Püsür nedir, Püsür ne demek

Püsür; kökeni rumca dilinden gelmektedir.

"Püsür" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Kendi yetmiyormuş gibi bir de peşine püsür takmış!"

Yerel Türkçe anlamı:

Karışık, kusurlu, dolaşık (iş için).

Yünün eğirilmeye elverişli olmayan kaba kısmı.

Kendirin çöplü kısmı

Kendirin çöplü kısmı.

Karışık, dolaşık.(ip, saç ve benzeri şeyler).

Makat.

Eksiklik.

Yalnız aşağıdaki deyimde görülür: || poh. püsür: değersiz şeyler, kimseler

Tembel, kalpazan.

Fransızca'da Püsür ne demek?:

selle

Püsür kısaca anlamı, tanımı:

Bok püsür : Hoşa gitmeyen, can sıkan şey ve onun ayrıntı ve pürüzleri.

Püsürlü : Püsürü olan, pürüzlü.

Püsürsüz : Püsürü olmayan, pürüzsüz.

Püsürüklük : Pısırıklık.

Sıkıcı : İç sıkan, can sıkan, tedirgin eden.

Karışık : Dolu. Saf olmayan. Karışmış. Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan. Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan, çapraşık. Düzensiz, dağınık, intizamsız. Ayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş. Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan.

Ayrıntı : Bir tiyatro eserinde ana düşünceye yardımcı olan kelime, cümle veya eşya. Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat, detay. Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat.

 

Pürüz : Engel, güçlük. Bir şeyin düzgünlüğünü bozacak çıkıntı, gedik veya kusur.

İstenme : İstenmek işi.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Tembel : İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan (kimse), üşengeç. Fonksiyonunu yerine getirmede yavaşlık gösteren (organ).

Can : İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık. Çok içten, sevimli, sevilen, şirin. İnsanın kendi varlığı, özü. Yaşama, hayat. Kişi, birey. Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi. Gönül. Güç, dirilik.

Kalpazan : Yalan ve hile ile iş gören kimse. Sahte para basan veya piyasaya süren kimse.

Dolaşık : Kolay çözülmeyecek veya içinden çıkılmayacak derecede karışık. Amacını doğrudan doğruya değil de dolayısıyla sezdiren. Karışık (saç, ip vb.). Dolaşarak giden (yol).

Saç : Yassı demir çelik ürünü. Bu üründen yapılan. Bu nesneden yapılmış, üzerinde yufka yapılmış olan dışbükey pişirme aracı.

Kusurlu : Kusuru olan.

Püsür olmak : Karışmak, dolaşmak (saç, ip, iplik vb. şeyler).

Püsürge : Süpürge.

Püsürgeç : Sac üzerinde pişirilen ekmeği çevirmeye yarayan kürek biçiminde tahta araç. Sacda pişen yufkayı çevirmeye yarayan araç,çevirgeç.

Püsürlük : Tembellik.

Püsürmek : Püskürterek saçmak.

Püsürük : Bulamacın üzerine pekmez dökülerek yapılan bir çeşit yiyecek. Derme çatma, gelişigüzel : Böyle püsürük laflarla beni sinirlendirme. Pısırık, beceriksiz. Pasaklı, kirli : Püsürük kadın geliyor. Geriye artan, takanak : Hesabında püsürük bırakma. Toprak damlı evlerde dama döşenen cıvık çamur. Cimri. Pis, özensiz giyinen.

 

Püsürüklü : Karışık, dolaşık, eksik (iş için). Çöplü, karışık (yiyecek). Pis, pasaklı: Püsürüklü avrat.

Diğer dillerde Püsür anlamı nedir?

İngilizce'de Püsür ne demek? : 1. flaw, defect, mistake. 2. headache, botheration, botherment, pain in the neck. 3. the difficult part of a job or matter. 4. petty, annoying details. 5. unwelcome person, unwanted person, pain in the neck (whom someone brings along with him).