Overthrust türkçesi Overthrust nedir

  • Bindirme.
  • Kırık düzleminin eğim açısı küçük, atımı büyük olan ters kırık.
  • Aşma.
  • Sürüklenme.
  • Jeoloji alanında kullanılır.

Overthrust ingilizcede ne demek, Overthrust nerede nasıl kullanılır?

Overthrust nappe : Aşma örtüsü. Bindirme örtüsü. Çok uzağa sürüklenmiş bir bindirme kütlesi.

Overthrust plane : Bindirme düzlemi. Üzerinde, bindirilmiş bir tomruğun sürüklendiği yüzey.

Block overthrust : Kesim bindirmesi. Kırık düzlemi, yatay ya da yataya yakın bir ters kırıkla, eski bir kesimin daha yenisinin üstüne bindirmesi.

Fold overthrust : Ters yanı çok ileri doğru sürüklenerek, büsbütün makaslanmış olan yatık kıvrım. Kırıklı yatık kıvrım.

Overthrew : Altüst etmek. Alaşağı etmek. Çökertmek. Bozmak. Düşürmek. Yıkmak. (hükümet vb) devirmek. Yenmek. Devirmek (hükümet vb'ni). Devirmek.

Overthrown : Devirmek. Devrik. Devrilmiş. Yıkılmış. Yıkmak. Düşürmek. Çökertilmiş. Çökertmek. Devrilen.

Overthrow the government : Hükümeti devirmek.

Overthrow : Yıkmak. Alaşağı etmek. Çökertmek. Yenmek. Düşürmek. Bozmak. (hükümet vb) devirmek. Devirmek. Altüst etmek. Devirmek (hükümet vb'ni).

The government was overthrown : Hükümet çöktü. Bir devrim yaşandı. Hükümet düşürüldü. Bir hükümet darbesi gerçekleşti.

 

Be overthrown : Tahtından edilmek. Makamından edilmek. İktidarından edilmek. Alaşağı edilmek. Koltuğundan edilmek. Devrilmek.

İngilizce Overthrust Türkçe anlamı, Overthrust eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Overthrust ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Corbeling : Çıkma. Çıkma desteği. Bindirmelik. Destek. Destekle çıkmak. Konsol. Boru desteği.

Drifting : Bir yerleşim yerinden diğerine peş peşe geçme. Akışa kapılma. Göl deniz veya başkaca bir kütlesinin üzerinde sürüklenme. İpsiz sapsız. Serseri. İpsiz. Akma. Art arda yerleşim yeri değiştirme.

Embarkations : Yüklenme. Uçağa biniş. Girişme. Binme. Yükleme işlemi. Gemiye binme. Yük alma. Yükleme. Gemiye bindirme.

Being drawn : Uzatılma. Çekilme. Uzatılmış olma. Temsil edilme. Seçilmiş olma. Sürüklenmiş olma. Seçilme. Çekilmiş olma. Temsil edilmiş olma.

Embarking : Yolcu almak. Uçağa yükleme. Yüklenmek. Yüklemek. Bindirmek. Uçağa bindirmek. Uçağa bindirme. Uçağa yüklemek. Yükleme. Kalkışmak.

Corbels : Boru desteği. Çıkma. Çıkma desteği. Destek. Bindirmelik. Konsol.

Alkali rocks : Öteki bileşenlere oranla, alkalilerin çokluğu gibi ayırt edici bir özellik gösteren ve genel olarak sodyumlu piroksen, sodyumlu amfibol ya da feldspatsıları kapsayan magmatik kayaçlar. Alkali kayaçlar. Alkali kayaç.

Driftage : Sürükleniş. Sürüklenme mesafesi. Suda sürüklenen şey. Sürükleyiş.

Overshoot : Aşırı salınım. Aşırılığa kaçmak. Çok hızlı gidip kaçırmak. Geçmek. Geçip gitmek. Hedeften öteye atmak. Hedefi aşırmak. İleriye atmak.

Acid fumarole : Asit fümarol. Ekşit (asit) tüten. 200°-800° c. sıcaklıkta, hcı, so2 nh2 cl, h2o bileşimli gazlar çıkaran fumaroller. Asit tüten.

 

Overthrust synonyms : agricultural geology, imbrications, absolute chronology, after shock, abyss, absolute age, negotiation, advance of aglacier, crossover, abysal environment, transcension, adjacent rock, negotiations, corbel, encroachment, acrozone, entrainment, algonkian, exceeding, overshoots, embarkment, abrasive power, embarkation, lap joint, aggregats, crossovers, adventive cone, passing over, lapped, half lap dissolve, scud, being dragged, overcoming.