Outlier türkçesi Outlier nedir

  • Dışında veya uzağında bulunan şey veya kişi.
  • Tanıktepe.
  • Sapkin gözlem.
  • Diğerlerinden veya yerinden uzakta olan şey veya kişi.
  • Şahit tepe.
  • Erozyonla ana oluşumdan ayrılmış olan kaya parçası (jeoloji).
  • Coğrafya alanında kullanılır.
  • Yatay ya da bir yana eğimli katmanlardan oluşan bir yaylada, akarsu aşındırmasından az çok kurtulabilen ve aşınmadan önceki yüzeyin bir parçası olan tepecik.
  • Çalıştığı yerden belli bir mesafede oturan kişi.
  • Sapkın gözlem.
  • Aykırı değer.

Outlier ingilizcede ne demek, Outlier nerede nasıl kullanılır?

Outlier observation : Aykırı gözlem.

Additive outlier : Toplamsal aykırı gözlem.

Innovation outlier : Io. Yenileşim aykırı gözlemi.

Outliers : Dışında veya uzağında bulunan şey veya kişi. Çalıştığı yerden belli bir mesafede oturan kişi. Uç değerler. Aykırılıklar. Bir örnekteki ölçümler arasındaki bir gözlemin göze çarpan bir biçimde diğer gözlemlerden sapması. Diğerlerinden veya yerinden uzakta olan şey veya kişi. Aykırı değerler. Erozyonla ana oluşumdan ayrılmış olan kaya parçası (jeoloji).

Outlie : Çok fazla yalan söylemek. Aşırı yalan söylemek. (birinden) daha büyük yalancı olmak. (birini) yalancılıkta veya yalan söylemede geçmek veya geride bırakmak. Yalan söylemede veya yalancılıkta ileri gitmek. Yalan söylemede aşırıya kaçmak.

 

Outline all : Tümü anahat. Tümü anahatlı.

Outlies : Çok fazla yalan söylemek. (birini) yalancılıkta veya yalan söylemede geçmek veya geride bırakmak. (birinden) daha büyük yalancı olmak. Yalan söylemede aşırıya kaçmak. Yalan söylemede veya yalancılıkta ileri gitmek. Aşırı yalan söylemek.

Outline form : Başlıklandırma biçimi. Başlıklandıra biçimi.

Outline mode : Ana hatlar kipi.

Outline numbered list : Numaralı ana hat listesi. Ana çizgiler sıralı listesi.

İngilizce Outlier Türkçe anlamı, Outlier eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Outlier ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Agricultural specialisation : Herhangi bir bölgede, yetişme koşulları ve tecim olanaklarının çok elverişli olması nedeniyle, tarımsal girişimlerin bir ya da birkaç ürüne dayandırılması yöntemi. Tarımsal özelleştirme.

Butte : Tamktepe. Civardaki kırsal alanda aniden yükselen tek başına duran tepe veya dağ. Kuzey dakota eyaletinde şehir. Şahin tepesi. Tanık tepe. Tabakaları yatay durumunda olan, aşınmadan artakalmış, eski uzanış yerleriyle bağlantısı kalmamış üstü düz bir tepe. Coğrafya, jeoloji alanlarında kullanılır. Montana eyaletinde şehir. Dirençli ve yumuşak katmanların birbiri üzerine oturdukları yatay ya da az eğimli yapılarda çok görülen, aşınma ile oluşmuş, üzeri düz tepe ya da tepecik.

Alluvial deposit : Lığ. Alüvyon. Akarsuların taşıyıp yığdıkları mil, kil gibi çok ince taneli öğelerle, kum ve çakılların karışımıyla oluşan yığın.

 

Agricultural production : Taze meyve. Tarım üretimi. Tarımsal üretim. Ekonomi bakımından, üretimin iki ana kolundan biri; kökeni toprak olan her türlü besin ve işlenmemiş işleyim özdeklerinin elde edilmesi. Zirai üretim. Sebze. Tahıl ve temel gıda ürünleri üretimi.

Ageing of the population : Doğumların azalması, sağlık koşullarının ve sağlıkbilimsel denetim ve bakımın ileri düzeye ulaşması sonunda ortalama yaşın büyümesi nedeniyle bir ülke ya da bölge nüfusunda yaşlı kişiler oranının artması. Nüfus yaşlanması.

Abrasion platform : Dalga aşındırma düzlüğü. Dalga aşındırması düzlüğü. Aşınan ve karaya doğru gerileyen bir yalı yarın yerinde oluşan, denize doğru azıcık eğimli yerey.

Resident : Stajyer doktor. Yerleşmiş olan kimse. Yerli. Bir yerde oturan. İkamet eden kimse. Sakin. Oturan kimse. Yerleşik. İkamet eden.

Deviation : Rota değiştirme. Ölçülen değerlerin ortalama ya da belli bir değerden farkı. İnhiraf. Deviasyon. Bir ışık ışınının yansıma, kırılım ya da kırınımla doğrultusunda oluşan değişim açısı. bir ölçümde, gerçek değer yöresindeki açılım. yüklü parçacıkların, uygulanan alanlarla gidiş doğrultularını değiştirmeleri. Uzaklaşma. Ayar noktası ile denetilen değişkenin değeri arasındaki ayrım. Sapma, normal yerini değiştirme. Ayrılık. Sapma.

Occupant : Kiracı. Bir yerde oturan kimse. Oturan kimse (ev veya bina veya oda vb'nde). İşgalci. Bir konutta ya da bir yerleşim yerinde oturan, orada yerleşmiş olan kimse. Oturan kimse. Kullanıcı. Yatan kimse (yatakta). Oturman. İşgal eden kimse.

Agrarian geography : İnsan coğrafyasının, tarımsal çalışma koşullarını, çeşitli iklim bölgelerinin ana tarımsal ürünlerini ve bunların o ülke ya da ülkeler ekonomisindeki yerini inceleyen bölümü. Tarım coğrafyası.

Outlier synonyms : aluvial terrace, agricultural co operative, occupier, buttes, adventife cone, altimetric profile, aluvial coast, aberrant observation, air route, age pyramid, afforestation, abandoned meander, aboriginal population.

Outlier zıt anlamlı kelimeler, Outlier kelime anlamı

Nonresident : Okuduğu yerin yerlisi olmayan (öğrenci). Geçici olarak oturan. Bölgeye ait olmayan. Ülke sakini olmayan kişi. Ülke sakini olmayan. Ülkesi dışında yaşayan (kimse). İkamet etmeyen. Yerleşik olmayan. Görevli bulunduğu yerde oturmayan (kimse).

Outlier ingilizce tanımı, definition of Outlier

Outlier kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who does not live where his office, or business, or estate, is.