Phonology türkçesi Phonology nedir

  • Sesdizimi.
  • Görevsel sesbilim.
  • Sesbilim.
  • Gramer alanında kullanılır.
  • Söyleyiş ses bilgisi.
  • Bir dildeki kelimeleri ses yapıları, boğumlama noktaları ve boğumlanma özellikleri açısından inceleyen dil bilgisi dalı.
  • Fonoloji.
  • Fonetik.

Phonology ingilizcede ne demek, Phonology nerede nasıl kullanılır?

Experimental phonology : Belirli bir dildeki seslerin oluşmasını, boğumlanma yer ve özelliklerini, çeşitli teknik araçlara dayanarak tespit eden ses bilgisi dalı. Deneyli ses bilgisi.

Morpho phonology : Biçimsel sesbilim. Biçimsel sesdizimi.

Phonologic : Sesbilimsel.

Phonological : Sesbilimsel. Fonolojik. Sesçil.

Phonological transcription : Sesbilimsel çevriyazı.

Phono : Fono. Ses.

Phonogram : Ses sembolü. Fonogram. Fonografla yapılan ses kaydı. Ses işareti. Ses yazım birimi.

Phonograph : Gramofon (amerikan ingilizcesi). Kayıt aygıtı. Gramofon. Fonograf. Pikap.

Phonologists : Sesbilim uzmanı. Fonolog.

Phonographic : Fonograf ile ilgili. Fonografa ait. Fonografik. Ses kaydı ile ilgili. Fonografla yapılan.

İngilizce Phonology Türkçe anlamı, Phonology eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Phonology ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adams apple : Gırtlağın arka kıkırdak üzerine oturmuş bulunan ve iki kanadı ön tarafta birbiriyle birleşerek katlanmış kalkanı andırır bir çıkıntı meydana getiren kısmı. kalkan kıkırdağın erkeklerde, özellikle zayıf erkeklerde dıştan da belli olan bu çıkıntılı kısmına adem elması denir. Kalkan kıkırdak.

 

Accent intensive : Pekiştirme vurgusu. Söz içinde çoğu zaman vurguyu üzerinde taşıyan hecenin daha şiddetli vurgulanmasıyla, bir maksadın, bir duygunun daha iyi belirtilmesini sağlayan vurgu: yazlığa bu hafta mı taşınıyor sunuz? hayır, gele ıcek hafta; bu sevimsiz olaylar karşısında adamcağız ımahvoldu; bu gayretler yapıldı ama sonuç olarak ıhiçbir şey getirmedi; ıamma da yaptınız, dedi, siz hiç hasta görmediniz mi? vb.

Action verb : Eylem fiili. (gramer) eylem veya hareket belirten yüklemin merkezi olan kelime. Hareket veya eylem fiili. Kılış fiili. Cümlede yüklemin gösterdiği işin yapma niteliği taşıdığını, yapanın dışında bir nesneye yöneldiğini gösteren fiil: al-, bil-, getir-, derle-, düşün-, kaz-, yaz-, taşı- vb.

Phonemics : Sesbirimbilim. Fonem sistemi. Sesbirimbilgisi. Yazımbilim. Yazımsal sesdizimi.

Ablative : Aşınan. Kelime gruplarında ve cümlede, fiilin gösterdiği oluş ve kılışın kendisinden uzaklaştığını göstermek için kullanılan ad durumu: ikisinde de aynı sebeplerden gelme derin bir hüzün vardı (p. safa, şimşek, s. 34). önlerinden geçtiğimiz bütün bu yalılar, mehtaplık halleriyle, bizi guya bir «elite» bulunduğuna inandırıyordu (a.ş. hisar, boğaziçi mehtapları, s. 133). gençlikte önümüzde atinin bitmez mesafeleri gibi serilen bütün zamanlar elimizden ne kadar çabuk geçiyor. (göst.e. s. 225). fatmayı derinden beri daldığı içlenmelerden, unutulmanın acılarından, en keskin hareketle geçirmek için bu kadarı kafiydi (a.h. tanpınar, huzur, s. 77). tanıdığı adamdan bu odada ne vardı? maddenin ıstırabından başka hemen hemen hiçbir şey (göst.e., s. 324) vb. Çıkma durumu. İsmin den hali. Den hali. Buharlaşan. Den halindeki. İsmin -den halindeki. Ergiyen.

 

Descriptive linguistics : Betimsel dilbilim. Betimlemeli dilbilim. Tanımlayıcı dilbilim.

Adjectival construction : Somut, soyut adları ve kavramları çeşitli yönleriyle nitelemek veya belirtmek maksadıyla ve ona bağlı sıfatın tamlama dizilişinde oluşturduğu söz grubu. bu dizilişte sıfat tamlayan, sıfat tarafından nitelenen veya belirtilen ad tamlanan görevindedir: evet, pekala biliyorum ki, bir gün ben her şeyi bırakıp bu küçük yola dalarsam onun bittiği yerde bütün saadet ve hasretlerimi, eski yaşanmış rüyalarımı bulacağım, temiz, yepyeni, mesut bir adam olacağım (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları: bir yol, s.123). bu kötü günlerinde gülsüm’e bir ana gibi bakıyordu (r.n. güntekin, kızılcık dalları, s.29). tahir ağa, bugüne kadar üç nesil yetiştirmişti (r. n. güntekin, göst.e., s.29). sonra kızgın, dumanlı bir grup oldu; ezan sesleri arasında kısık, uyuşuk lambalar birer birer yanıp kasabayı kasvetli bir gece sardı (r.h.karay, memleket hikayeleri: şeftali bahçeleri, s.33). ben bu rüyayı on yedi yaşımda iken görmüş ve onu senelerce şehir şehir, sokak sokak aramış, daha ilk karşılaşmamızda, göğsüm daralarak: “işte bu odur!” demiştim (t. buğra, yarın diye bir şey yoktur, s. 35) vb. Sıfat tamlaması.

Orthoepy : Ölçünlü söyleyiş. Doğru telaffuz.

Accentuation : Ahenk durağı ile birbirinden ayrılmış kelime öbeklerinde, çok kez vurgulu hece üzerine düşen ve anlamı güçlendirmek üzere onun şiddetini artıran vurgu: ey türk gençliği/ birinci vazifen/ türk istiklalini/ türk cumhuriyetini/ ilelebet muhafaza/ ve müdafaa etmektir./ mevcudiyetinin/ ve istikbalinin/ yegane temeli/ budur./ bu temel/ senin/ en kıymetli hazinendir. (m.k. atatürk, nutuk, s. 607). || dur yolcu/ bilmeden gelip bastığın || bu toprak/ bir devrin/ battığı yerdir. || eğil de kulak ver/ bu sessiz yığın || bir vatan kalbinin/ attığı yerdir. (n.h. onan, çakıl taşları, ant., s. 921) vb. Ahenk vurgusu. Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. bir uygulamada çeşitli yöntemlerle kişiler, yığınlar, eşyalar ve simgeler vurgulanır. yönetmenin önemli işlerinden biri seyircinin en çok gözüne çarpması gereken şeyi seçmesidir. vurgu, gövde görünüşleri, değişik alanlar, ilişkiler, karşıtlıklar, yükseltiler vb. ile sağlanır. sahne konuşmasında bir tümceyi, belli bir durum içindeki anlamını doğru vererek söylemek için uygun sözcükleri yoğunlaştırmakta kullanılan ses vurgusu. Vurgulama. Vurgulu okuma. Vurgu işaretlerini koyma. Önemle belirtme. Vurgu işaretleri koyma. Belirtme.

Accidence : Bükün. Morfoloji. Yapıbilim. Tasrif. Çekim. Sarf usul ve prensipleri. Büküm. Yapım ve çekim sırasında kelime köklerinin farklı biçimlere girmesi şeklindeki kırılma olayı. büküm; arapça, almanca, ingilizce, rusça gibi sami, cermen ve islav dillerine özgü bir olaydır: ar. ketebe «yazdı» kökünün kütibe «yazıldı», yüktebü «yazılır», yüktebune «yazılırlar», litükteb «yazıl!»; katebu «mektuplaştı, yazıştı», katibun «yazan, katip», mektubun «yazılmış şey, mektup» mektebun «mektep okul» şekillerine girmesi; almanca sehen «görmek», sah «gördü», gesehen «görmüş, görülmüş»; ing. to write «yazmak» wrote «yazdı», written «yazmış, yazılmış» gibi.

Phonology synonyms : accusative, phonetics, adjektive, active voice, active verb, actif, ablaut, action noun, abstract noun, acoustics, phonetic, accent of group.

Phonology zıt anlamlı kelimeler, Phonology kelime anlamı

Phonology antonyms : prescriptive linguistics.

Phonology ingilizce tanımı, definition of Phonology

Phonology kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The science or doctrine of the elementary sounds uttered by the human voice in speech, including the various distinctions, modifications, and combinations of tones. Phonetics. Also, a treatise on sounds.