Picene türkçesi Picene nedir

Picene ingilizcede ne demek, Picene nerede nasıl kullanılır?

Epicene : Kadınsı. Eril ve dişil hali aynı olan kelime. Efemine. Her iki cinsin özelliğini taşıyan. Eril ve dişil hali aynı olan (kelime). Üniseks. Ortak cinsli. Cinsiyetsiz. Her iki cinse ait.

Epicenes : Her iki cinse ait. Efemine. Kadınsı. Cinsiyetsiz. Eril ve dişil hali aynı olan kelime. Ortak cinsli. Her iki cinsin özelliğini taşıyan.

Epicenter : Dışmerkez. Deprem özeği. Merkez üssü. Deprem merkezi. Deprem ortası. Dış merkez. Episantır. Merkezüssü. Depremin merkezi.

Epicenters : Dış merkez. Episentır. Merkez üssü. Merkezüssü. Deprem merkezi. Depremin merkezi. Episantır. Deprem özeği. Dışmerkez. Can alıcı nokta.

Epicentral : Episentere ait. Episentral. Merkez üssü ile alakalı. Bir depremin kaynağı ile alakalı. Merkezi ile alakalı.

Add spice to : Tuzu biberi olmak.

Epicentral area : Deprem özeğini çevreleyen alan. Deprem özek alanı. Merkezüssel alan.

Allspices : Yenibahar otu. Yenibahar. Baş biber.

Epicentrum : Deprem merkezi. Merkez üssü. Can alıcı nokta.

Apicectomy : Diş kökünün çıkarılması. Apisektomi.

İngilizce Picene Türkçe anlamı, Picene eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Picene ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Shadow : Gölgesi gibi takip etmek. İzlemek. Gizlice takip etmek. Gölgelendirmek. Bilgisayar, uzay, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Gözetlemek. Himaye. Gizlice izlemek. Peşinden ayrılmamak. Gölge.

Area : Civar. Boşluk. Bilgisayar, bilişim, coğrafya, fizik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Alan. Bir ülkenin km2 ya da mil2 birimiyle belirlenen alan genişliği. Yersel alan. Yüzölçümü. Bodrum girişi. Mesaha. Yöre.

Locale : Yer. Yerel. Olay yeri. Yöre. Mahal. Özellikle belirli bir olayın oluştuğu veya geçtiği yer. Yerel ayar. Yerel ayarlar. Bir olayın geçtiği yer. Yer (bir olayın geçtiği).

Darkness : Loşluk. Körlük. Esmerlik. Karanlık. Esrarengizlik. Kötülük. Belirsizlik. Bilinmezlik. Koyuluk. Gizlilik.

Country : Kırsal. Taşraya ait. Taşra. Vatan. Ülke. Kırsal kesim. Millet. Yöre. Kır. Sayfiye.

Item : Parça. Adet. İşlem maddesi. Poz. Bir bütünü oluşturan alt öğelerden, bir dizelgenin alt başlıklarından her biri. Bir ölçüm boyutu ya da konusuna ilişkin çeşitli konum ya da dizilleri dile getiren ve ölçme araçlarını oluşturan sözcük, tümce, anlatım, ayrıç ya da işlemlerden her biri. Kalem. Yazıl. Öge. Madde.

Light : Işımak. Işık. Rastlamak. Bir salonun ya da sahnenin aydınlatılması için yöneticinin ya da sorumlunun verdiği buyruk. Gerçekleşmek. Aydınlık. Işık vermek. Işıldamak. Görme organına bağlı ya da görme organı aracılığı ile olan bütün duyulanma ve algıların vergisi. görme organını uyarabilen ışınım. Soba yakmak.

Venue : Cinayet mahalli. Karşılaşma yeri. Olayın gerçekleştiği yer. Buluşma. Randevu. Mahkeme yeri. Yarış alanı. Bir etkinliğin gerçekleştiği yer. Mekan. Buluşma yeri.

 

Dark : Bilgisizlik. Gölge. Belirsizlik. Akşam. Siyaha yakın. Koyu renk. Karanlık. Esmer. Gizli. Çepel.

Locus : Yer. genlerin dna üzerindeki fiziksel yerleşim yeri. Geometrik yer. Geometik yer. Belli bir gen ya da bu genin alellerinden birinin kromozom üzerinde bulunduğu düşünülen yer. Lokus. Gezenek. Yörünge. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Mevki. Yer.

Picene synonyms : field of honor, stage.

Picene ingilizce tanımı, definition of Picene

Picene kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : H&?. A hydrocarbon (C&?. ) extracted from the pitchy residue of coal tar and petroleum as a bluish fluorescent crystalline substance.