Panic türkçesi Panic nedir

  • Telaş.
  • Paniğe kaptırmak.
  • Korkmak.
  • Ürkü.
  • Paniğe uğratmak.
  • Panik.
  • Panik yapmak.
  • Ürküntü.
  • Paniğe kapılmak.
  • Sosyoloji alanında kullanılır.
  • Panik olmak.
  • Bir çekince karşısında kalan bireylerin ya da kalabalıkların her türlü denetimin dışında davranmalarının yol açtığı karışıklık.

Panic ile ilgili cümleler

English: Man returns to his phylogenetic roots in panic situations.
Turkish: İnsan, panik durumunda filogenetik köklerine döner.

English: Jale had a panic attack.
Turkish: Jale'nin panik atağı vardı.

English: The train was derailed, and panic ensued.
Turkish: Tren raydan çıktı, ve panik oldu.

English: The fire caused a panic in the theater.
Turkish: Yangın tiyatroda paniğe neden oldu.

English: Ali is having a panic attack.
Turkish: Ali bir panik atak geçiriyor.

Panic ingilizcede ne demek, Panic nerede nasıl kullanılır?

Panic attack : Panik saldırısı. Panik nöbeti. Panik atak.

Panic lights : Aksama aydınlatması. Olağan ışık çevriminde bir aksama olduğunda kendiliğinden çalışan aydınlatma düzeni.

Panic reaction : Panik tepkisi.

Panic stricken : Paniğe kapılmış. Panik.

Panic struck : Panik. Paniğe kapılmış.

Panicked : Paniğe kapılmak.

Push the panic button : Etekleri tutuşmak. Paniğe kapılmak. Eteği tutuşmak. Paçası tutuşmak.

 

Cause to panic : Paniğe yol açmak.

Couse a panic : Ateşe vermek.

Banking panic : Bankaya hücum. Bir ya da daha fazla bankaya güvenin sarsılması sonucu, mevduat sahiplerinin birdenbire ve aynı anda paralarını geri çekmek için hücum etmesi olayı. Bankacılık paniği.

İngilizce Panic Türkçe anlamı, Panic eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Panic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Alienation : Yabancı emek. Aliyenasyon. Belli tarihsel koşullarda insan ve toplum etkinlikleri ürünlerinin (emeğin, paranın, toplumsal ilişki sonuçlarının, insanın özelliklerinin ve yeteneklerinin) bu etkinliklerden bağımsız ve bunlara egemen ya da özlerinde olduklarından değişik biçimde kavranması. Bireyin çevre koşullarına aykırı düşmesi ya da kendisini başkasının gözüyle görmesi. Uzaklaşma. Ötekileştirme. Aralarını açma. Yabancılaşma. Soğutma.

Bustles : Koşuşturmak. Acele etmek. Acele. Koşuşturma. Faaliyet. Koşuşmak. Telaşlanmak. Aceleyle hareket etme. Telaş etmek.

Bustled : Koşuşturmak. Koşuşturma. Acele etmek. Aceleyle hareket etmek. Acele. Telaşlanmak. Telaş etmek. Aceleyle hareket etme. Koşuşmak.

Commotion : Hareket. Heyecan. Zürzavar. Ayaklanma. Karmaşa. Keşmekeş. Patırtı. Şamata. Karışıklık.

Tailspins : Kargaşa. Hengame. Döne döne düşme (uçak). Vril (uçağın girdiği).

Anxiousness : Endişelilik. Anlayış. Huzursuzluk. Sabırsızlık. Endişe. Üzüntü. Kaygı. Şiddetli arzu. Istırap. Endişeli olma.

Hubble bubble : Karışıklık. Dumanın sudan süzüldüğü sigara içme borusu. Nargile. Kargaşa. Gürültü. Ayaklanma.

 

Panic stricken : Paniğe kapılmış.

Panic synonyms : affect with panic, panics, disturbance, panic struck, be scared of, be alarmed, panicked, apprehending, ado, discomposure, agression, dither, excitements, dread, getting panicky, chicken out, phobia, panicky, commotions, tailspin, ferment, take alarm, swivet, alarms, anxiety, adaptive behavior, boggled, agnation, excitement, boggle, be scared, dithers, be frightened.

Panic zıt anlamlı kelimeler, Panic kelime anlamı

Fearlessness : Korkusuzluk. Pervasızlık. Cesaret.

Unafraid : Korkusuz. Korkmayan.

Panic ingilizce tanımı, definition of Panic

Panic kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Also, the edible grain of some species of panic grass. As, panic fear, terror, alarm. Esp., a sudden and groundless fright. - - said of fear or fright. A sudden, overpowering fright. Panic grass. As, the troops were seized with a panic. Extreme or sudden and causeless. A plant of the genus Panicum. Unreasonable. Terror inspired by a trifling cause or a misapprehension of danger. They fled in a panic.