Overstayed türkçesi Overstayed nedir

  • Gereğinden fazla kalmak.
  • Fazla kalmak.
  • Çok uzun kalmak.

Overstayed ile ilgili cümleler

English: Many of the guests overstayed their welcome.
Turkish: Misafirlerin çoğu ziyareti uzatıp bıktırdı.

English: I think I've overstayed my welcome.
Turkish: Sanırım karşılamamı fazla uzattım.

English: Ali has overstayed his visa.
Turkish: Ali vizesinden uzun kaldı.

Overstayed ingilizcede ne demek, Overstayed nerede nasıl kullanılır?

Overstay : Gereğinden fazla kalmak. Fazla kalmak. Çok uzun kalmak.

Overstaying : Gereğinden fazla kalmak. Çok uzun kalmak.

Overstays : Fazla kalmak. Gereğinden fazla kalmak. Çok uzun kalmak.

Overstaffed : Memur kadrosu kalabalık olan. Gerekenden çok çalışanı olan.

Overstand : (fiyat) yüksek kalmak.

Overstepped : Aşılmış. Tecavüz etmek (sınır). Tecavüz edilmiş (sınır vb). Aşmak (sınır).

Overstates : Dallandırmak. Mübalağa etmek. Büyütmek. Şişirmek. Abartmak.

Overstating : Abartmak. Şişirmek. Mübalağa etmek. Büyütmek. Dallandırmak.

Overstep the mark : Aşırı gitmek. Çok olmak. Su koyvermek. Çizgiyi aşmak. Haddini aşmak. Çok ileri gitmek. Çizmeyi aşmak.

Overstated : Abartılmış. Büyütmek. Abartmak. Üzerinde fazla durulmuş.

İngilizce Overstayed Türkçe anlamı, Overstayed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Overstayed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Gas : Eğlenceli şey. Övünmek. Gaz. Saçmalamak. Uzun süre konuşmak. Uçun. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Benzin. Gazlamak. Bir özdeğin moleküllerinin özgürce ötelenme devinimi yapabildikleri, sınır yüzeyi olmayan evre.

Exaggerated : Fahiş. Aşırı. Abartı. Mübalağalı. Abartmalı. Abartılmış. Abartılı. Şişirilmiş.

Magnify : Büyük göstermek. Göklere çıkarmak. Abartmak. Övmek. Büyültmek. Methetmek. Büyütmek.

Gasconade : Övmek. Gösteriş yapmak. Methetmek. Övünmek. Yüksekten atmak. Övünme. Missouri eyaletinde şehir. Böbürlenmek.

Aggrandize : Abartmak. Çoğaltmak. Büyütmek. Artırmak. Yüceltmek.

Boast : İftihar etmek. Övünç kaynağı. Kendini övmek. Böbürlenmek. Övünç. Büyük konuşmak. Övünç duymak. Atıp tutmak. İftihar. Tafra satmak.

Tout : Tiyo vermek. Simsarlık yapmak. Almaya ikna etmek. Müşteri çekmeye çalışmak. Çığırtkanlık etmek. Müşteri toplamak. Yapışkan satıcı. Tüyo vermek. Çığırtkan. Karaborsacılık etmek.

Lard : Domuz yağı ile yağlamak. Hayvansal yağ. Domuz yağıyla yağlamak. Süslemek (konuşma). Domuz yağı. Domuz iç yağı. Domuz yağı sürmek. Kuyruk yağı.

Embroider : Allayıp pullamak (argo terim). Süslemek. İşleme. Allayıp pullamak. Nakışla süslemek. Abartmak. Nakış işlemek. Ballandırmak. Hayalinden bir şeyler katarak anlatılanı süslemek. Şişirmek.

Outstaying : -den daha fazla kalmak. Geçirmek (tatil). Geçirmek (tatil vb.).

Overstayed synonyms : hyperbolise, overdone, blow up, blow, exaggerate, overstays, outstays, overstress, misinform, dramatise, overemphasise, outstayed, overemphasize, shoot a line, bluster, dramatize, amplify, brag, overstaying, embellish, vaunt, pad, aggrandise, outstay, overstay, hyperbolize, mislead, overdraw, swash, immoderate.

 

Overstayed zıt anlamlı kelimeler, Overstayed kelime anlamı

Moderate : Görüşleri aşırıya kaçmayan. Ilımlı kimse. Başkanlık etmek. Yatıştırmak. Ilıman. Yumuşatmak. Ilımlılaştırmak. Orta. Azaltmak. Yatışmak.

Understate : Olduğundan eksik veya hafif göstermek. Tefrit etmek. Hafife almak. Küçük söylemek. Olduğundan eksik göstermek. Olduğundan az göstermek. Küçümsemek.