Play for time türkçesi Play for time nedir
- Vakit geçirmeye çalışmak (spor terimi).
- Ağırdan almak.
- Zaman geçirmek.
- Oyalanmak.
- Zaman kazanmaya çalışmak.
Play for time ingilizcede ne demek, Play for time nerede nasıl kullanılır?
Play : Oynama üzere yazılmış tiyatro yapıtı. Canlandırmak (tiyatro terimi). Çalmak (müzik terimi). Kımıldanmak. Oynatmak. Eğitim, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Oynamak. Kımıldamak. Oyuncunun gerekli ses uygulayımı ve gövde hareketleri ile bir oyun kişisini canlandırması ya da göstermesi. Oyunluktaki belirli bir kişiyi canlandırmak.
For : Şerefine. -e uygun. Nedeniyle. Yüzünden. -e rağmen. Uğruna. -e elverişli. -den dolayı. Dair.
Time : Bir çağkuşağındaki katmanlı kayaçların oluş süresi. Vakit. Ayarlamak. Zaman. -in zamanını ölçmek. Müddet. Zamanlamak. Kere. Belirli bir zamana göre ayarlamak. Akıp giden olayların tekrar eden gök olaylarına göre sıralanmasından doğan bir kavram. güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına (saat açısına) karşılık bir ölçü.
Make a play for : İlgisini çekmeye çalışmak.
Be pinched for time : Zamanı yetmemek. Sıkışmak. Zamana ihtiyacı olmak.
Be rushed for time : Zamana sıkışmak. Zamanı olmamak.
Stall for time : Zaman kazanmaya çalışmak. Vakit kazanmaya çalışmak.
Be pushed for time : Zamanı daralmak. Zamana sıkışmak.
Be pressed for time : Vakti olmamak. Zamanı dar olmak. Zamanı daralmak. Dara gelmek. Zamana sıkışmak.
İngilizce Play for time Türkçe anlamı, Play for time eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Play for time ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Kill time : Zaman öldürücü. Zaman öldürmek. Sinek avlamak. Vakit öldürmek. Oyalayıcı. Vakit geçirmek.
Dillydallied : Ertelemek. Vakit öldürmek. Ayak sürümek. Geciktirmek. Tereddüt etmiş. (argo) oyalanmak. Sallanmak. Kararsız. Başka bir zamana bırakmak. Ağır davranmak.
Be pleased with : -den hoşnut olmak. Hoşlanmak. Memnun olmak. Memnun kalmak. Haz duymak. Memnun olmak ( dan). Hoşnut olmak. -den memnun olmak.
Daff : Aptalca davranmak. Üşengeçlik etmek. Oynamak. Gözünü korkutmak. Bir kenara atmak. Zaman harcamak. Başından atmak. Bir kenara koymak. Kenara koymak.
Dally : Vakit öldürmek. Sallanmak. Oynaşmak. Haylazlık etmek. İşi ağırdan almak. Zaman öldürmek. Eğlenmek.
Dawdles : Zaman harcamak. İşini ağırdan alarak vakit kaybetmek. Eğlenmek. Salınmak. Ağır davranmak. Aylaklık etmek. İşi ağırdan almak. Boşa geçirmek. Sallanmak.
Deferring : Riayet etmek. Geciktirme. Uymak. Ötelemek. Daha sonraki bil tarihe alma. Erteleme. Ertelemek (borç vb). Ertelemek. Tecil etmek.
Filibuster : Parlamentoyu engellemek. Haydutluk etmek. Parlamento tıkanıklığı. Korsan. Haydut. İşi uzatmak.
Be amused : Eğlenmek.
Dawdle : Boşa geçirmek. Salınmak. Zaman harcamak. İşini ağırdan alarak vakit kaybetmek. Aylaklık etmek. Eğlenmek. İşi ağırdan almak. Ağır davranmak. Sallanmak.
Play for time synonyms : stall for time, dragged, procrastinate, filibustered, dillydally, defers, delay, dawdled, dillydallies, while away, be amusing, pass the time of day, procrastinated, dallying, defer, amuse oneself, dillydallying, burn daylight, dallied, spend time, go slow, bum around, filibusters, dawdle along, drag, dallies, mess around, spend, filibustering, drags.

Bu kısımda Play for time kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Play for time ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Play for time anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Play for time ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.