Parak nedir, Parak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Karışık, taranmamış (saç, tüy, yün): Koyunun tüyü parak olmuş.

Hayvanların yazın konulduğu yer, ağıl.

Parak anlamı, tanımı

Para : Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit. Kuruşun kırkta biri. Kazanç

Kalıtsal parakeratozis : Kalıtsal çinko yetersizliği.

Parakamı : Evlerde ateş yakılan yer, ocak. Evlerde ateş yakılarak çevresinde oturulan yer.

Parakantom : Epidermisin dikensi tabakasından gelişen tümör.

Parakende : Antalya şehrinde, Taşağıl bucağına bağlı bir yer.

Parakeratotik hiperkeratozis : Hiperkeratozis.

Parakeratozis : Hiperkeratozis.

Paraketa : Geminin saatteki hızını anlamak için kullanılan araç. Üzerinde yüzlerce iğneli köstek bulunan uzun balık oltası. Birden fazla balığın avcılığında durgun sularda kullanılan, su yüzeyi ile su zemin arasında uygun pozisyonlarda yerleştirilerek avcılık yapan, başı ve sonu şamandıralı, üçlü veya beşli yemli olta takımlarının bir araya gelmesinden oluşan pek çok üniteyi içeren, çok iğneli oltalar, barigat, paragat.

Paraketa sepeti : Elle atılıp toplanan küçük boy paraketaların istif edildiği sepet.

Paraketa toplayıcısı : Elle atılıp toplanamayan büyük boy paraketaların atılıp toplanmasında kullanılan makine, denize serilmiş paraketanın toplanmasında kullanılan el veya motor gücüyle çalışan tipleri olan araç.

 

Paraketacı : Paraketa ile balık avlayan kişi.

Parakete : Geminin saatteki hızını anlamak için kullanılan araç.

Parakırmızısı : P-nitroanilinden elde edilen anilin kırmızısı bir boya.

Parakloromerküribenzoik asit : Enzimlerin etkin merkezindeki sistein aminoasidinin sülfhidril grubuna bağlanarak geriye dönüşümsüz inhibisyona neden olan bir inhibitör.

Parakon : Sebatik veya suksinik asit ve etilen veya propilen glikol içeren yağ ve ısıya karşı dirençli sentetik kauçuğun ticari adı.

Parakonik asit : Formülü OCH2CH(COOH)CH2CO, mol kütlesi 130,1 g e.n. 58 °C olan, renksiz kristal bir madde.

Parakonin : Formülü C8H15N, mol kütlesi 125,2 g, k.n. 170 °C olan, bütiraldehidin amonyak ile ısıtılmasından elde edilen renksiz sıvı.

Parakorteks : Lenf yumrusunda timüs kökenli lenfositlerin bulunduğu bölüm.

Parakostal laparotomi : Karın boşluğuna kaburga yanından girilmesi.

Parakrin : Hücrelerden salgılandığında komşu hücreleri etkileyen maddelerin faaliyeti.

Parakrin hücreler : Endokrin hücrelerin aksine salgıları yakınındaki hücreleri etkileyen hücreler. Örnek: Mast hücreleri.

Parakrin iletişim : Otokoit salgılayan hücrelerin çevrelerindeki hücreleri etkilemesine aracılık eden iletişim.

Paraksantin : Formülü C7H8O2N4, mol kütlesi 180,2 g, e.n. 298 °C olan, renksiz kristaller halinde bulunan, suda çözünen bir madde. 1,7-dimetilksantan.

Ramus interventrikularis parakonalis : A. coronaria sinistra’nın sulcus interventricularis paraconalis içinde seyreden atardamar dalı.

Rumen parakeratozisi : İşkembe parakeratozisi.

Sulkus interventrikularis parakonalis : Kalbin sol yüzünde sulcus coronarius’tan başlayarak apex cordis yakınına kadar uzanan bir oluk.

Diğer dillerde Parahidrojen anlamı nedir?

İngilizce'de Parahidrojen ne demek ? : parahydrogen