Permease türkçesi Permease nedir

  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Hücre zarındaki taşıyıcı proteinler.
  • Permeaz.

Permease ingilizcede ne demek, Permease nerede nasıl kullanılır?

Permeability : Birim zar alanı başına geçişi ölçen katsayı. Permeabilite. Bir zarın, iki tarafında bulunan maddeleri bir taraftan diğer tarafa geçirebilme yeteneği, permeabilite. Nüfüs edilebilirlik. Geçirgenlik. Biyoloji, coğrafya, fizik, kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Geçirimlilik. Geçirilgenlik. Su geçirgenliği. Kimi kayaç ve katmanlarda görülen, suyu emip alt katmanlara sızdırma niteliği, bk. geçirimsizlik.

Permeable : Kimi yükün ya da özdecikleri içinden göçüren (zar). Fizik, kimya, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Geçirgen. Sıvıların geçmesine elverişli kayaç. Gözenek büyüklüğüne göre kimi sıvı ve gazları arasından geçiren (özdek). Sıvı veya diğer bir maddenin içinden geçmesine izin veren. (sıvılar için) nüfuz etmeye açık. Permeabl. Nüfuz edilebilen. Geçirimli.

Permeable bed : Suyu geçirebilen, sızdıran katman. Geçirimli katman. Geçirgen tabaka.

Permeable membrane : Geçirgen zar.

Permeable rock : Geçirimli kayaç. Coğrafya, madencilik alanlarında kullanılır. Geçirgen kaya. Üzerine düşen suları kolaylıkla emip alttaki katmanlara geçiren kayaç türü. bk. gözenekli kayaç.

 

Permeates : Süzmek. İçine işlemek. Sızmak. Geçen. Sinmek. Süzüntü. Yayılmak. Nüfuz etmek. Geçmek.

Permeanent neurotoxic effect : Amfetamin ve metilamfetamin gibi bazı ilaçların yüksek dozda uzun süreli verilmesi sonucu yaptığı, striatal dopaminerjik sinir uçlarıyla hipokampus, amigdala, serebral korteks ve sıtriatumdaki seratonerjik sinir uçlarını tahrip etmesiyle oluşan etki. Kalıcı nörotoksik etki.

Permeant : Geçirgen. Geçirgen olma eğiliminde. Geçen. Geçebilen.

Permeating : Yayılmak. Yayılan. Sızmak. Sinen. Sinmek. Geçmek.

Permeate : Nüfuz etmek. Geçen. İçine işlemek. Sızmak. Süzüntü. Sinmek. Geçmek. Yayılmak. Süzmek.

İngilizce Permease Türkçe anlamı, Permease eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Permease ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Perforate : Sıralı delik açmak. Delikli. İçine işlemek. Delmek. Delikli yapmak. Nüfuz etmek. İçinden geçmek. Delik açmak. Delgi. Bir dizi delik açmak.

Riddle : Kalbur. Bulmaca. Muamma. Bilmece gibi konuşmak. Sırrını çözmek. Sır. Bilmece. Üstü kapalı konuşmak. Kalbura çevirmek. Doğruluğunu sınamak.

A clay : Beyaz kil. Sindirim kanalındaki zehirleri ve vitaminleri yüzeyde tutarak emilimlerini önleyen ve bağırsak duvarını kaplayarak koruyucu bir tabaka oluşturan doğal alüminyum silikat bileşiği, kaolin.

Penetrate : İşlemek. İyice anlamak. Çözmek. Yarmak. Sokulmak. İçyüzünü anlamak. Dalmak. İçine işlemek. Sızmak. Girmek.

Abdominal ovariectomy : Laparotomi yoluyla gerçekleştirilen kısırlaştırma. Abdominal ovaryektomi.

 

A c syndrom : A-c sendromu. Arnold-chiari yapılış bozukluğu.

Abdominal distention : Karın duvarının gergin olması, abdominal gerginlik. Abdominal gerginlik. Karın gerginliği.

A c deformity : A-c kusuru. Arnold-chiari yapılış bozukluğu.

Abamectin : Abamektin. Streptomyces avermitilis adlı bakteriden fermentasyon sonucunda elde edilen ve sığırlarda sindirim kanalı yuvarlak solucanları, akciğer kurtları, bit ve kenelerle mücadelede kullanılan, parazitlerde gaba salınımını artırarak ölümlerine neden olan bir ilaç.

A crochordon : Akrokordon. Köpeklerde küçük, kılsız, hiperplastik bir epidermisle damardan zengin kollajen dokudan ibaret, saplı veya sapsız, deri eklentileri içermeyen, deri sarkmalarıyla belirgin iyicil tümör, fibrovasküler papillom, yumuşak fibrom, pendilöz yumuşak fibrom.

Permease synonyms : spiritise, spiritize, abaxial, diffuse, imbue, abdominal palpation, negative, interpenetrate, a band, pervade, a amplitude mod, abattoir, abdominal fat necrosis, abdomen, a dna, abdominal pain.

Permease zıt anlamlı kelimeler, Permease kelime anlamı

Positive : Kati şey. Vazıh. Pozitif görüntü elde etmekte kullanılan boş film. bu yolda basım aygıtında kullanılmış ancak henüz işlemelikte işlenmemiş dolu film. işlemelikte işlenerek pozitif görüntüleri belirmiş film. pozitif görüntü. (genellikle) doğadakinin aynı renk tonunda görüntü veren duyarkatları ve bu görüntüleri anlatır. Pozitif resim. Bilgisayar, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Artı. Olumlu. Pozitif. Kuşkusuz. Pozitif görüntü (film).

Neutral : Artı ve eksi yükü olmayan, yansız. Etkisiz eleman. Herhangi bir konuda anlaşamayan iki karşıt düşünürler arasında hiç bir yana katılmayarak yönsüz kalma. Ilın uç. Ph'sı 7.0 olan; ne asit ne de baz olan madde. Rengi belli olmayan. Belirli bir niteliği olmayan. Tarafsız kimse. Seçmez yayıcı. Tarafsız ülke.

Tight : Zor. Sarhan. Dar. Sıkışık. Eli sıkı. Kritik. Kısa ve özlü. Sızmaz. Gergin. Cimri.

Permease antonyms : impervious, impermeable.