Pep türkçesi Pep nedir

Pep ile ilgili cümleler

English: When is the pep rally?
Turkish: Takımı desteklemek için ne zaman toplanacağız?

English: "How many keys?" asked Pepperberg.
Turkish: Pepperberg "Kaç tane anahtar?" diye sordu.

English: Add a little more pepper.
Turkish: Biraz daha biber ekle.

English: Do you really want to go to the pep rally?
Turkish: Gerçekten moral mitingine gitmek ister misin?

English: After cutting habanero peppers, be careful not to rub your eyes.
Turkish: Habanero biberlerini kestikten sonra gözlerini ovalamamak için dikkatli ol.

Pep ingilizcede ne demek, Pep nerede nasıl kullanılır?

Pep pill : Uyarıcı hap. Kuvvet hapı. Amfetaminli ilaç. Kuvvet veren hap. Amfetaminli hap.

Pep talk : Moral konuşması. Canlandırıcı konuşma. Moral verici konuşma. Cesaret konuşması. Maçlarda koçların oyuncuları cesaretlendirmek için yaptığı motivasyon konuşması.

Full of pep : Gayretli. Girişken.

Pepdidoglycan : Gram pozitif bakterilerde hücre duvarının esasını ve en önemli kısmını oluşturan n-asetilglukozamin ve n-asetilmuramik asidin bir peptide kovalent bağlarla bağlanmasıyla oluşan polimer. Peptidoglikan.

Peplomer protein : Zarflı virüslerin yüzeylerinde bulunan ve çivi proteinler olarak da adlandırılan çıkıntılar veya glikoprotein uzantılar. Peplomer protein.

 

Pepperbox : Biberlik.

Pepper box : Biberlik.

Pepper : Karabiber. Toz biber koymak. Kırmızıbiber. Üzerine biber ekmek. Biberlemek. Biber. Pul biber koymak. Biber serpmek.

Peppercorns : Sembolik ödeme. Karabiber tanesi. Biber tanesi. Sembolik kira. Çekilmemiş tane biber. Çekilmemiş biber. Biber tanesi (çekilmemiş). Çekilmemiş biber tanesi. Nominal kira.

Peppercorn : Sembolik kira. Biber tanesi. Çekilmemiş biber. Biber tanesi (çekilmemiş). Nominal kira. Çekilmemiş biber tanesi. Sembolik ödeme. Çekilmemiş tane biber. Karabiber tanesi.

İngilizce Pep Türkçe anlamı, Pep eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pep ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Grit : Yiğitlik. Grit. Kum tanesi. Yüreklilik. Mide taşları. Kanatlıların kaslı midesindeki yemleri öğütme işlemini artırmak amacıyla kullanılan, hayat için koşul olmamakla beraber sindirimi düzenleyen, tuz asidinde çözünmeyen granit, kuvars, çakmak taşı gibi taş parçacıklarından oluşan, isteğe bağlı alınabilen taşlar, grit. Çakıl. Gıcırdamak. Metanet.

Ascendancy : Egemenlik. İtibar. Üstünlük. Nüfuz. Hüküm sürme. Hüküm.

Ability : İktidar. İstidat. Kudret. Sanat. Yetenek. Yeterlik. Özlü toprak. Özgüç. Hukuk, eğitim, ekonomi alanlarında kullanılır. Çalışma gücü.

Dints : Ufak çukur. Çizgi. Çizik. İz. Çentik. Ufak çukur açmak.

Ardous : Çaba gerektiren. Zor. Çetin. Güçlüklerle dolu. Zorluklarla dolu. Zorlu.

Dint : Ufak çukur. Çizgi. Ufak çukur açmak. Çizik. Ufak oyuk. İz. Çentik.

 

Assiduity : Çalışkanlık. Özen.

Go : Devrolunmak. Götürmek. Bahse girmek. Gitmek. İşlemek. Haline gelmek. Başlamak. Ayrılmak. Geçmek. Sonuçlanmak.

Birr : Mırıldanma sesi. Konuşma sırasında kelimelere yapılan vurgu. İrlanda'da yerleşim yeri. Eski etiyopya para birimi. Etiyopya'nın eski para birimi.

Faculty : Geleneksel olarak bellek, usavurma, algılama ya da imgeleme gibi insanın doğuştan gelen zihin güçlerinden herhangi biri. a. bk. zihin yetileri. Fakülte. Kuvve. Ayrıcalık. Anlak, angı gibi üst ansal işlevselliklerin birbirinden ayrılabilen işlemleri ya da alt öğeleri. Yapma özgürlüğü. Allah vergisi. Yeti. Hassa. Yetenek.

Pep synonyms : firm intention, agileness, constancy, animateness, energy, doughtiness, arduous, enthusiasms, impetus, determination, animations, breath of life, spirit, arm, grands, animation, buoyancy, ardour, agility, nimbleness, ardency, abilities, energies, efforts, liveliness, effort, limberness, exponent, dapperness, get up and go, ginger, grandest, elan.