Owes türkçesi Owes nedir

  • Minnettar olmak.
  • Borçlu olmak.
  • Duymak (his).

Owes ile ilgili cümleler

English: Ali hasn't yet paid back the money he owes me.
Turkish: Ali bana borçlu olduğu parayı henüz geri ödemedi.

English: Ali is going to pay me back what he owes me on Monday.
Turkish: Ali pazartesi günü bana borcunu geri ödeyecek.

English: Ali has paid back what he owes us.
Turkish: Ali bize olan borcunu geri ödedi.

English: Ali certainly owes Mary an apology.
Turkish: Ali kesinlikle Mary'ye bir özür borçlu.

English: Ali has promised to pay back the money he owes by the end of the month.
Turkish: Ali ödünç aldığı parayı ayın sonuna kadar geri ödeyeceğine söz verdi.

Owes ingilizcede ne demek, Owes nerede nasıl kullanılır?

Hollowest : Delik. Sahte. Oyuk. Boşluktan gelen. Yalan. Aç. Delikli. Çökmüş. Boş. Çukur.

Howes : Oklahoma eyaletinde yerleşim yeri.

In the narrowest sense : En dar anlamıyla.

Lowest : En düşük. En aşağı. En küçük. Asgari.

Lowest common multiple : En küçük ortakkat. En küçük ortak çarpan.

Lowest level : En düşük düzeyi.

Sallowest : Benzi sararmış. Renksiz. Solgun. Soluk.

Sexual prowess : Seks yapabilme yeteneği. Cinsel deneyim. Cinsel hüner. Cinsel yönden yeterlilik.

Mellowest : Yıllanmış (şarap). Tatlı (ses veya renk). Yumuşaklık. Olgun. Yumuşatmak. Cana yakın. Olgunlaşmak. Yumuşamak. Yıllanmış. Tatlı.

 

Shallowest : En sığ. Üstünkörü olan. Yüzeysel. Derin olmayan. Sığ. Üstünkörü.

İngilizce Owes Türkçe anlamı, Owes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Owes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be owing : Borcu olmak.

Appreciates : Zevk almak. Takdir etmek. Değerlemek. Değerlenmek. Değeri artmak. Değer kazanmak. Beğenmek. Anlamak. Değerini artırmak. Değer biçmek.

Build upon : -e dayalı olmak.

Build on : Genişletmek. Üzerine eklemek yaparak geliştirmek. İnşa etmek. Dayandırmak. Derece derece artırmak veya genişletmek. Kademeli olarak eklemek (bir bina veya mevcut yeteneklere).

Rest on : -e koymak. -e dayanmak. Gözünü ayırmamak. Bağlı olmak. İleri gelmek. -e dayalı olmak. -e dayamak. Güvenmek. Dikmek (göz). Sabit bakmak.

Be in debt : Borç içinde olmak. Borçlanmak.

Be obliged : Mükellef olmak. Zorunda olmak. Minnet duymak. Mahkum olmak. Müteşekkir olmak. Mecbur olmak.

Appreciated : Beğenmek. Makbule geçen. Değer kazanmak. Değer vermek. Değerlenmek. Değerlendirmek. Değerini bilmek. Fiyatını yükseltmek. Takdir etmek.

Be grateful : Minnet duymak. Minnettar kalmak. İyilik bilmek. Müteşekkir olmak. Şükran duymak.

Owed : Borçlu.

Owes synonyms : chalk up, appreciate, repose on, run up, be under an obligation, be in the red, be indebted to somebody, owe, be obliged to.