüyle enfekte olan balıkların, toplam incelenmiş olan balıklara yüzde oranı, prevalens, prevalans. Hakim olma. Prevalans. Cari olma. Egemen olma. Hüküm sürme. Geçerli olma.

Adjacent rock : İçine magma ya da madde sokulmuş yan yana bulunan kayaç. Yantaş.

Otherness : Farklılık. Ayrı olma özelliği. Ayrılmış olma özelliği. Ötekilik. Diğerlerinden farklı olma durumu. Özgünlük.

Fewness : Azlık. Bir mal veya hizmetin alıcı ve satıcılarının göreceli olarak az sayıda bulunması. Az miktar.

Another : Diğeri. Başka. Başka bir. Öbürü. İkinci bir. Başka (bir). Bir. Farklı. Ayrı. Sair.

Agricultural geology : Tarım ve toprak konularıyle uğraşan yerbilim dalı. Tarım yerbilimi. Tarımsal jeoloji.

Numerousness : Sayı olarak çokluk. Sayı olarak çok olma. Kalabalık. Çeşitlilik. Çokluk.

 

Distinctness : Açıklık. Fark. Sönümleme. Çeşitlilik. Özgünlük. Ayrı olma özelliği. Farklılık. Bir söz, deyiş ya da anlatımın anlamca başkalarından kolayca ayırt edilebilir olması. Seçiklik. Farlılık.

Outber synonyms : some other, absolute chronology, figure, amount, otherwise, abyss, minority, opposite, separate, innumerableness, bulk, after shock, acrozone, new, absolute age, majority, aggregats, separateness, abysal environment, acid fumarole, algonkian, roundness, alcalic fumarole, advance of aglacier, alkali rocks, countlessness, numerosity, preponderance, abrasive power, different.

Outber zıt anlamlı kelimeler, Outber kelime anlamı

Joint : Ek veya oynak yeri yapmak. Eklemek. Raptetmek. Birlikte. Kırılmış bir kayacın parçaları arasında, gözle görülebilecek derecede bir ayrılma ya da kayma devimi göstermeyen kırık. Birleştirmek. Ortak. Eklem. Müşterek. Bilgisayar, jeoloji alanlarında kullanılır.

Same : Aynı şekilde. Aynı. Aynı şey. Benzer. Farketmez. Tıpkısı. Özdeş. Eşit. Sürüm. Farksız.

Majority : Reşitlik. Çoğunluk. Fark. Ekseriyet. Oy çoğunluğu. Erginlik. Rüşt. Yetişkinlik. Çokluk. Sayı farkı.

Outber antonyms : minority.