Oyer türkçesi Oyer nedir

Oyer ile ilgili cümleler

English: Employers sometimes exploit their workers.
Turkish: Patronlar bazen işçilerini sömürürler.

English: Employers cannot refuse to hire workers because of their race, religion, ethnic origin, skin colour, sex, age, marital status, disability or sexual orientation.
Turkish: İşverenler ırkları, dinleri, etnik kökenleri, deri renkleri, cinsiyetleri, yaşları, medeni durumları, engellilikleri ya da cinsel yönelimleri nedeniyle işçileri işe almayı reddemezler.

English: He had words with his employer and was fired.
Turkish: Patronu ile tartıştı ve kovuldu.

English: Children must obey their parents and parents must obey their employers.
Turkish: Çocuklar ebeveynlerine itaat etmek zorundadır ve ebeveynler patronlarına itaat etmek zorundadır.

English: Ali saw his former employer at a conference.
Turkish: Ali eski patronunu bir konferansta gördü.

Oyer ingilizcede ne demek, Oyer nerede nasıl kullanılır?

Oyer and terminer : Dinleme ve karar verme. Sorgulama ve hüküm. Ağır ceza mahkemesi.

Oyers : Sorgu. Adli soruşturma. Davayı dinleme. Dinleme.

Annoyer : Tacizci. Rahatsız eden. Kızdıran kimse. Rahatsız eden kimse. Sinirlendiren şey.

Annoyers : Kızdıran kimse. Rahatsız eden. Rahatsız eden kimse. Sinirlendiren şey. Tacizci.

 

Conditional brevet for employer : İşverenin olacağı kararlaştırılmış bulgu. Çalışma sırasında bulunacak yenilikler için, işverenin belge alması önceden uygun bulunmuş ve anlaşmaya varılmış bulgular.

Decoyer : Tuzağa düşüren kişi.

Destroyer pricing : Yıkıcı fiyatlandırma. Aksak rekabet piyasasında etkinlikte bulunan firmaların, rakip firmaları piyasadan çıkarmak veya piyasaya olası girişleri engellemek amacıyla mallara çok düşük fiyat belirlemelerine dayanan fiyatlandırma yöntemi.

Coyer : Mahcup. Çekingen. İsteksiz. Nazenin. Cilveli. Utangaç. Nazlı. El bebek gül bebek. Alabama eyaletinde şehir.

Destroyers : Destroyer. Destroyerler. Yok edici şey. Torpido ve denizaltı muhribi. Yok edici kimse.

Employer : İşveren. Patron. Çalıştıran. Bir iş sözleşmesine dayanarak herhangi bir işte ücret karşılığı işçi çalıştıran tüzel ya da gerçek kişi. İş sahibi. İşçileri düşünü ya da beden gücüyle çalıştıran gerçek ya da tüzel kişi. İşletme sahibi. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İstihdam eden. İşçi çalıştıran.

İngilizce Oyer Türkçe anlamı, Oyer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Oyer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Auscultation : Organizmada oluşan fizyolojik veya patolojik seslerin aletsiz doğrudan veya alet yardımıyla dolaylı dinlenmesi, oskültasyon. Stetoskop ile dinleme. Steteskop ile dinleme. Oskültasyon. Steteskop ile muayene. Aletle vücudu dinleme. Oskultasyon.

Enquiry : Anket. [#soru Soruşturma]. Tahkik. İstihbarat. Yoklama. Soru. Ticari soruşturma. İnceleme.

Interrogative : Soru soran. Soru zamiri. Soru sözcüğü. Soru biçiminde. Soru. Sorulu. Soru belirten. Soru ifade eden. Soru edatı.

Enquiries : Soruşturma. Soruşturmalar. Araştırmalar. Yoklama. Soru.

Auscultations : Oskültasyon. Aletle vücudu dinleme. Oskultasyon. Stetoskop ile dinleme. Steteskop ile dinleme. Steteskop ile muayene.

Sniffing : Koklama. Parlak.

Inquiry : Bahis. Soruşturma. Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. Soru. Sondaj. Tahkikat. Sormaca. Sorgulama. Anket. Danışma.

Finished : Apreli. Mafiş. Bitik. İşlenmiş. Tamamlanmış. İmalatı tamamlanmış. Mükemmel. Tam. Tamam. Bitirilmiş.

Listenings : Dinliyor. Dinleyiş. Dinleyen.

Oyer synonyms : oyers, interceptions, hearings, interrogations, concluded, ended, inquisition, monitoring, examination, grilling, interception, complete, listen, all over, listening, hearing, inquisitions, interrogatories, interrogation, terminated, cross examination, interrogatives.

Oyer zıt anlamlı kelimeler, Oyer kelime anlamı

Unfinished : Terbiye edilmemiş. Cilasız. İşlenmemiş. Bitirilmemiş. Kaba. Bitmemiş. Yarım kalmış. Noksan. Yarım. Tamamlanmamış.

Oyer ingilizce tanımı, definition of Oyer

Oyer kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A hearing or an inspection, as of a deed, bond, etc., as when a defendant in court prays oyer of a writing.