Pegger türkçesi Pegger nedir

  • Temelde döviz kurları olmak üzere, altın, faiz, narh gibi fiyatların belirli bir düzeyde sabitleştiren.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Bağlayan.

Pegger ingilizcede ne demek, Pegger nerede nasıl kullanılır?

Pegged : Belirlemek. Kazık çakarak sabitlemek. Ağaç çivi ile çakmak. Saptamak. Atmak (taş vb.).

Pegged currency : Bağlı para. Değeri, bir sepete ya da yabancı bir paraya bağlı olarak tanımlanan ulusal para.

Pegged price : Sabit fiyat. Saptanmış fiyat.

Pegging : Fiyat tesbiti. Piyasa fiyatını tespit etme. Döviz kurunu sabit tutma. Atmak (taş vb.). Fiyat belirlenmesi. Temelde döviz kurları olmak üzere, altın, faiz, narh gibi fiyatların belirli bir düzeyde sabitleştirilmesi ve alım satımların hükümetçe bu fiyattan sürdürülmesi. Menkul kıymetin başlangıçtaki piyasa fiyatını tespit etme. Belirlemek. Döviz kurlarını belirli düzeyde sabitleştirmek.

Peggy : Kadın ismi. Bir bayan ismi.

Arpeggios : Arpej (müzik terimi).

Peg away : Azimle çalışmak.

Peg leg : Tahta bacak.

Peg bar : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Canlandırma masasında saydam yaprakların tam çakışmasın sağlayacak biçimde yerleştirilmesinde kullanılan ve üzerinde ölçün dişler bulunan çubuk. Tutturma çubuğu.

Peg away at : Durmadan çalışmak. Bir işte sebatla çalışmak. Dur durak bilmeden çalışmak. Gözünü kırpmadan çalışmak. Gece gündüz demeden çalışmak.

 

İngilizce Pegger Türkçe anlamı, Pegger eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pegger ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Connecting : Bağlantı. Birleştirici. Bağlama. Birleştiren. Bağlantı kuruluyor. Bağlayıcı. Başlama. Aktarmalı. Çalıştırma.

Look : İyileşmek. Aramak. Ümit etmek. Görünmek. Bakış. Görünüş. Görünmek (güzel veya hasta vb). Bakmak. Görmek. Göstermek.

Impatient : Acul. Titiz. Evegen. Tez canlı. Sabırsız. Aceleci. Tahammülsüz. Hoşgörüsüz. İvecen. Canı tez.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

 

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Pegger synonyms : binding, bonding, annectent, copulative, copulatory, attacher, bondings, a change in demand, abnormal budget, braiders, anxious, a change in individual demand, a shift in supply, coordinator, ability to pay approach, hot, abnormal budget receipts, enthusiastic, braider, connective, annectant, raring, a shift in demand, attachers, a pass through certificate, conjunctives, dying, overeager, conjunctive, a type mutual funds.

Pegger zıt anlamlı kelimeler, Pegger kelime anlamı

Unenthusiastic : Soğuk. Coşkulu olmayan. Kayıtsız. Gayretsiz. İsteksiz. İlgisiz. Gevşek. Cansız. Donuk. Ateşli olmayan.

Small : Mütevazi. Küçücük. Sıradan. Ufak ufak. Alçak. Önemsiz. Ufak. Minik. Ufacık. Basit.

Little : Be.az miktarda. Genç. Birazcık. Küçük. Ufak şey. Cici. Önemsiz. Az miktar. Hemen hemen hiç. Azıcık.

Pegger antonyms : uneager.

Pegger ingilizce tanımı, definition of Pegger

Pegger kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who fastens with pegs.